Atatürk Ve İkti̇sadi̇yat – Can Madenci


İstiklâl Harbi başladığı esnada Türkiye’nin geleceği üzerine çarpışan üç görüş vardı. Bunların ilki, ülkenin kurtuluşundan ümidi kesen ve kadere razı gelmekten başka çare olmadığını düşünen padişah ve çevresiydi. Bunlara göre, işgalci devletleri kızdırmayacak uysal bir politika izlenmeli, mevcudun muhafazası için İngiliz himayesine girilmeliydi. Nitekim Padişah Vahdettin sonunda ülkeyi İngiliz gemisine binip terk edecekti. İkincisi, Atatürk’ün başını çektiği direnmeden yana olanların görüşüydü. Bir de bu ikisinin arasında olan, İstanbul’daki aydın ve milliyetçi geçinenlerin ileri sürdüğü manda görüşü vardı. Bu kişiler Anadolu’da bir Türk devleti, doğuda da bir Ermeni devleti kurulmasını istiyor ve bunların Amerikan mandası altında olmasını öneriyordu. Manda meselesi Erzurum Kongresi’nden beri tartışılıyordu ve Sivas Kongresi esnasında Atatürk’ün yakın arkadaşlarının da olduğu güçlü bir grup tarafından destekleniyordu. Hayli kalabalık olan bu grup, kongre öncesinde Atatürk’ü âdeta sıkıştırmaya başlamıştı. Atatürk’ün onlara uyacağını ve kongreden manda kararını çıkaracağını umuyorlardı. Padişah ve çevresinin Anadolu’daki direniş hareketi karşısında oluşturduğu tehlike açıkça görülebiliyordu. Oysa mandacılığı savunanlar direnişi yozlaştırma tehlikesi yaratıyordu. Bunların görüşlerinin ne kadar ayartıcı olduğunu göstermek için Sivas Kongresi’nden iki örnek verelim

Sayı: İktisat ve Toplum Dergisi 88
Sayfa Aralığı: 34 - 46

Bu makalenin tamamını okumak için satın almalısınız.

Bir cevap yazın