Türkiye’de Yeniden Yüksek Enflasyon: Bu “Déjà vu” Olmalı – Fatma Doğruel, A. Suut Doğruel


Küresel sorunların yanı sıra, Türkiye’de ülke içi politikaların enflasyon yaratma gücü çok yüksek. Kur şokları ve bu şokların üretim ve ticareti öngörülebilir olmaktan uzaklaştırması politika araçlarının kullanılabilirliğini azaltma riski taşıyor.

Yeniden yükselen enflasyon “Bu Déjà vu Olmalı!” diye düşündürüyor. Déjà vu daha önce yaşanmış bir olayı yeniden yaşamış olma hissini anlatan bir deyim. Ancak bu bir Déjà vu değil, bu bir gerçek! Biz bunu daha önce de yaşadık. 1970’li yılların ikinci yarısından başlayarak 2000’li yılların ortalarında enflasyonun tek haneli olmasına kadar geçen yirmi beş yıllık sürede yüksek enflasyon kalıcı bir sorundu. Türkiye iktisat tarihinde bu yıllar hem yüksek enflasyonun yarattığı makro istikrarsızlığın hem de dışa açılmayla önemli yapısal dönüşümlerin gerçekleştiği bir dönemdi. Bu yıllar, aynı zamanda kesintisiz biçimde uygulanan daraltıcı istikrar politikaları ve enflasyonun yarattığı tahribat sonucunda yaşanan gelir kayıpları nedenleriyle geniş halk kesimlerinin ekonomik zorluklarla yaşadığı bir dönemdi. Bu çalkantılı dönem, fiyat istikrarının korunması amacıyla, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 2002-2005 döneminde örtük bir biçimde ve 2006 yılından itibaren ise tam olarak uygulanmaya başlanan Enflasyon Hedeflemesi Rejimi’yle son buldu (TCMB, 2006).1 Bu uygulama ile on yılı aşan bir dönemde enflasyon tek haneli oldu. Tek haneli enflasyonlu dönem 1970’li yılların ikinci yarısındaki Ekonomik Kriz’le ortaya çıkan yüksek enflasyonlu yılların izlerini tam olarak silemese de görece istikrarlı bir ortam yarattı. Çoğu zaman hedeflenen düzeyde olmasa da enflasyonun kontrol altında tutulabildiği bu kısa dönemde iki haneli enflasyon sadece 2008 Küresel Finansal Krizi’nde gözlendi. Bu Kriz de dışsal bir şok olduğu için makro istikrarı derinden sarsan ve enflasyon programını bozan bir sorun olarak algılanmadı. Ancak, 2017 yılından başlayarak enflasyonun tekrar iki haneli olmaya başlaması ve yükselme eğilimi bir kâbus senaryosu olarak karşımızda duruyor. Bir kez daha kırk yıl öncesine benzer bir sürece başlangıç yapıyoruz. Enflasyonun yeniden Türkiye ekonomi gündemine girmesi ve bu sorunun bir süre kalıcı olacağı beklentileri bizi bir kez daha yüksek enflasyonla yaşadığımız deneyimleri hatırlamaya yöneltti.

 

Sayı: İktisat ve Toplum Dergisi 133
Sayfa Aralığı: 27-38

Bu makalenin tamamını okumak için satın almalısınız.

Fatma Doğruel Hacettepe Universitesi Matematik Bölümü’nden lisans ve yüksek lisans ortak derecesi ile mezun oldu. Doktora derecesini Çukurova Üniversitesi Tarım Ekonomisi Bölümü’nden aldı. 1978-1988 yılları arasında Çukurova Üniversitesi’nde çalıştı. 1988 yılından itibaren Marmara Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümü’ne geçti. 1996 yılında profesör olan Fatma Doğruel halen bu görevini sürdürmektedir. Profesör Doğruel Türk Sosyal Bilimler Derneği Genç Sosyal Bilimciler (1987), Sedat Simavi Vakfı Sosyal Bilimler (1990) ve Ford Foundation Ortadoğu Araştırma (1991) ödüllerini almıştır. Ayrıca, 1991-1992 yıllarında ABD’de Central Michigan Üniversitesi’nde Misafir Öğretim Üyesi olarak bulunmuştur. Araştırma alanları ekonomik büyüme ve kalkınma, bölgesel ekonomi, tarım ekonomisi, gelişmekte olan ülkeler makroekonomisi ve Cumhuriyet Dönemi Türkiye iktisat tarihidir. Bu alanlardaki kitap bölümleri ve makalelerine ek olarak ortak yazarı olduğu Türkiye'de Ekonomik Büyüme Yapısal Dönüşüm ve Kriz (1990), Osmanlı’dan Günümüze TEKEL (2000), Bıçak Sırtında Büyüme ve İstikrar (2006), Türkiye’de Enflasyonun Tarihi (2006), Türkiye Sanayiine Sektörel Bakış (2008) ve Bıçak Sırtında Büyüme ve İstikrar: Küreselleşmenin Yükselişi ve Düşüşü (2018) ile Bölgesel Kalkınma ve Kalkınma Ajansları (2012) sayılabilir. Profesör Doğruel, Türkiye Ekonomi Kurumu, Türk Sosyal Bilimler Derneği, American Economic Association, Middle East Economic Association, Bölge Bilimi Türk Milli Komitesi üyesidir. Ayrıca, 2010-2012 yılları arasında MEEA Yönetim Kurulu üyeliği ve 2013-2015 yılları arasında MEEA Yönetici Sekreterliği görevlerini üstlenmiştir. 2019 yılından itibaren Bölge Bilimi Türk Milli Komitesi Yönetim Kurulu üyeliğine seçilmiştir.

Bir cevap yazın