Küreselleşme ile birlikte eşitsizliklerdeki artışlar günümüzde giderek daha görülür hale gelmeye başlayınca, XX. yüzyılın en önemli siyasi kurumlarından birisi olan liberal demokrasinin geleceği konusunda endişeler de giderek yaygınlaşmaya başlamıştır (Galbright, 2016; Piketty, 2014). Artık ana akım iktisatçıların bile görmezden gelemedikleri bir hal alan eşitsizlikler günümüz iktisadi tartışmalarının ana temalarından biri olmuştur (Milanoviç, 2018; Atkinson, 2018). Türkiye de dünyadaki bu eğilimden muaf bir ülke değildir (Levitsky and Ziblatt, 2018). Siyasi manada son yıllarda görünen otoriterleşme ve liberal demokratik değerlerden uzaklaşmanın ardında yatan sebeplerden biri de, gelir dağılımı ve yoksulluk bakımından Türkiye’nin OECD ülkeleri içinde en kötü oranlara sahip ülkelerden biri olmasıdır. Siyasi iktidarların ülkedeki eşitsizlikleri hedef alan uygulamalar yapması, liberal demokratik değerlerden uzaklaşan iktidarların büyük oranda kamuoyu desteğini almasına ve mevcut iktidarların sürekliliğine imkân sağlamıştır (Mounk, 2018; Galbraith, 2014). Siyasi iktidarların iktisadi manada meşruluğunun bir aracı olan ekonomik büyümenin kapsayıcılığı, 2002 sonrası uygulanan makroekonomik politikalarının en önemli unsurlarından bir olmuştur. Bu manada elde edilen yüksek büyüme oranlarının beraberinde ortaya çıkmış olan gelir dağılımında iyileşmeler bu kapsayıcılığın da önemli işaretlerinden biri olarak algılanmıştır.
Sayı: İktisat ve Toplum Dergisi 98Sayfa Aralığı: 17 - 21






Bir cevap yazın