İTD 186. Sayı – Suç Kimin?


Sözlüklerde genellikle “yasalara aykırı davranışlar” olarak tanımlanan “suç”, toplumsal normlar ve ülkelerin tabi olduğu yasalar kapsamında farklılıklar gösterse de, temelde toplumun genel deseninden sapan, canlılara, topluluğa, topluma veya devlete zarar veren davranışların sergilenmesidir. Kişilerin suça yönelmesi, psikolojik, biyolojik, ekonomik, çevresel vb. birçok faktöre bağlıdır. Yoksulluk ve yoksunluk, eğitime erişim ve eşitsizlik bu faktörler arasında en belirleyicileridir.

Burada kalıtsal bir örüntüden de bahsetmek mümkün. Psikolojik ve biyolojik faktörlerin kalıtsal etkileri, kişinin suç işleme içgüdülerine karşı koyamamasına sebebiyet verebilir. Bunun yanında, insanların topluma uyum sağlama başarısında, nesillerarası aktarılan sosyoekonomik avantajlar veya dezavantajlar da önemli rol oynar. İnsanların, kendi kuşağındaki kişilerle kendini kıyaslayıp, rekabet edemeyecek bir konumda bulunduğunu fark ettiğinde suça yönelme ihtimali artar. Sınıflar arası geçişin bu denli katı olduğu, eşitsizliğin yüksek olduğu, adalet duygusunun yittiği toplumlarda suça yönelimin fazla olmasının sebeplerinden biri de budur.

Günümüzde insanların teknolojiye, dolayısıyla bilgiye erişimi kolay; aynı zamanda, sosyal medya aracılığıyla farklı hayatları gözlemleme şansı da arttı. Bu durum hem kişileri, özellikle de gençleri kısa yoldan refaha erişme vaatleriyle suç organizasyonlarının hedefi haline getiriyor hem de adaletsizlik duygusunu pekiştiriyor.

Türkiye’de ve dünyada suça karışmış büyük şirketlerin suçun niteliği düşürülerek yalnızca para cezasıyla paçayı kurtardıkları, ki elde ettikleri kârların yanında ödedikleri para cezasının devede kulak kaldığı, hatta bazı şirketlerin bu cezayı kamu yararına faaliyette bulunmak için harcadığı ve vergiden düştüğü; yöneticilerinin ise hiçbir ceza almadan, hatta yargılanmadan hayatlarına devam ettiği örneklerle karşılaşıyoruz.

Düzen, bedelin her zaman en savunmasız kesimlerce ödenmesi üzerine kurulu. Özellikle çocuklar, içinde bulundukları sosyoekonomik koşulların ve fırsat eşitsizliklerinin etkisiyle suça sürüklenme riskiyle karşı karşıya. Önleyici ve korumacı uygulamalarla çocukları ve gençleri suçtan uzak tutmalı, onları eğitime yönlendirmeliyiz. Ve elbette, toplumda adalet duygusunu yeniden tesis edecek düzenlemelere gitmeliyiz.

Bu sayıda, suça sürüklenen çocuklar ve suç konusu geniş çapta ele alınıyor. Yasemin Akıncılar Minguzzi ile röportajımız, konuya farklı bir bakış sağlıyor. Tüm yazarlarımıza katkıları için çok teşekkür ediyoruz.

Sevgiyle ve okuyarak kalın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.