Eşitsizlik, her yerde. Eğitimde, sağlıkta, gelirde; ülkeler arasında, iller arasında, ilçeler arasında, hatta birbirinin penceresini gören iki devlet okulu arasında. Bugünün iktisadi düzeni de tam olarak böyle bir kırılmayı görünür kılıyor. Dünyada teknoloji şirketlerinin devasa bir güç biriktirmesi, yapay zekâ yatırımlarının belirli merkezlerde yoğunlaşması ve küresel sermayenin üretimden çok finansal alanlara yönelmesi, refahın toplumun geniş kesimlerine yayılmasını zorlaştırmakta. Bu durum ile otoriterleşme eğilimi de adeta simbiyotik bir ilişki içinde. Türkiye ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişle birlikte önemli ölçüde merkezileşti, muhalefet alanı sistematik olarak daraltılıyor. Buna, Türkiye ekonomisinin yüksek enflasyon, işsizlik vb. sorunları da eklendiğinde özellikle gençlerin geleceğe dair beklentileri karanlık. İnsanlar artık daha az güvende, adil olmayan bir yaşamın içine hapsolmuş hissediyor.
Bu tablo eğitim alanında çok daha görünür halde. Aynı mahallede, hatta pencereleri birbirine bakan iki okul arasında bile devasa imkân farkları mevcut. Bir tarafta gelir düzeyi görece yüksek ebeveynlerin bağışlarla desteklediği okulda sunulan geniş imkanlara sahip çocuklar; diğer tarafta kalabalık sınıflarda temel ihtiyaçlara erişmekte zorlanan çocuklar bulunuyor. Böyle bir düzende eğitim, fırsat eşitliği yaratmak bir kenara dursun, ayrışmayı daha da derinleştirmekte. Çocuklar, gençler daha en baştan eşitsiz bir yarışın içine sürükleniyor. Eğitim sisteminin eleştirel düşünceyi geliştirmek yerine sınav odaklı ve daha itaatkâr bir yapı üretmesi bu sorunu daha da vahim kılıyor. Türkiye’de siyasal alanın giderek daha merkezi ve denetleyici bir hale gelmesi, üniversitelerden medyaya kadar birçok kurumda hissediliyor; bu atmosfer gençlerin yalnızca ekonomik değil, düşünsel olarak da sıkışmış hissetmesine neden oluyor.
Tam da bu nedenle bir alternatif arıyoruz. Bu yılın başında Efil Yayınevi’nden çıkan Türkiye’nin Yeniden İnşası: Alternatif Politikalar kitabı, kurucu editörümüz Ömer Faruk Çolak tarafından bu amaçla tasarlanmıştı. Bu sayımızda ise Ensar Yılmaz, mevcut gidişata bir alternatif sunuyor. Daha adil bir eğitim sistemi, emeğin daha fazla korunduğu bir ekonomik düzen ve insanların karar süreçlerine daha fazla katılabildiği demokratik bir yapı, yeniden inşa edilmeli.
Bu sayımızda ayrıca Ersin Kalaycıoğlu ve Ali Tigrel, iktisadi düzen ve demokrasi ilişkisini değerlendiriyor. Umay Aktaş Sağlam, eğitimde fırsat eşitliği meselesini detaylı olarak ele alırken, Hacer Foggo ile Osman Akbaba’nın röportajı ve Melek Bahat’ın çalışması, eğitimde fark yaratan uygulamaları bizlerle paylaşıyor. Üniversite ve iktisat eğitimi, savaş, eşitsizlik ve sanat üzerine ilgi çekici makaleleri de merakla okuyacağınızı düşünüyorum. Tüm yazarlarımıza teşekkür ediyoruz.
Değerli okurlarımız, yayın dünyası krizden payını almaya, bizler de direnmeye devam ediyoruz. Bizlere shop.efilyayinevi.com adresinden İktisat ve Toplum Dergisi’ne abone olarak ve kitaplarımızı satın alarak destek olabilirsiniz.
Sevgiyle ve okuyarak kalın.
Serenay Dıraz






Bir cevap yazın