Para Politikası Tartışmaları Üzerine – Burak Saltoğlu (İTD 18)


2010 sonlarından beri ekonomi basınının en önemli gündem maddesi, TCMB’nin uyguladığı sıra dışı para politikaları ve bunların ekonomiye yansımaları olmuştur. Ancak yapılan tartışmaların çok önemli bir kısmı, daha az akademik kaynaklar ve platformlar üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu yazımızda, bu tartışmanın öneminin ve konunun akademik çerçeveden bir değerlendirmesini yapmaya çalışacağız.

PARA POLİTİKALARININ DEĞERLENDİRİLMESİNDE AKADEMİK TARTIŞMALAR DA DEVREYE GİRMELİ

Son dönem uygulanan para politikaları, ağırlıklı olarak basın üzerinden tartışıldı. Kriz ortamında para politikası uygulamaları gibi son derece teknik ve akademik bir konunun, akademik boyutları ile daha farklı platformlarda tartışılması gerekirdi. Öncelikle, bu tartışmalar konunun kısa vadede piyasaları etkilemesi nedeni ile daha çok piyasaya yakın uzmanlar tarafından tartışılmasına neden oldu. Makro/finans ve para politikalarının teori ve uygulamasında çok radikal tartışmaların yapıldığı son dönemlerde akademik çerçevenin etkisi önemli olabilirdi. Özellikle para politikalarının tarihi ve geleceği hakkında, konunun daha farklı bir ortamda tartışılmasının büyük önemi vardır. Makro dengeler ve büyüme gibi toplumun refahı üzerinde ekonomi politikası ve genel makro çerçeveyi belirlemesi açısından, bu tartışmaların hangi düzlemde yapıldığı ve tartışmaların farklı görüşleri de içermesi son derece önemlidir. Bu noktada, kısaca finansal istikrar ve para politikası ilişkisine değinmek büyük önem taşımaktadır. Kısaca bu tartışmaları özetleyebiliriz.

FİNANSAL İSTİKRAR VE PARA POLİTİKASI

Kasım 2010’da para politikası tartışmaları yapılırken atlanan en önemli unsur, para politikalarının teoride de, pratikte de geçmiş dönemlere oranla çok daha progresif olma eğilimi oldu. Örneğin, 2008-2009 krizi ile beraber para politikalarının tek amacının fiyat istikrarı olduğu görüşü geçerliliğini kaybeden bir görüş haline geldi. Özellikle finansal piyasalardaki gelişmeler sonucu, Merkez Bankalarının finansal istikrarı da bir amaç olarak görmeleri gerçeği literatürde yer bulmuştur. Standart para politikası, fiyat istikrarı ve onu kollamak için kullanılan faizin tek araç olduğu kabul gören tek görüştü. Ancak özellikle düşük faizin varlık balonu oluşturması olgusu, finansal istikrar konusunu gündeme getirmiştir. Yine bankacılık düzenlemeleri, bankaların mikro risk yönetiminin yeterli olmadığını ve makro ihtiyati önlemlerin (macro prudential regulations) önemli olduğunu ortaya çıkarmıştır. Ekteki kaynaklarda da belirtildiği gibi, bankacılık düzenlemeleri ve BASEL III adı verilen uygulamalar finansal istikrara büyük önem vermektedir. Global düzenlemelerin etkili olabilmesi için, ekonominin iyi zamanlarda, daha sonra sert duruş yaşanmaması için, makro politikalarla yavaşlatılması konusu kabul görmüştür. Dolayısı ile finansal istikrar konusu, 2008 sonrası para politikası ve modern bankacılığın önemli bir konusu haline gelmiştir.

Finansal İstikrar Nedir?

Bir ekonominin içsel ya da dışsal şoklara karşı savunmasız hale gelmesi, o ülkede finansal istikrarın bozulması anlamına gelir. Örneğin, bankacılık kesiminde oluşan yüksek kredi riski ve kontrolsüz artan cari açık, finansal istikrarı bozan unsurlardır. Sonuç olarak, literatüre göre finansal istikrarı korumak için proaktif davranılmalıdır. Zira işler kötüye gitmeden önlem almak, finansal istikrarın önemli bir hedefidir.

TCMB’NİN YAPTIĞI HAMLELERİ NASIL DEĞERLENDİREBİLİRİZ?

TCMB, politika faizi dışında mevduat munzam ve başka araçları da kullanmaktadır. Örneğin, döviz kurundaki volatilite ve banka kredilerindeki genişlemeyi sınırlamayı da amaç fonksiyonu içinde değerlendirmektedir. Normal enflasyon hedeflemesine oranla çok daha karışık amaçları olan bu politika, doğal olarak öngörülebilirlik açısından farklı bir yaklaşım ortaya koymaktadır. Alınan önlemler, döviz kurunun yanında mevduat ve kredi faizlerinin de artmasına yol açmıştır. Dış ticaret, cari açık gibi risk yaratan unsurlarla mücadele amaçlanmıştır. Kanımızca, temelde doğru stratejiler belirlenmektedir. Piyasayı makro çerçevede değerlendirdiğimizde, yapılan eleştirilerin bir eksiğinin olduğu kanısındayım. Türkiye ekonomisinin temel bir sorunsalı olan büyüme istirkarsızlığının para politikası ile çözülebileceği anlayışıdır.

MAKROEKONOMİK BÜYÜMEDE İSTİKRAR VE PARA POLİTİKASI

Son 15 yıldır ekonomik büyümemizin gösterdiği en önemli karakteristik, büyüme volatilitemizin son derece yüksek oluşudur. Tablo 1’de, Türkiye ve bazı benzer ülkelerin çeyreklik büyüme ortalaması ve volatilitesi sunulmuştur. Türkiye ekonomisinin son 13 yıllık reel büyüme performansı ortalaması, %3,97 ile diğer benzer ülkelerin büyüme ortalamasına yakındır. Ancak büyümenin standart sapması, %6 ile bu ülkeler arasındaki en yükseğidir. Bizim büyümede gösterdiğimiz oynaklık, BRIC ve bazı benzer gelişmekte olan ülkelerin iki katından fazladır. Bu, büyümelerimizin global şartlar iyi iken çok hızlandığını, kötüleştiğinde ise sert düşüş gösterdiğini ortaya koymaktadır.

Büyüme İstikrarsızlığı ve Para Politikası

Yukarıdaki tabloda bahsettiğimiz büyüme istikrarsızlığımızın temelinde, ekonomimizdeki tasarruf açığı yatmaktadır. Bu sorun nedeni ile, ekonominin büyüme aşamalarında önemli bir yurtdışı fon bağımlılığı oluşmaktadır. Bu yapısal sorunu aşmak, sadece para politikası araçları ile mümkün görünmüyor. Dolayısı ile, yapısal dönüşümünü daha farklı sağlamış bir ekonomide, para politikası uygulamaları daha az yan etkiler oluşturabilir. Son haftalarda açıklanan teşvik ve mali tasarruf tedbirleri, doğru yolda atılmış adımlardır; ancak uygulamaya girmesi için zamana ihtiyaç vardır. Ekonomi kırılganlıklara daha dayanıklı olana kadar, TCMB politikaları yoğun bir şekilde tartışılmaya devam edecektir; zira bu büyüme oynaklığını sınırlamak için, TCMB bir süre daha devrede olmak durumundadır. Son dönemde, kısmen ders kitaplarında olmayan uygulamalarla, TCMB büyüme istikrarsızlığını azaltma yönünde bir girişimde bulunmuştur. Bu girişimin piyasa aktörleri çokça eleştirilmiştir; ancak konuyla ilgili akademik görüşler henüz yeterli sayıda değildir. Pratikte, kısa vadede, TCMB’nin politikalarının enflasyon gibi öngörülemeyen bir yan etkisi olmuştur. Ancak temelde hedeflenen politikalar, dünya uygulamalarının ve ders kitaplarında yazılmayan bir çerçeveden bakmaktadır. Hedefine “finansal istikrarı” da yerleştiren bu yeni politika, doğal olarak dönem dönem anlaşılamamaktadır. Akademisyenlerin, finansal istikrarla ilgili son dönem teorik ve pratik gelişmeleri daha yakından izleyip tartışmaları çok önemlidir. Aksi takdirde, tartışma zemini daha kısır ve kısa dönemli mali piyasalara yansıması çerçevesi ile sınırlı kalacaktır. Özellikle bu uygulamaların dünya finansal istikrar uygulamalarına göre nerede durduğu tartışması, akademik dünya tarafından yapılmalıdır. Kanımızca, bu denli karmaşık ve kitapların yeniden yazıldığı bir ortamda, para politikalarının en adil eleştirisini zaman gösterecektir. Ancak akademik dünyanın da, kamuoyuna olanı biteni objektif bir şekilde dünya uygulamaları ile sunacak çalışmaları yerine getirmesinde büyük fayda vardır.

KAYNAKLAR

Borio C. (2011), “Central banking post-crisis: What compass for uncharted waters?”, BIS Papers, http://www.bis.org/publ/work353.pdf

Eichengreen B. ve diğerleri (2011), “Rethinking Central Banking Committee on International Economic Policy and Reform”, http://www.brookings.edu/~/media/Files/rc/reports/2011/09_ciepr_central_banking/Rethinking%20Central%20Banking.pdf

Ortadoğu Teknik Üniversitesi mezunu olan Prof. Dr. Saltoğlu, Kanada’da University of Guelph’de yüksek lisans, İngiltere’de University of Essex’de ise doktora çalışmalarını tamamlamıştır. 1997 yılında Yardımcı Doçent Doktor olarak çalışmalarına başladığı Marmara Üniversitesi’nde, Doçentlik ve daha sonra da Ekonomi alanında Profesörlük unvanlarını almaya hak kazanan Burak Saltoğlu’nun, uluslararası alanda yayınlanmış birçok makalesi, Türkçe basılmış kitapları, yurtiçi ve yurtdışındaki konferanslarda sunduğu tebliğleri bulunmaktadır. Prof. Dr. Saltoğlu halen, Boğaziçi Üniversitesinde, Risk Yönetimi, Finansal Ekonometri, Türev Piyasalar konularında ders vermektedir. Tekstilbank, TEB, TEB-BNP, Yapı Kredi Bankası, Akbank, Akportföy, Riskturk, BDDK, Hazine Müsteşarlığı gibi kurumlara mali danışmanlık hizmeti vermekte olan Prof. Dr. Burak Saltoğlu’nun, Ekonometri Topluluğu, Amerikan İstatistik Birliği ve Amerikan Finans Birliği’ne üyelikleri bulunmaktadır.

Bir cevap yazın