İTD 120 – POPÜLİZM TUZAĞI VE TÜRKİYE


Küresel ekonomide çöküşün dip noktası görüldü. Yılın üçüncü çeyreğinde birçok ülkede pozitif büyümenin yakalanacağı öngörüsü güçleniyor. Ancak toplumsal erozyon ve kurumsal yapılanmadaki zayıflık üst noktalarda seyrediyor. ABD’nin mevcut popülist Başkanı D. Trump ile seçimlerdeki rakibi J. Biden’in yer aldığı geleneksel tartışma programındaki düzey ne yazık ki Türkiye’yi bile aratacak şekilde geçti.

Dünyada popülizm hızla otoriter sistemlere doğru kayıyor. Rusya’da Putin, Hindistan’da Modi, Brezilya’da Bolsonaro, Macaristan’da Urban, İngiltere’de Johnson, Fransa’da Macron, Türkiye’de Erdoğan bu sistemin öne çıkan temsilcileri. Yaşadığımız dönem, 1925-1939 yılları arasındaki Avrupa’yı anımsatmakta. Bu politik yapılanma, o dönemde de olduğu gibi ekonomiye yansıyor. Bu da krizin etkilerini daha da ağırlaştırıyor. Bu sayımızda yer alan yazılar bu konu üzerinde yoğunlaştı.

Krizin süregittiği bu dönemde hükümetin açıkladığı YEP gerçeklikten oldukça uzak duruyor. Türkiye, Arjantin’le birlikte hala belli başlı ülkeler arasında enflasyon oranının en yüksek olduğu iki ülke olma özelliğini koruyor. Faiz oranında ise Türkiye ilk sırada. Türk Lirası (TL), ABD Doları karşısında %25,4 ile en fazla değer yitiren para. TL’yi %24,9 ile Arjantin Pesosu ve Brezilya Reali takip etmekte. Bu olumsuz göstergelere rağmen YEP’te yapısal hiçbir düzenleme bulunmamakta.

YEP’te unutulan olgu, geçen 20 yılda Türkiye’nin küresel mimarinin içinde yer almasıdır. Ülkeyi yöneten siyasal parti, kendi çapında hem ekonomide hem de dış politikada bu mimarinin bir parçası olarak sözü edilen normale eklemlenmeye çalıştı. Yani ülke, “normal”in içindeydi. Dolayısıyla YEP’te hedeflenen “yeni normal”in, geçmiş politikaların tersi olması gerekirdi. Ancak YEP’te böyle bir dönüşümün izi bile yok. YEP’i eleştiren muhalefet de eleştirilerini yine mevcut iktisadi tercihler üzerinden yapıyor. Onlar da defalarca seçim kaybetmelerine rağmen derslerine çalışmamakta ısrar ediyorlar.

İTD bu kaotik ortama rağmen 10. yılını bu sayıyla tamamladı. 120. sayımızın özel sayı olmasını istedik ve akademisyenlerden destek vermelerini talep ettik. Bu çağrımıza çok sayıda olumlu yanıt aldık. Bundan dolayı makaleleri ikiye böldük. Ekim ve Kasım ayında İTD iki ayrı özel sayı olarak yayımlanacak. Bugüne kadar bizlere destek veren Danışma ve Yayın Kurulu üyelerimize, yazarlarımıza, okuyucularımıza minnettarız. İTD, geçen 10 yıl boyunca bağımsız, sansürsüz bir dergi olmayı başardı. Gelecekte de reklam alamamaktan kaynaklı tüm maddi olumsuzluklara rağmen bu çizgimizi koruyacağız.

İTD’nin 10. yılını kutluyor, nice 10 yıllar sizlerle buluşmasını diyorum.

Sevgiyle ve okuyarak kalın.

Bir cevap yazın