Neoklasik İktisada Çoğulcu Yaklaşmak – Ercan Eren (İTD 114)


Neoklasik iktisatta rekabetçi fiyat mekanizması çok önemlidir. Bu çerçevede öncelik fiyatların nispi kıtlıkları yansıtmasıdır. Devlete verilen görev fiyat oluşumuna müdahale etmemesi, rekabetçi fiyatların oluşumu için bekçilik görevini yapmasıdır. Fakat bu genel geçer bir ifadedir; nasıl bir piyasadan söz ediyoruz? Eşitliğin, sosyal adaletin sağlandığı bir piyasa mekanizması olabilir mi?

Gelişmiş piyasa ekonomilerini genel olarak ikiye ayırmak mümkündür; liberal ve koordine edilen piyasa ekonomisi. İki piyasa ekonomisinde de devlete bekçilik görevi verilirken, devletin fonksiyonları farklıdır.

Bu çalışmada liberal ve koordine edilen piyasa ekonomilerinden hareketle, neoklasik iktisat içinde devletin yeri ele alınmaya çalışılacaktır.

1.Kapitalizm Çeşitleri

Kapitalizm denildiğinde piyasa sisteminin varlığı, özel mülkiyet ve girişim hakkı temel olmakla birlikte, gerçek hayatta neredeyse her ülkede farklı bir kapitalizm vardır.  Aynı kategori içinde ele alınan komşu iki ülkede dahi ayrıntıda farklar vardır. Bütün sakıncalara karşın, ayrımları aşağıdaki gibi toplayabiliriz:[1]

a) Liberal Piyasa Ekonomileri (LPE): ABD, İngiltere, İrlanda, Kanada, Avusturalya, Y. Zelanda ülkelerindeki, Anglosakson piyasa ekonomisidir.

İktisat biliminde ABD düşüncesinin yansıması olarak, ders kitaplarındaki kapitalizm (piyasa ekonomisi) Anglosakson geleneğini yansıtmaktadır. Gerçekte, kendi içinde bu ülkeler arasında da farklar vardır. Örneğin finansal krizler Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda’yı fazla etkilememiştir.

LPE’de dikkat çeken özellikler;                          

Anglosakson minimalist, gece bekçisi devlet ekonomileridir. (Evans ve Haller, 2018)

LPE ülkelerinde politik sistem rekabetçidir; çoğunluk kuralı geçerlidir. Gelir dağılımında eşitsizlik daha fazladır (Schneider ve Soskice, 2009).

b) Koordine Edilen (Güdümlü) Piyasa Ekonomileri (KPE): Avusturya, Belçika, Almanya, İsviçre, Finlandiya, Finlandiya, Danimarka, İsveç, Norveç’te (ve Japonya’da) uygulanan piyasa ekonomileridir.

Kendi içinde önemli farklar göstermekle birlikte, Orta ve Kuzey Avrupa kapitalizmidir. Genel ayrımlarda Japonya da buraya dâhil edilmektedir. Ayrıntıda Japonya, ayrı kategoride değerlendirilmektedir.

KPE’de Dikkat Çeken Özellikler: [2]

KPE’de yüksek kalite (imalat sanayi), artımlı (artan, incremental) inovasyon asıldır. LPE’de ise hızlı, radikal yenilik temeldir. Artımlı inovasyon, bugün özellikle Çin’e karşı orta-ileri teknolojide mukayeseli avantajın artmasını sağlamıştır. Bu ülkelerde yüksek verimlik ve buna bağlı olarak ihracat, büyümenin ana unsurudur. İhracatın motoru, katma değeri yüksek mallardır.

KPE’de enformel ağlar ve işbirlikçi düzenlemeler geçerlidir.  Bu çerçevede üretici gruplar ve işçi- işverenler arasında; ücret pazarlığında koordinasyonun sağlanması, yüksek düzey becerilerin gerçekleştirilmesi ve mesleki eğitim programları için işbirliği temeldir. İşveren ve sendikalar arasında, kazan-kazan durumunun sağlanması için çalışma konseyleri işlevsel öneme sahiptir (Thelen, 2012; Hall, 2018; Schneider ve Soskice, 2009).

KPE ülkelerinde çoğunlukla, temsili demokrasi, nispi temsil söz konusudur. Bu açıdan uzlaşma kültürü, politikası, güçlü refah devleti, düşük eşitsizlik dikkati çekmektedir.

c) Akdeniz Piyasa Ekonomiler (APE): Fransa, İtalya, İspanya, Portekiz, Yunanistan’dır. Hall ve Soskice (2001), Türkiye’yi de bu gruba dâhil etmektedir.

APE’de Dikkat çeken Özellikler;

Pozisyon belirsizdir;  Devlet müdahalesi ve liberal emek ilişkileri bir aradadır.  Bu ülkelerde, tarım nispeten önemlidir.

APE’de, kısa dönemli yaklaşım öne çıkmaktadır.  Sendikalarla işbirliği azdır. Rekabet, kalite rekabeti değil, fiyat rekabetidir. Talep-yanlı büyüme geçerlidir (Hall, 2018).

d) Bağlanmış (Networked) Piyasa Ekonomileri (BPE): Japonya örnek olarak verilmektedir (Feldman, 2019). Birçok açıdan KPE’ye benzemektedir.

e) Hiyerarşik Piyasa Ekonomileri (HPE): Latin Amerika piyasa ekonomileridir (Brezilya, Şili, Kolombiya, Meksika, Peru, Arjantin). Birçok çalışmada Türkiye buraya dâhil edilmektedir.

HPE’de dikkat Çeken Özellikler (Kıran, 2018; Schneider ve Soskice, 2009; Feldman, 2019):

  1. Farklı aile grupları,
  2. Devletin yönlendirmesi ve zayıf endüstriyel ilişkiler,
  3. Düşük vasıflar (beceriler),
  4. Çok uluslu şirketlerin etkisi.

HPE’de devlet, iş dünyası ve firmaların arasında patronaj ilişkiler geçerlidir. Sendikalar etkili değildir. Sendikalaşma düşük, enformel sektör yüksek, beşeri sermaye düşük, gelir dağılımı eşitsizdir.  Düşük vasıf, zayıf kurumsal düzenlemeler, orta gelir tuzağı, yüksek eşitsizlik söz konusudur.

HPE ülkelerinde güçlü başkanlık, temsili parlamento vardır.

f) Bağımlı Ekonomiler (BE): Büyük çoğunluğu Doğu Bloku’nun çözülmesinden sonra piyasa ekonomisine geçen Orta ve Doğu Avrupa (Çekya, Estonya, Macaristan, Polonya, Slovenya, Letonya, İrlanda) ülkeleridir.[3]

g) Devlet Kapitalizmi (DK): Çin, Rusya ve bazı Asya ülkelerindeki kapitalizmdir[4].

KRİTER LİBERAL PİYASA EKONOMİSİ KOORDİNE EDİLEN (EŞGÜDÜMLÜ) PİYASA EKONOMİSİ
Mekanizma Rekabetçi piyasa düzenlemeleri (arrangements) Piyasa dışı ilişkiler
Denge Arz- talep ve hiyerarşi Firmalar ve diğer aktörler arasında stratejik etkileşim
Firmalar arasındaki ilişkiler Rekabetçi İş birlikçi
Üretim Biçimi Doğrudan ürün rekabeti Farklılaştırılmış, uygun (niche) üretim
Yasal Sistem Eksiksiz (complete) ve resmi sözleşme Eksik ve enformal sözleşme
Kurumların fonksiyonu Rekabet edebilme, girişlerin (inputs) daha serbest devinimi İzleme (gözetim, kontrol etme), başarısızlıklara (çekilmelere) yaptırım
İstihdam koşulları Tam gün, genel yetenek (beceri), kısa dönem, akışkan Daha kısa saatler, özel beceri, uzun dönem, esnek değil.
Ücret pazarlığı Firma düzeyi (işe alındığında) Endüstri düzeyi (endüstri faaliyeti)
Yetiştirme ve eğitim Yüksek okul ve üniversitelerde formel eğitim Endüstriye özgü beceriler kazandıran çıraklık (meslek eğitimi)
Sendikalaşma oranı Düşük Yüksek
Gelir Bölüşümü Eşitsiz (Gini yüksek) Eşit (Gini düşük)
İnovasyon Radikal Artımlı (incremental)
Mukayeseli Avantajlar Yüksek teknoloji (high tech) ve hizmet İmalat sanayi
Politikalar Deregülasyon, anti-tröst, vergi indirimi Firmaların enformasyon paylaşımı ve işbirliğini teşvikler

Tablo 1: LPE VE KPE’nin Özellikleri (https://en.wikipedia.org/wiki/Varieties_of_Capitalism)

Literatür güncellendiğinde dikkat çeken noktalar şunlar:

Liberal Piyasa Ekonomisi Koordine Edilen Piyasa Ekonomisi Networked (Bağlanmış) Piyasa Ekonomisi Hiyerarşik Piyasa Ekonomisi
Tahsis İlkesi Piyasalar Müzakere (Görüşme) Güven Hiyerarşi
Paydaşlar karakteristik etkileşim Spot piyasa Kurumsallaşmış toplantı Yinelenen mübadele

(değişim)

Emir veya direktif
İlişkilerin Uzunluğu Kısa Uzun Uzun Değişken
Temsili Örnek ABD Almanya Japonya Şili

Tablo 2:   Güncel Kapitalizm Çeşitleri  (Feldman, 2019; Schneider ve Soskice, 2009; Hope ve Soskice, 2016, s.212 )

2.Neoklasik İktisatta Koordine Edilen Piyasa Ekonomilerini Aramak

İktisadi düşünce tarihi ders kitaplarında tarihsel olarak ana akım çizgisi; merkantilizm, klasik iktisat, neoklasik iktisat, neoklasik sentez, monetarizm, yeni klasik iktisat (ve reel konjonktür dalgaları iktisadı), yeni Keynesçi iktisat, yeni-neoklasik sentezdir. Gerçekte bu ayrım tartışmalıdır.  Örneğin Almanya’da 1940’lara kadar Alman Tarihçi Okulu etkindir. Almanya’da güçlü iş birlikçi gelenek, eşitlikçi yaklaşım, otoriter devlet geleneği vardır. Devlet, rasyonel aklı temsil etmektedir.

Benzer biçimde 1940’lara kadar ABD’de güçlü bir kurumcu iktisat geleneği vardır. ABD’de tarihsel olarak Alman iktisadi düşüncesi,  akademik ve kurumsal olarak etkili olmuştur. 1933 yılında uygulanan Yeni Yaklaşım (New Deal) politikasında kurumcu iktisat ve Alman düşünce geleneğinin etkisi vardır.

Sovyetler Birliği ve Doğu Bloku’nda, ana akım iktisat 1990’lara kadar Marksizm’dir.

Aynı şekilde mikro, makro vb. derslerde okutulan içerikler ABD tarihsel ve kurumsal yapısının yansımasıdır.

İlk bölümde görüldüğü üzere, gelişmiş piyasa ekonomilerini LPE ve KPE ülkeler olarak ikiye ayırmak mümkündür. LPE ülkelerinde içeride ve dışarıda rekabet, fiyat rekabeti, talep yanlı politikalar dikkati çekmektedir. Buna karşın KPE ülkelerinde; içeride işbirliği, dışarıda rekabet, fiyat yerine ürün rekabeti, kısa vadeden çok uzun dönemli kontratlar, talepten ziyade arz (ürün kalitesine) önem taşımaktadır. Vergilerin toplanması kamu harcamalarını finanse etmekten öte, geliri yeniden dağıtmak içindir. Bunun içine sosyal güvenlik, parasız eğitim vb. dâhildir. Bunlar Keynesçi devlet anlayışından farklıdır. Klasik örnek Almanya’da uygulama olanağı bulan sosyal piyasa ekonomisi, ordoliberalizmdir. Almanya’daki sosyal piyasa ekonomisinin,  İskandinav ülkelerinde karşılığı sosyal refah devletidir. Temel yaklaşım ekonomiye müdahale değil, ekonominin sosyal ekonomi çerçevesinde fiyatlara müdahale etmeksizin yapılanmasıdır.[5] Duruma göre politika değil,  kurallara bağlı kalınarak sosyal devlet doğrultusunda politikadır. Bütün bunlar ders kitaplarındaki iktisattan oldukça farklıdır.  Her iki iktisat yaklaşımı da,  neoklasik iktisat temellidir.

Neoklasik İktisatta Piyasa ve Devlet

Neoklasik iktisatta, özellikle 1948 yılına kadar L. Walras, W. Pareto, A. Marshall, K. Wicksell başta olmak üzere, sol düşünce geleneğinin güçlü temsilcileri vardır. Bu tespit, neoklasik iktisadı yeniden değerlendirmeye neden olmaktadır.

Sol düşünce geleneğinde öne çıkan, üretimi düzenleme (tam rekabet, kamu tekelleri) ve bölüşümde geliri yeniden dağıtmaktır.

Bir diğer nokta, 1940’lara kadar devam eden 19. yüzyıl iktisadında temel yaklaşım, pozitif iktisat, normatif iktisat ve sanat (uygulamalı iktisat)  birlikteliği ayrımı üzerinedir.  Üçünü birbirinden ayırmak zordur. Ayrım genellikle bilinmediği veya göz ardı edildiği için, neoklasik iktisat eksik yorumlanmaktadır.

19.yüzyıl iktisadında normatif iktisadın (moral iktisadı) amaçlarını (eşitlik, adalet, özgürlük), pür iktisadı (pozitif iktisat) kullanarak, uygulamaya geçirmek (sanat) temeldir. İktisat geniş anlamdadır; Smith, Mill, Walras, Marshall, Keynes’in yaptığı iktisat geniş anlamdadır. İktisadı, moral bilimden ayırmak mümkün değildir.

Neoklasik iktisatta piyasa-devlet ilişkisinde devlete verilen rol  “gece bekçisi” devletidir. Yani piyasa ilişkilerine müdahale etmeden, piyasanın işlemesini, kuralların uygulanmasını sağlamaktır.

Gece bekçiliği iki anlama gelebilir: Pür liberal piyasa ekonomisinde bekçilik ve ekonomiyi sosyal piyasa doğrultusunda yapılandırarak, kurallarını işlemesini sağlayan bekçilik. Kavram aynı olduğu için çoğu zaman ikisi birbirine karışmaktadır.

Bu çerçevede çok kısa olarak Smith, Mill, Walras, Wicksell’in düşüncelerini özetlemek istiyoruz.

Genellikle Smith’in modern iktisadın kurucusu olmasının yanında, liberal düşünce açısından önemi dikkat çeker. Bugün ise, evrimci iktisat (kendiliğinden organizasyon ve ayrıca kompleksite) ve davranışsal iktisattaki (altruizm) kurucu rolüne dikkat çekilmekte,  “sosyalist” yönüne işaret edilmektedir.

Adam Smith

Adam Smith genellikle liberal iktisadın kurucusu olarak bilinmektedir. Bu tam doğru değildir, Smith, güçlü ve sınırlı devletten yanadır:

“Smith hararetli bir şekilde, eli sıkı ama güçlü bir devletten yanaydı  […]  Smith daha özelde devletin dört fonksiyonuna önem veriyordu:  (1) ulusal savunma için iyi bir ordu, (2) özgürlüğü, mülkiyet haklarını koruyacak ve sözleşmeler ile borçların ödenmesini sağlayacak bir hukuk sistemi, (3) kamu işleri – yollar, köprüler limanlar ve diğer altyapı projeleri, (4) kapitalist sistemde uzmanlaşmanın (iş bölümü) getireceği zihinsel yönden yabancılaştırıcı etkiyi gidermek üzere, genel kamusal eğitim”.  (Skousen, 2005, s.31) “Kısaca Smith saf bir liberteryen değildi.” (Skousen, 2005, s31).

Daha ileri bir yorum D. Colander ve R. Kupers’a (2014) aittir; Smith’de çok sayıda alanda kamu müdahalesinin gerekliliği vardır.

Liberteryen iktisatçı Murray Rothbard ile birlikte, sosyalist Adam Smith ile tanışıyoruz. Rothbard,  Adam Smith’i sosyalist[6] olarak adlandırmaktadır (Colander ve Kupers, 2014, s.72).

Son yıllarda A. Smith ve sosyal piyasa ekonomisi ilişkisi üzerine artan bir literatür dikkati çekmektedir (Horn, 2019).

John Stuart Mill

Klasik iktisatta öne çıkan ikinci isim J. S. Mill’dir. 1859 yılında “insan bireyselliğinin en akıcı, en önemli ve en etkili ifadesi” olan bir felsefe; bir liberteryen klasiği (Skousen, 2005, s.123) Özgürlük Üzerine yapıtını yazan Mill,  Principles of Political Economy (1848/1884, s.155) başlıklı eserinde “Bölüşüm” başlığı altında şöyle demektedir:

“Servetin üretim koşulları ve kanunları fiziksel hakikatleri andırırlar. Onlarda da isteğe bağlı veya tesadüfi bir şey bulunmaz. Ancak bölüşüm tamamen başka bir hikâyedir. Servetin bölüşümü böyle değildir. Bu tamamen insanlara bağlı bir şeydir. Ürünler bir kere ortaya çıkınca, insanlar, bireysel veya toplu olarak, onlara istedikleri gibi muamele ederler. Onları kime isterlerse, istedikleri koşullarla verebilirler. Servetin bölüşümü toplumun yasalarına ve adetlere bağlıdır” (Skousen, 2005, s.125).  Hayek, Mill’in bu ifadesinden hareketle şunu ifade etmektedir: ‘Kişisel olarak o kanıyı taşıyorum ki, entelektüelleri sosyalizme yönelten akıl, John Stuart Mill’dir.’ ” (Skousen, 2005, s.125)

Üçünçü isim Léon Walras’dır. Walras pür ekonomi, devletin yer almadığı, tam rekabetçi denge modeli ile tanınmakla birlikte, bu yaklaşım eksiktir. Walras, aynı zamanda eşitliğin sağlandığı ekonomi modeli geliştirmiş ve bunun uygulama olanağını tartışmıştır. Moral iktisadı (sosyal ekonomi) ve uygulamalı iktisat kitaplarındaki Walras’ın görüşlerini kısaca özetlemeye çalışalım.

Leon Walras

Walras’ta pür ekonomi kadar önemli bir diğer alan moral (ahlak) iktisadıdır. Gerçekte pür iktisat, moral iktisadı açısından önemlidir.  Çünkü sosyal ekonomi, yoksulluk ve diğer kötülüklerin yok edildiği ideal toplumdur.

Walras’ta sosyal ekonomi ve moral ekonomisi eş kavramlar olarak kullanılmaktadır. Sosyal ekonomi fizik gibi değildir, sosyal bilimdir.

Sosyal ekonomide amaç eşitliktir. Bundan dolayı sosyal ekonomi, bölüşüm, mülkiyet ve vergileme teorisini içermektedir. Bölüşümün âdil olması için, pozisyonlarda eşitsizlikten ziyade, koşullarda eşitlik gereklidir.

Moral ilkeleri nasıl gerçekleşebilir? Walras’a göre, moral ilkelerinin (adalet probleminin çözümü)    gerçekleşmesi için 4 eleman gereklidir; (Walras, 2010, s.96)

  1. Birey,
  2. Devlet,
  3. Özel kişisel pozisyonlar,
  4. Genel sosyal koşullar.

Çözüm için ise iki eleman daha gerekli: Düzen (order) ve adalet.

Birey için özgürlük, devlet için otorite temeldir. Bireysel özgürlük, devlet otoritesi, koşulların eşitliği ve pozisyonların eşitsizliği sosyal bilimin anayasasıdır (Walras, 2010, s.130). Bunun bir diğer adı liberal sosyalizmdir. Başka bir ifadeyle, eşitlik ve özgürlüğün gerçekleşmesidir.

Sosyal ekonomide birinci amaç, sosyal servetin toplum üyeleri arasında bölüşümüdür. Bölüşümde adalet nasıl sağlanacak? Bu bizi bir başka konuya götürmektedir: Sosyal servetin mülkiyeti.

Sosyal servetin mülkiyeti, yani mülkiyet teorisi etik bilimin konusudur.

Walras, ilke olarak özel mülkiyete karşıdır.  Toprak devlete ait olmalı ve kiralanmalıdır. Walras’ın iktisadı daha çok kooperatifçilik temellidir. Walras’a göre toprak üretilemez, bundan dolayı değeri sürekli artmaktadır. Toprak ulusun donanımıdır; toprağa ulus sahip olmalıdır. Toprağı özel şahıslara ve girişimcilere kiralamak yoluyla kamu harcamalarını finanse etmek mümkündür. Bundan dolayı kamu harcamaları, vergiler yerine toprak kirası ile finansa edilmelidir.

İki ideali vardır: Tam rekabet altında piyasa dengesi ve devletin tam (perfect) fonksiyonu (Bürgenmeier, 1994, s. 342–352; Crillo, 1980, s. 298)

Moral iktisat, uygulamalı iktisat yoluyla gerçekleşebilir. Uygulamalı iktisatta amaç, sosyal ekonomi doğrultusunda pür iktisadın uygulamaya geçmesidir. Bir diğer ifadeyle, ekonomik problemleri çözmek için teorinin uygulanmasıdır.

Uygulamalı iktisatta kalkış noktası serbest rekabetin mümkün olduğu ve olmadığı alanların belirlenmesidir.  Mümkün olmadığı alanlarda ekonomi nasıl organize edilebilir, nasıl düzenlenebilir?

Walras’ta öne çıkan yaklaşım devlet müdahalesi yerine, düzenlemesidir. Düzenleme, serbest fiyat rekabetinin sağlanması yönündedir. Para, sermaye, kredi, bankacılık, borsa düzenlemeler açısından önemlidir. Parada düzenleme, parasal sistemin istikrarı açısından önemlidir.

Serbest rekabetin olmadığı durumda tekel olabilir. Walras, tekelleri ekonomik (doğal) ve moral (kamu malları) tekeller olarak ikiye ayırmaktadır.

Doğal tekeller millileştirilmeli, serbest rekabetin avantajları korunarak dikkatli bir şekilde düzenlenmelidir.  Doğal tekellere örnek olarak su, gaz ve demiryollarını vermektedir. Buralarda tam rekabet mümkün değildir;  kurallar bunlar için geliştirilmektedir.

Kamu mal ve hizmetleri ve moral tekeller, devletin yükümlülüğü altındadır.

A.Smith’e benzer bir şekilde Walras’ın sosyal piyasa ekonomisi yorumlarında dikkat çekici artış vardır (Baranzini ve Févre, 2019).

Dördüncü isim K. Wicksell’dir. Wicksell, iktisadın radikal öncülerinden biridir. İktisat teorisi hakkında yazdıkları nedeniyle, diğer görüşleri zaman içinde kısmen göz ardı edilmiştir. Wicksell, birçok 19. yüzyıl iktisatçısı gibi politik iktisat kavramını teoriyi ve pratik bilim anlamında geniş çerçevede kullanmıştır. Teorik bilim olarak iktisat, bilimsel yasalara sahiptir. Pratik bilim, bilimi reel yaşama uygulamaktır (Shaile, 2019; Guillot; 2019). Bu çerçevede sosyal kurumlar ve geleneğin önemine işaret ederek, sosyal ve ekonomik reformlar önermiştir.

Knut Wicksell

Wicksell, matematik ve fizik temelli bir iktisatçıdır. Menger ve Walras’tan etkilenmiştir. Wicksell’i neoklasik, neo-Malthuscu ve politik olarak radikal olarak nitelendirmek mümkündür (Lönnroth, 1995, s.108,109). Politik görüşleri nedeniyle Marks’a yakın olması beklenmekle birlikte, sıkı bir marjinalizm ve neoklasik iktisat taraftarıdır. Birçok defa emek-değer teorisini eleştirmiş, tartışmalara katılmıştır. Aynı zamanda neoklasik iktisat geleneğindeki görüşlerden çok farklı yaklaşımları vardır. Örneğin artan oranlı vergilemeyi savunmuştur.  Ayrıca, aktif para politikası konusunda öncü görüşlere sahip olduğunu hatırlatmakta fayda vardır.

Temel kaynakların optimum dağılımı, üretim faktörlerinin MP’yi içerecek şekilde karşılığını alması açısından tam rekabet önemlidir. Fakat toplumun refahı, eşit gelir ve servet dağılımına bağlıdır. Bu açıdan devlet müdahalesi gereklidir. Kısaca, teorik iktisatçı olan Wicksell’le, iktisat politikası öneri ve savunuları olan Wicksell’i karıştırmamak gerekir. Wicksell, iktisat politikası önerilerinde güçlü bir sosyalisttir.

Wicksell’in kapsayıcı devrimci programı, birbirinden bağımsız olarak dört başlıkta toplanmaktadır (Guillot, 2019):

1.Tekel ve eksik rekabet,

2.Gelir ve servet eşitsizliği,

3.Ekonomik fırsat eşitsizliği,

4.Ekonomik istikrarsızlık.

Bu çerçevede, Wicksell’in ilerleyici program önerileri şunlardır:

  1. Kamu sektörünün genişlemesi,
  2. Sendika hareketinin gelişimi, ücretsiz eğitim olanaklarının genişletilmesi,
  3. Artan oranlı vergi sistemi, fon payı ve tarifelerin azaltılmasıdır.

Son bir not, İskandinav türü sosyalizmin temeli Wicksell’in görüşleridir.

3.1929 Krizi ve Neo Klasik İktisat İçinde Üç Çizgi

1929 krizi piyasa ekonomilerinde ve liberal düşüncede iki tartışmayı öne çıkartmıştır; ilki devletin rolü, ikincisi ise gelir dağılımıdır ve bu iki sorun, birbirinden bağımsız değildir.

Klasik liberalizmi savunan neredeyse L. Von Mises dışında kimse kalmamıştır. Mises,  pür liberteryen düşünceyi savunmaya devam etmiştir. Bunun dışındaki görüşleri sosyalist olmakla eleştirmiştir. Bu konuda ilginç bir not M. Friedman’a aittir;

1953 Mont Pelerin topluluğu toplantısında gelir dağılımı oturumuna başkanlık eden Milton Friedman şöyle yazıyordu: “Bu meseleyle ilgili bir tartışmayı özellikle hatırlıyorum, oturumun ortasında Ludwig von Mises ayağa kalktı ve topluluğa ‘Siz hepiniz bir sosyalistler takımısınız’ dedi ve öfkeyle salondan çıktı. Friedman, grubun “en yumuşak ölçülerde dahi sosyalist olarak adlandırılabilecek bir tek üyesinin olmadığını” ekliyordu. (Skousen, 2003, s.309)[7]

Devletin rolü ve gelir dağılımı konusunda bir birine yakın gözüken üç çizgiden söz etmek mümkündür; a) Keynes,

b) Ordoliberalizm

c) Wicksellci yaklaşım.

Sorunu, Keynes’ten hareketle şu şekilde tarif edebiliriz:

Bugünün otoriter devlet sistemleri, işsizlik sorununu etkinlik ve özgürlük pahasına çözmüş gibi görünmektedirler. Şüphesiz dünya, kısa aralıklı heyecanlar dışında, bana göre kaçınılmaz olarak günümüz kapitalist bireyselciliğine bağlı işsizliğe daha fazla tahammül edemeyecektir. Ancak etkinlik ve özgürlüğü korurken hastalığı iyileştirmek, sorunun doğru analiziyle mümkün olabilir (Keynes, 1936, s.381’den, Snowdon ve Vane,2012 s.49).[8]

Keynes’te efektif talep yaklaşımı çerçevesinde talep yanlı politika öne çıkmaktadır.  Politika, duruma göredir. Keynes, burada aydınlanmış politika yürütücülerine (Keynes’in ifadesiyle, diş hekimlerine) güvenmektedir.  Talepte istikrar sağlamak üzere para ve maliye politikaları ile ekonomiye müdahale edilebilir. Burada devlet hem hakem hem de oyuncudur.

İkincisi Wicksellci yaklaşım veya İskandinav modelidir. Model, kamu kesimine daha fazla ağırlık verilmesi ve yüksek vergi oranları ile gelirin yeniden dağıtılması dışında, ordoliberal yaklaşıma oldukça yakındır.

Üçüncü yaklaşım, önce Almanya’da ekonomi bakanı ve sonradan başbakan olan Ludwig Erhard nedeniyle Alman modeli olarak bilinmekte, fakat düşünce Almanya’nın sınırlarını aşmaktadır. Ordoliberalizm, neoliberalizm, sosyal piyasa ekonomisi, 3. yol gibi adlandırmalar söz konusudur. Almanya açısından Alman Tarihçi Okul ve klasik liberalizmin sentezinden söz edebiliriz.

Ordoliberalizmin piyasası, doğal olmayan sosyal piyasa kuralları çerçevesinde tasarlanmış bir piyasadır. Bunun için ilgili hukuk ve kurumlar yaratılarak, piyasanın kurallar çerçevesinde çalışması beklenmektedir. Kuralları koyan nihai olarak devlettir ve kuralların uygulanması üzerine devlet, bekçi/hakem rolündedir. Görevi, belirlenen kuralların aynen uygulanmasını sağlamaktır. Devlet, kendisi oyuncu olmamakla birlikte, güçlü devlet otoritesine sahip olmalıdır.

Ordoliberaller piyasa dostu müdahale, liberal müdahale kavramlarını kullanmaktadırlar. Burada müdahale, regülasyon anlamındadır. Bu dönemde liberal, hatta liberteryen düşüncenin üstatlarından kabul edilen F. A. Hayek, ordoliberallere yakın bir düşüncedeydi.[9]

Hayek, 1940’ların doğasına uygun şekilde karşı şunları önermektedir (Nuttorno, 2014);

  1. Ulusal savunma, yolların bakımı, sağlık güvencesi, halk sağlığı, polis hizmetlerini devlet sağlayacaktır.
  2. Devletin sürekli amacı ve doğru (true) yasaları; somut, günlük değişim amaçlarının reaksiyonuna karşı politika kuralları koymaktadır (Hayek, 1960/1990: s.2). Hukuk kuralı, piyasanın fonksiyonunun doğru olarak çalışmasını teşvik eder.
  3. Evrensel sağlık sigortası ve bütün bireyler için garantilenmiş asgari ücreti (gelir) kabul etmeye isteklidir (Nuttorno, 2014, s.86; Hayek 1944/1976: s.119-133, The Roads to Serfdoom). Hayek’e göre bunlar bölüşümcü adalet değildir. Sağlık, temel kamu hizmetidir. Garantilenmiş gelir, geliri eşitlemek değil, gelirde taban belirlemektir. Garantili asgari gelir ve bütün bireyler için gıda, giyim ve barınmanın sağlanması özgürlüğe uygundur (Nuttorno, 2014, s.135).

Avrupa Birliği (AB), Avrupa Merkez Bankası (AMB)  ve avronun arkasında ordoliberal düşünce vardır.

4.Koordine Edilen Piyasa Ekonomileri ve Bahçe Beyin

Koordine edilen piyasa ekonomilerinde temel yaklaşım; oyunun kurallarının belirlenmesi, bunun hukuki ve kurumsal olarak güvence altına alınması ve kuralların uygulanmasının devlet otoritesiyle sağlanmasıdır. AB, AMB ve avronun işleyişi de buna benzemektedir. Özellikle 2008 krizi sonrası gelişmeler, modelin işleyişinde hızlı karar alamamak gibi büyük sorunlar çıkartmıştır.

Bu durum makine beyin ve bahçe beyin, aktif laissez faire tartışmalarını gündeme getirmektedir.

Bahçe Beyin- Makine Beyin

Yeni ekonomik düzenin kalkış noktası makine beyinden bahçe akla (mind) yönelmedir. Bu görüş, ekonomiye bahçıvan gibi yaklaşmaktır. Bu kavramlar Liu ve Hanauer (2011) tarafından geliştirilmiştir.

Yeni ekonomik düzende devlete bahçıvan (gardener) rolü verilmektedir. Ayrıca devlet, özel sektör ve sivil toplumun gelişmesine yardım etme görevine de sahiptir.

Bahçe Beyin Nedir?

Bahçe beyin geleneksel olarak ekonomiyi, piyasayı makine gibi düşünen iktisat anlayışı yerine, bahçe gibi ele alan anlayışı ifade etmektedir. Geleneksel iktisatta kişisel çıkar, basitlik, atomistik, denge, lineer olma, mekaniklik, etkinlik, öngörü (predictive), bağımsız, rasyonel hesaplayıcı (calculator), kazanç-kayıp, rekabet gibi kavramlar kullanılırken; bahçıvan akıl yaklaşımında bu kavramların yerini -aynı sırayla- karşılıklı çıkar (kişisel çıkar kavramının yeniden radikal olarak tanımlanması: Asıl kişisel çıkar, karşılıklı çıkardır. “Hepimiz daha iyi olduğumuzda, daha iyiyizdir.”),  kompleks, ağ, dengesizlik (denge dışı),  doğrusal olmama (kelebek etkisi, patika bağımlılığı, başlangıç koşullarına yüksek duyarlılık ve yüksek volatilite),  davranışsal, efektif, adaptif, birbirine bağımlı, irrasyonel yaklaşım (sınırlı rasyonellik), kazan- kazan veya kayıp- kayıp ve işbirliği almaktadır.

Bahçenin özellikleri nelerdir? Efektif bahçe; doğru yerleştirme/düzenleme (setting), verimli toprak, iyi ışık ve su demektir.

Bahçede sürekli bir adapte olma söz konusudur; hava koşulları, sürekli yatırım, yenileme (eski haline getirme, renewal) durumu vardır. Bahçede her şey değişir, dolayısıyla bahçe beyin her şeyi değiştirir. Vatandaşlık, ekonomi, devlet değişir. Bahçe-beyin, ekonomiye ekosistem olarak yaklaşmaktadır.

Sonuç

Neoklasik iktisada sadece Anglosakson versiyonunu dikkate alarak yaklaşmak eksik bir değerlendirme olacaktır. Koordine edilen piyasa ekonomilerinde, sosyal piyasa tasarımı çerçevesinde koordinasyon sağlanmaktadır.

Son yıllardaki Elinor Ostrom’da müşterekler işbirliği; R. H. Thaler’de dürtme; S. Bowles’de karşılıklılık- işbirliği; D. Colander’de (2015) aktif laissez faire; R.E. Roemer’de (2019)[10] Kantçı işbirliği görüşleri (temelde Neoklasik iktisadı kabul etmektedirler), kısmen koordine edilen piyasa ekonomileri çerçevesinde düşünülebilir.

Koordine edilen piyasa ekonomilerinde, piyasaya müdahaleden ziyade, eşitlik- adalet temelinde piyasa dostu müdahale (düzenleme) söz konusudur. KPE’de işbirlikçi kapitalizm; talep yanlı ekonomi yerine, üretim yanlı ekonomi önceliklidir. Maliye politikasının amacı kamu harcamalarını finanse etmek değil, geliri yeniden dağıtmaktır.

KPE’nin başarılı olmasını sağlayan önemli etmenlerden biri, kurallara bağlılık ve kuralların zor değişmesidir. Fakat bu, özellikle kriz dönemlerinde sorun yaratmaktadır. Hızlı karar alamama, son dönemlerde makine beyin-bahçe beyin tartışmalarının gündeme gelmesine neden olmuştur. Ekonomiyi, kompleks bir makine gibi ele almak yerine, sürekli değişen bir bahçe gibi düşünmek önemli görünmektedir. Ayrıca devlet dâhil, her şey sürekli değişmektedir. Belki bekçi devletten ziyade bahçıvan devlet gereklidir.  Bahçıvan devlette ve bahçe beyinde piyasa ve devlet rakip değil, bir aradadır.

KAYNAKÇA

Afonso ve L. Schuknecht, How “Big” Should Government Be?”, EconPol Working Papers 23, March 2019.

https://www.econpol.eu/publications/working_paper_23

R.E. Backhouse ve J. Biddle, (2000) “The Concept of Applied Economics: A History of Ambiguity and Multiple Meanings”, History of Political Economy, 32, 2000, s. 1-24.

M.Bankovsky, “Alfred Marshall on Cooperation: Restraining the Cruel Force of Competition”,

History of Political Economy, 50 (1), 2018, s. 49-81.

R.Baranzini ve R.Févre, “Walras as an Ordoliberal?”,  European Journal of the History of Economic Thought, 26(2), 2019, s.380-412

M.Barry ve W. Nienhueser, “Coordinated Market Economy/Liberal Employment Relations: Low Cost Competition in the German Aviation Industry”, International Journal of Human Resource Management Vol. 21(2), 2010, s. 214-229.

R.Batt, H. Nohara ve H. Kwon “Employer Strategies and Wages in New Service Activities: A Comparison of Coordinated and Liberal Market Economies”, British Journal of Industrial Relations, 48(2),2010, s. 400-435.

E.Beinhocker, ” New economics, Policy and Politics”, (ed.) T.Dolphin ve D.Nash, Complex New World: Translating New Economic Thinking Into Public Policy, IPPR, 2012, s.134-146.

E.Beinhocker, “New Economic Thinking and the Potential to Transform Politics”, OECD, New Approaches to Economic Challenges, 2016, s.7-9.

https://www.oecd.org/naec/Insights%20into%20Complexity%20and%20Policy.pdf

E.Beinhocker, “A New Narrative for a Complex Age”, (ed.) P.Love ve J. Stockdale- Otarola, Debate the Issues: Complexity and Policy Making, OECD, 2017,s.95-99

A.Bergh, “Hayekian Welfare States: Explaining the Co-Existence of Economic Freedom and Big Government”, IFN Working Paper , Sweden, No. 1252, 2018

B.Bürgenmeier, “The Misperception of Walras”, The American Economic Review, Vol. 84, No. 1 March 1994, s. 342-352

D.F. Channell, ”The Emergence of the Engineering Sciences: An Historical Analysis”, (Ed), A. Meijers, Philosophy of Technology and Engineering Sciences, Volume 9, Elsevier, 2009, s.117-154

D.Colandeer, “Complexity and Workday Economic Policy,” (Ed.) D. S. Wilson ve A. Kirman, Complexity and Evolution Toward a New Synthesis for Economics, Strüngmann Forum Reports, MIT Press, 2015, s.285-298

D.Colander, ve R. Kupers, Complexity and the Art of Public Policy, Prenceton University Press, 2014.

R.Crillo, “The Socialism of Leon Walras and His Economic Thought”, American Journal of Economics and Sociology, 39(3),1980, s.295-303

A.Ebner, “Varieties of Capitalism and the Limits of Entrepreneurship Policy: Institutional Reform in Germany’s Coordinated Market Economy”, J Ind Compet Trade, 2010, 10, s.319–341

E.Eren, İktisatta Yöntem, 3. Baskı, 1994, Ezgi Kitabevi.

E.Eren, “İktisat Bilimi ve Türkiye’de İktisat Eğitimi”, İktisat ve Toplum, Haziran 2019, s.19-32

E.Eren, “Avusturya İktisadından Üçüncü Yola: Türkiye Yıllarında Wilhelm Röpke”, (Der) M.E.Özgür, A. Duman ve A.Y.Kaya, Türkiye’de iktisadi Düşünce içinde, İletişim Yayınevi, 2017.

E.Eren, “H.C.Simons’da Liberalizm ve Kriz Kuramı”, (Der) G.B. Dinar ve V. U. Aslan, Kapitalizmin Krizinden İktisadın Krizine” içinde, Siyasal Kitabevi, 2019a, s.69-94

S.Estrin, Z.Liang, D.Shapiro ve Michael Carney, “State Capitalism, Economic Systems and the Performance of State Owned Firms”, WIDER Working Paper, 112,  2018

P.Evans ve P. Heller, “The State and Development”, WIDER Working Paper, 112, 2018

https://www.wider.unu.edu/sites/default/files/Publications/Working-paper/PDF/wp2018-112.pdf

P.Evans, E. Huber ve J. Stephens, “ The Political Foundations of State Effectiveness”,(eds) K.Centeno ve Yashar, State Building in the Developing World, 2014

M.Fe l d m a n n , “Global Varieties of Capitalism”, World Politics, 71(1), 2019, s.162-196.

E.W. Fuller, “Was Keynes a Socialist?”, Cambridge Journal of Economics, 43(6), 2019, s.1653-1682

L.Guillot , “ Widening Wicksell’s Conception of Political Economy: his “Thoroughly Revolutionary Programme”, The European Journal of the History of Economic Thought, 2019, s.1-35

https://www.tandfonline.com/doi/full/10.1080/09672567.2019.1635181

P.A. Hall, “Varieties of Capitalism in Light of the Euro Crisis”, Journal of European Public Policy, 25:1, 2018, s.7-30

P.A. Hall ve D.W. Gingerich, “Varieties of Capitalism and Institutional Complementarities in the Political Economy: An Empirical Analysis”, B.J.Pol.S, 39, 2009, s.449–482

P.A. Hall ve D. Soskice, “An Introduction to Varieties of Capitalism”, (eds) P. A. Hall ve D. Ssoskice, Varieties of Capitalism: The Institutional Foundations of Comparative Advantage, Oxford University Press, 2001

(Eds) B. Hanck, M. Rhodes ve M. Thatcher,  Beyond Varieties of Capitalism Conflict, Contradictions, and Complementarities in the European Economy, Oxford University Press, 2007

S.O. Hansson, “Philosophy of Medical Technology”, (Ed)Anthonie Meijers, Philosophy of Technology and Engineering Sciences, Volume 9, Elsevier, 2009,  s.1275-1300

R.Von Heusinger, “The role of the State in Neoclassical economics”, 1999

R.Hochmuth, B. Kohlbrecher, C. Merkl ve H. Gartner “Hartz IV and the Decline of German Unemployment: A Macroeconomic Evaluation”, IZA DP No. 12260 Mart 2019

G.M. Hodgson, Conceptualizing Capitalism, University Of Chicago Press.2015

G.M.Hodgson, Wrong Turnings : How the Left Got Lost, University Of Chicago Press.2018

D.Hope ve D. Soskice “Growth Models,Varieties of Capitalism,and Macroeconomics”, Politics & Society, Vol. 44(2), 2016 209–226

K.Horn, “The Difficult Relationship between Historical Ordoiberalism and Adam Smith”, Working Paper, University of Freiburg, No:19(3), 2019

T.Iversen ve D. Soskice, Democracy and Prosperity Reinventing Capitalism through a Turbulent Century, Princeton University Press, 2019

B.Jackson, “At the Origins of Neo- Liberalism: The Free Economy and Strong State, 1930-1947”, The Historical Journal, 53(1), 2010, s.129-151.

S.D. Kasper, “Henry Calvert Simons”, (ed)R.B.Emmett, The Elgar Companion the Chicago School of Economics, Edwar Elgar, 2010, s.331-336.

L.Kenworthy, Social Democratic America, Oxford University Press, 2014

J.Kıran, “Expanding the Framework of the Varieties of Capitalism: Turkey as a Hierarchical Market Economy”, Journal of Eurasian Studies, 9, 2018, s. 42–51

S.Kolev, “Hayek as an Ordo-Liberal”, HWWI Research Paper, no:5-11, 2010.

E.Köhler ve S. Kolev, “The Conjoint Quest for a Liberal Positive Program: “Old Chicago”, (eds) S. J. Peart ve D. M. Levy, F. A. Hayek and the Modern Economy: Economic Organization and Activity, Palgrave Macmillan 2013, s. 211-228.

E.Liu ve N. Hanauer,  The Gardens of Democracy, Sasquatch Books, 2011

(Eds) J. Mahoney ve K. Thelen, Advances in Comparative-Historical Analysis, Cambridge University Press, 2015

G.Meijer, “ Some Aspects of the Relationship between the Freiburg School and the Austrian School”, (ed)J.G.Backhaus, Modern Applications of Austrian Thought, Routledge, 2005.

D.Milonakis ve B. Fine, From Political Economy to Economics Method, the Social and the Historical in the Evolution of Economic Theory, Routledge, 2009

M.F. Montes, “ Six Development Paths in Southeast Asia Three Plus Three”, WIDER Working Paper 2018/94, 2018

M.Morgan,“The Formation of “Modern” Economics: Engineering and Ideology”, Department of Economic History London School of Economics, Working Paper No. 62/01, 2001

Ş. S. Mure Şan, Social Market Economy, Springer, 2014.

M.A. Notturno, Hayek and Popper: On Rationality, Economism, and Democracy, Routledge, 2014

Z.Öniş,”Turkey under the Challenge of State Capitalism: the Political Economy of the Late AKP Era, Southeast European and Black Sea Studies, 2019

P.Pilkington, A Deconstruction and Reconstruction of Economic Theory, Palgrave, 2016

P.Plickert, “The Battle of Ideas: Neo-liberal Economics and Politics in 20th Century”, (Ed)R.Leeson, Hayek: A Collaborative Biography, Palgrave, 2015, s.73-151.

W.Rand, “Complex Systems: Concepts, Literature, Possibilities And Limitations”, (eds) B. A. Furtado, P. A. M. Sakowski, M. H. Tóvolli, Modeling Complex Systems for Public Policies, Brasília: IPEA, 2015, s.37-54

J.Reis, « The State and the Market: An Institutionalist and Relational Take », RCCS Annual Review, 4, 2012

J.E. Roemer, How We Cooperate: A Theory of Kantian Optimization, Yale University Press, 2019

H L. Root, “Keynes or Hayek: Is the Road to the Future Mechanistic or Organic?”, Journal on Policy and Complex Systems, 4(1),  2018, 151-168

W.Röpke, Çağımızın Buhranı, İstanbul: Hüsnütabiat Matbaası, 1967

B.R. Schneider ve D. Soskice, “Inequality in Developed Countries and Latin America: Coordinated, Liberal and Hierarchical Systems, Economy and Society, 38(1) 2009, s.17-52

K.Shaile,  “ John Gustav Knut Wicksell (1851-1926) | Economist”, 2019, http://www.economicsdiscussion.net/economists/john-gustav-knut-wicksell-1851-1926-economist/21021

M.Skousen. Modern İktisadın İnşası; Büyük Düşünürlerin Hayatları ve Fikirleri, Adres Yayınları, 2005

B.Snowdon ve H. R. Vane, Modern Makro Ekonomi, Efil Yayınevi, 2012

K.Thelen, ”Varieties of Capitalism: Trajectories of Liberalization and the New Politics of Social Solidarity”, Annu. Rev. Polit. Sci., 15, 2012, s.137–59

L.Walras, Studies in Social Economics, Routledge, 2010

L.Walras, Elements of Theoretical Economics or the Theory of Social Wealth, Cambridge University Press, 2014

L.Walras, Studies in Applied Economics, Routledge, 2005

M.A.Witt ve G. Jackson “Varieties of Capitalism and Institutional Comparative Advantage: A test and Reinterpretation”, Journal of International Business Studies, 47, 2016, s.778–806

Son Notlar

[1] Kapitalizm çeşitleri ayrımının başlangıç noktası Hall ve Soskice, 2001’dir.

[2] Koordine yerine eskiden korporatizm kavramı kullanılmaktaydı. Bu gün koordinasyon kavramı tercih edilmektedir. (Thelen, 2012)

[3] Bu ülkeler LPE içinde de sınıflandırılmaktadır. LPE’nden farklı olarak BE’de ihracatın GSYH’ya oranı çok yüksektir. (Hall, 2018, s.13)

[4] Türkiye’yi devlet kapitalizmi içinde ele alan yaklaşımlar da vardır.

[5] İskandinav ve orta Avrupa ülkelerinde artan kamu harcamalarına karşın F. A. Hayek’in öngördüğü “Esarete Giden Yol” (The Road to Serfdom, 1944) gerçekleşmemiştir. Tam tersine özgürlük ve eşitlik birlikte artmıştır. Bunun temel edeni yüksek, artan oranlı vergilerle karşılanan kamu finansmanının sosyal harcamalara, eşitliği sağlamaya yönelik olmasıdır. Bu konuda bkz. A.Bergh, 2018. Ayrıca bkz.L. Kenworthy, 2014

[6] Liberteryen iktisatçılarda ekonomi ve devlet (düzenleme ve müdahale) yan yana geldiğinde “sosyalist” olarak nitelendirme çok yaygındır. Örneğin 1953 yılında Mont Pelerin toplantısında Mises,  devlete pozitif rol veren ve gelir dağılımın önemine dikkat çeken W.Röpke gibi iktisatçıları sosyalist düşüncenin etkisinde kalmakla, hatta sosyalist olmakla eleştirmiştir (Skousen, 2005, s.309).

[7] Mont Pelerin topluluğunda ilk yıllarda sosyal piyasa ekonomisi yaklaşımı öne çıkmaktadır.

[8] Keynes’in Marksist olmayan sosyalist (aşamalı ve elitizm) olduğuna ilişkin bkz. Fuller, 2019

[9] Hayek, liberal düşüncenin en önemli düşünürlerinden biri olarak kabul edilir. Genel olarak bu tespit doğru olmakla birlikte, 1930’lu ve 40’lı yıllarda görüşlerinin kısmen değiştiği, “sosyal demokrasiye” (!) kaydığı söylenebilir (Hayek’in sosyal demokrasisi ve Mises’den farkı için bkz. Hodgson, 2015, s.309-314). Değişimde Simons ve Eucken’in (ve Röpke’nin) önemli bir yeri vardır. Hayek, Constitution of Liberty (1960) çalışmasında, fikirlerinin şekillenmesine katkılarından dolayı Eucken ve Simons’a özellikle teşekkür etmiştir (Plickert, 2015, s.81).

Son yıllara kadar Hayek’in ilgileri ve değişimi Hayek I ve Hayek II ayrımı ile ifade edilmekle birlikte, bugün (Kolev, 2010) Hayek I, Hayek II ve Hayek III olarak ayrılmaktadır. Hayek I’in ilgi alanı konjonktür dalgaları, Hayek II’ninki ordo-liberalizm ve Hayek III’ünki evrimci felsefedir. Hayek II 1930-40’lı yılları, evrimci felsefe 1950’lerden, özellikle 1960’lardan sonraki dönemi kucaklamaktadır.

[10] Rooemer’e göre (2019) diğerkâmlık (özgecilik, altruism) ve işbirliği aynı kavramlar değildir.  İşbirliğinde dayanışma ve güven temelinde ortak amaç temeldir. Ajanlar, ortak stratejiye sahiptirler. Moral benzeri optimizasyon çerçevesinde Kantçı dengeye ulaşırlar.

Ercan Eren 1957 yılında Denizli'de doğdu. 1978 yılında istanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ni bitirdi. Aynı fakültede yüksek lisans ve doktora yaptı. 1980-1993 yılları arasında Uludağ Üniversitesi'nde araştırma görevlisi, yardımcı doçent ve doçent olarak çalıştı. 1994 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'ne profesör olarak atandı. Evli ve bir çocuk babasıdır. Ercan Eren, İktisatta Yöntem, Piyasa-Özgürlük ve Eşitlik, Makro İktisat, Mikro İktisat ve Türkiye'de 1998-1999 Krizinde Yönetici Davranışları (ortak çalışma) adlarında yayınlanmış beş kitaba sahiptir. Ercan Eren'in iktisatta yöntem, iktisat eğilimi, iktisadi düşünce tarih, piyasa ve etkinlik sorunları, geçiş ekonomileri, makro iktisat, siyaset ekonomisi alanlarında yoğunlaşan yüzden fazla makalesi yayınlanmıştır.

Bir cevap yazın