İstikrarsız Bir Ekonominin İstikrarı: İstikrar İstikrarsızlıktır – Oğuz Esen (İTD 10)


Minsky’nin İstikrarsız Bir Ekonominin İstikrarı kitabının temel tezi kapitalist ekonomilerin içsel olarak istikrarsız oldukları dengesizlik ve işsizliğin kapitalist ekonomilerin normal işleyişinin bir sonucu olduğudur.

Hyman Minsky’nin tezlerinin ABD’deki spekülatif balonlarla, küresel krizle ve nihayet Euro krizi ile ilgili olduğunun fark edilmesiyle, Minsky’nin çalışmaları, o zamana kadar sınırları dışında tutulduğu ana akım iktisadi yaklaşımda bile belirli bir yankı buldu. Muhafazakar görüşleriyle tanınan The Economist dergisinden, Financial Times’a kadar uluslararası ekonomi medyası başta olmak üzere büyük bir çoğunluk küresel krizin başlamasını “Minsky Moment” ile ifade ediyordu. Bu ilginin bir göstergesi olarak, Minsky’nin İstikrarsız Bir Ekonominin İstikrarı kitabının kullanılmış kopyaları internette binlerce dolara satışa sunuluyordu2.

Bu haklı bir ilgiydi, çünkü Minsky kitabında benzer finansal araçlarla ilgili çok sayıda finansal krizi ayrıntıyla incelemiş ve bunların sağlam bir teorik çerçevesini çizmişti. Minsky’nin temel sorusu şuydu: Kapitalist ekonomiler neden finansal krizlere sürükleniyordu? Minsky’den önce çok sayıda iktisatçı krizlerle ilgilenmiş ve çoğunlukla iktisadi birimlerin kriz anındaki davranışları üzerinde yoğunlaşmış ve finansal krizleri şoklar, toplumsal cinnet vb. irrasyonel davranışlarla açıklamaya çalışmıştı. Minsky ise krizlerin nedenlerini, istikrarsızlık tohumlarının atıldığı her şeyin çok iyi gittiği dönemlerde aramıştı.

Minsky’nin İstikrarsız Bir Ekonominin İstikrarı kitabının temel tezi kapitalist ekonomilerin içsel olarak istikrarsız oldukları dengesizlik ve işsizliğin kapitalist ekonomilerin normal işleyişinin bir sonucu olduğudur. İşlerin iyi gittiği dönemlerde sağlam bir finansal sistem ve az sayıda finansal yenilik vardır. Bu dönem aşırı risk almayı ve yenilikçi davranmayı teşvik eder. Buradan sağlanan kazançlar arttıkça, bu ortamı bozacak koşullar yaratılmış olur. Sistemin göreli olarak istikrarlı olduğu zaman piyasa güçlerinin davranışları sistemi istikrarsızlığa doğru iter. Sonuçta paradoksal olarak, istikrar dönemleri aslında istikrarsızlığın başladığı dönemler olur.

Minsky’nin modeli İstikrarsızlığın önemli bir kaynağı yatırımın finansmanıdır. Yatırım finansmanının nasıl istikrarsızlığın kaynağı olduğu yatırımın finansal modeliyle açıklanmıştır. Model iki fiyat sistemine dayanır: üretilen çıktının fiyatı ve sermaye varlıkların fiyatı. Üretilen çıktı tüketim mal ve hizmetlerini, yatırım mallarını ve kamunun satın aldığı malları kapsar ve bunların fiyatı ücret maliyeti artı kar kuralına göre belirlenir. Sermaye varlıklarının fiyat düzeyi üretilen çıktının fiyatına göre yüksekse, koşullar yatırım için uygundur.

Cari üretimin fiyatına göre sermaye varlıklarının fiyatı düşükse koşullar yatırım için uygun değildir ve bir durgunluk ya da krize işaret eder. Ekonomik dalgalanmalar, Minsky’nin ifadesiyle, bu iki fiyat düzeyi arasındaki dansın bir sonucudur.

Sermaye varlık fiyatları da arz ve talebe bağlıdır. Sermaye mallarında cari üretim fiyatı sermayenin arz fiyatıdır. Bu fiyat üreticilerin yeni sermaye varlıkları üretmeye teşvik etmeye yetecek fiyattır. Ancak sermaye varlıklarının arzı kısa dönemde sabittir. Talep fiyatı ise bu malların gelecekte getirmesi beklenen gelir akımlarına bağlıdır ve bir belirsizlik söz konusudur. Ancak bu basit analiz iç finansmanla satın alınan sermaye mallarına uygulanabilir.

Sermaye varlıkları borç vb. dış finansmanla satın alınıyorsa, yatırımın finansmanı belirsizliği ve riski artırır. Sermaye malı borçlanma ile satın alındığında, borçlunun borcunu vadesinde ödeyememe riski, sermaye varlık talep fiyatını azaltacak, alacağın tahsil edilmeme riski de yatırımın arz fiyatını yükseltecektir. İşler iyi giderken borçlu ve alacaklı riskleri düşük olduğundan, işletmeler daha fazla borçlanacaklar, finansal kurumlarda kredi arzlarını artıracaklardır. Ancak gelecekle ilgili beklentiler olumsuz olduğunda borçlu ve alacaklı riskleri yükseldiğinden yatırımlar azalacak, böylece yatırımların finansmanı giderek ekonomik dalgalanmaların en önemli belirleyicisi olacaktır.

Minsky’e göre iktisadi birimler finansman yapıları ve nakit akımlarına göre sınıflandırılabilirler. Güvenli finansmanı seçen işletmeler, tüm borç ödemelerini nakit akımları ile karşılamakta ve bunların beklenen nakit akımları, beklenen yükümlülüklerini gelecekte her zaman aşmaktadır. Yatırımın belirsizliğinden kaynaklanan bir riskle karşılaşsalar bile, durumları finansal koşullara değil mal ve işgücü piyasalarının normal işleyişine bağlıdır. Spekülatif borçluların nakit akımları faiz oranlarını karşılamakta ancak anaparayı yeniden borçlanarak finanse etmektedir. Bu nedenle, spekülatif borçlular finansal piyasalardaki gelişmelerden etkilenirler. Borçlanılan dönemde faiz oranları artarsa, şimdiki değerleri negatife döner. Ponzi borçluların nakit akımları ise ne faiz ödemelerini ne de anapara ödemelerini karşılamaya yetmez. Varlık fiyatlarındaki artışa güvenerek sürekli olarak borçlarını yeniden finanse ederler. Spekülatif ve Ponzi finansmanın ağırlığı arttığı ölçüde ekonomide kırılganlık artacaktır.

Başta bankalar olmak üzere finansal kurumların davranışı da ekonomideki kırılganlığın artmasına katkıda bulunur. Kar arayışı içinde olan bankalar, finansal yeniliklerle, varlık ve yükümlülük yapılarını değiştirerek ayrıca varlık öz sermaye oranını yükselterek kredi tabanlarını genişletirler ve varlık fiyatlarının yukarı doğru iterek kırılganlık artmasına yol açarlar.

KAMU AÇIKLARI VE MERKEZ BANKASI MÜDAHALESİ 

Minsky’e göre savaş sonrası kapitalist ekonomilerde gözlenen göreli istikrar piyasa mekanizmasının işleyişinin olağan bir ürünü değil iki önemli kurumsal düzenlemenin bir sonucuydu.

Bunlardan birincisi, kamu kesiminin verdiği büyük bütçe açıkları diğeri de merkez bankasının nihai borç verme faaliyetiydi. Bu sayede, kapitalist ekonomilerin doğasında olan istikrarsızlık sorunu çözülmese bile, kabul edilebilir istikrara ulaşmak ve 1929 benzeri derin krizlerden kaçınmak mümkün olmuştu.

Kamu açıkları bir yandan toplam talep, gelir akımları ve özellikle özel sektör karlarının sürekliliğini sağlayarak borçların ödenmesini kolaylaştırmış diğer taraftan kamu açıklarını finanse eden iktisadi birimlere kamu borçlanma senetleri sunarak özel portföylere istikrar getirmiştir. Merkez bankası’nın nihai borç veren olarak müdahalesi de varlık fiyatlarının hareketine sınır getirmiştir. Bu iki kurumsal düzenlemenin sonucu olarak yaşanan finansal krizler 1929 benzeri derin iktisadi krize dönüşmemiştir.

REFORM ÖNERİLERİ

Minsky’e göre kapitalizm doğası gereği eşitsizliği, etkinsizliği ve istikrarsızlığı besler. Eşitsizlik ve etkinsizliğin çok ciddi sonuçları olmasına rağmen, ekonomik süreçlerin işleyişine bir engel teşvik etmez. Bu nedenle istikrarsızlık sorunun çözümü üzerinde durulmalıdır. Minsky’nin önerileri Ortodoks Keynesçi reçetenin üç temel unsurundan toplam talebin “ince ayarından”, yatırımları teşvik edecek politikalardan ve refah devleti uygulamalarından farklılık gösterir. Minsky’e göre toplam talebin ince ayarı imkansızdır, yatırımın öncülük edeceği bir büyüme yıkıcı bir istikrarsızlık yaratır, istihdam yerine yatırım ve büyüme hedefli bir iktisat politikası hem büyümeyi sağlamayabilir hem de gelir dağılımında eşitsizlik, üretim tekniklerinin seçiminde etkinsizlik ve iktisadi faaliyetlerde istikrarsızlık yaratır. Nihayet, refah devleti uygulamaları işsizliği kurumsal hale getirir ve sonuçları itibariyle enflasyonisttir.

Ekonomik istikrarsızlığı azaltmaya yönelik düzenlemeler, piyasa mekanizmasının güçlü ve zayıf yönlerini doğru değerlendiren bir reform programı çerçevesinde yapılmalıdır.

Ademi merkezi piyasalar çok sayıda önemsiz kararın eşgüdümünde etkin olmasına rağmen, üretiminde geniş ölçüde pahalı  sermaye mallarının kullanıldığı alanlarda yetersiz kalmaktadır. Ancak daha da önemlisi, sermaye varlık fiyatlarını ve yatırımların yönünü belirleyen piyasa süreci, ekonomi üzerinde istikrar bozucu güçlü etkilere sahiptir. Bu nedenle tam istihdamı sağlayacak kurumsal bir yapı oluşturulmalı ve geri kalan ayrıntılar piyasa süreçlerine bırakılmalıdır.

Minsky reform önerilerini dört alanda toplamaktadır: kamu kesimi( büyüklük, harcama ve vergiler), istihdam stratejisi, finansal sektör ve sanayi stratejisi. Yukarıda değinildiği gibi, kamu kesiminin ekonomideki payı ile toplam talep, gelir akımları ve en önemlisi özel karlar arasında yakın bir ilişki vardır. Bu nedenle, kamu kesiminin ekonomideki ağırlığının özel yatırım harcamalarındaki dalgalanmaları telafi edecek- yaklaşık olarak özel yatırımların milli gelire oranı-kadar olması gerekir. Bütçenin ekonomik konjoktüre karşı kullanılabilmesi için, genişleme dönemlerinde fazla vermesinin sağlanması gerekir. Kamu harcamaları, işsizliği kurumsallaştıran transfer ödemelerinden, doğrudan istihdam yaratacak alanlara yönlendirilmelidir. Ekonomide yalnızca kamunun sonsuz esnek bir işgücü talebi olduğu gerçeğinden hareketle, kamu istihdamı olmadan tam istihdama ulaşılamayacağı açıktır. Bu nedenle ekonominin daralma aşamalarında kamu doğrudan istihdam yaratmalı, işgücüne katılım oranını yükseltecek önlemler almalıdır. İstikrarsızlığın temel kaynağı olan finansal sektörde yapılacak düzenlemeler reform önerilerinin önemli bir bileşenidir. Bankacılık sektörü küçük ve bağımsız bankaları geliştirecek şekilde yeniden düzenlenmeli, bunların ekonomik kalkınma yönündeki enerjilerinden yaralanabilmek için yatırım bankası olarak da çalışabilmeleri sağlanmalıdır. Bankacılığın istikrar bozucu etkilerini sınırlamak amacıyla banka varlıkları artışının denetlenmesi yönünde düzenlemeler yapılmalıdır.

YARARLANILAN KAYNAKLAR

Hyman Minsky (2011), İstikrarsız Bir Ekonominin İstikrarı, (çev. O.Esen) Efil yayınları, Ankara, Basım Aşamasında.
Dimitri B. Papadimitriou ve L.Randal Wray(2011), “Minsky’nin istikrarsız Bir ekonominin İstikrarı:Yirmi Yıl sonra” H.Minsky, İstikrarsız Bir Ekonominin İstikrarı içinde, Efil Yayınları, Ankara
Robert Pollin(1997), The Relevance of Hyman Minsky, Working Paper Series,PERI, No. 183
Minqi Li(2009), Socialization Risks without Socailzation of Investment: the Minsky Paradox and the
Structural Contradiction Big Government Capitalism, PERI, Working Paper Series,, No.205

 

Lisans derecesini ODTÜ Ekonomi Bölümünden, doktora derecesini Gazi Üniversitesi SBE'den aldı. 1981-2001 yılları arasında Gazi Üniversitesi İktisat Bölümünde çalıştı. 1987-1988 yılları arasında Nottingham üniversitesinde misafir araştırmacı olarak, 1995-1996 yılları arasında Fulbright burslusu olarak Massachusettes Üniversitesi, Amherst'te, 2012 yılında Levin burslusu olarak SUNY, Cortland'da misafir öğretim üyesi olarak bulundu. 2001 yılından itibaren İzmir Ekonomi Üniversitesinde Ekonomi bölüm başkanı, Bologna Eşgüdüm komisyonu Başkanı ve rektör yardımcısı olarak görev yaptı. Nisan 2014'de İzmir Ekonomi Üniversitesi rektörü oldu. Halen aynı üniversitede öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.

Bir cevap yazın