İTD 124 – SALGININ İZLERİ


Salgının toplum üzerindeki etkisi devam ediyor. Salgın sonrası nasıl bir dünyayla karşılaşacağız sorusuna yanıt arayışı da başladı. İTD de bu sayısında arayışa katılıyor.

Elinizdeki sayıda kriz sonrası olası gelişmeleri para politikasından gelir dağılımına kadar irdelemeye çalıştık. Elbette arayışımız bu sayıyla sınırlı kalmayacak, sürecek. Çünkü salgın, geçen süreçte kurumsal yapılanmaları değiştiriyor bundan dolayı salgının etkisi beklenenden daha uzun sürecek.

Salgını hükümetler genel olarak kötü yönettiler. Hatta bazı ülkelerde iktidardaki siyasi partiler güç gösterisine dönüştürdüler. Nitekim The Economist Intelligence Unit (The EIU) tarafından hazırlanan 2020 yılı demokrasi endeks skoru 2006’dan bu yana en kötüsü oldu. Skor 2019 yılında tüm dünya için 5.44 iken, 2020’de 5.37’ye geriledi. Kimi ülkeler “güç zehirlenmesi tuzağına” (kavram bana ait) düştüler.

Bu tuzağa düşenlerin ortak özelliği, kurumsal yapılanmalarının zayıflaması. David Runciman’ın “Özgüven Tuzağı” kitabında söylediği gibi “Başarılı demokrasiler, kişilerin güç zehirlenmesine karşı çok sayıda kurumsal güvenceye sahiptir. Bir otokrasideki tehlike, çılgın veya kibirli bir liderin devleti uçuruma sürükleyecek olmasıdır. Bir demokraside ise, çılgın bir liderin veya çılgınca bir fikrin uzun süre tutunması çok daha zordur. Uçurumdan düşmeden önce, demokrasilerde çılgın liderleri görevden almak için oylama yapılır. Düzenli seçimler, özgür bir basın, bağımsız bir yargı ve profesyonelleşmiş bir bürokrasi, hep birlikte en kötü hatalı şahsi kararlar yüzünden yıkılmaya karşı koruma sağlarlar. Uzun vadede, istikrarlı bir demokraside hatalar, sonunda felaket getirmez, çünkü kemikleşmezler”.

Bu saptama demokrasi-ekonomi ilişkisi tartışmasının gerekliliğini de ortaya koymakta. Bundan dolayı biz de Sosyal Bilimciler Konuşuyor köşemizde Siyaset Bilimci Ersin Kalaycıoğlu Hocamızı ağırladık. Uzun bir söyleşi oldu, Ersin Hoca bana “kısaltabilirsiniz” dese de hiçbir cümleye kıyamadım. Çünkü söyleşi ülkemiz için önemli dersler içermekte.

Bu sayımızda yazılarıyla aramıza yeni akademisyenler katıldı, kendilerine hoş geldiniz diyorum, makaleleriyle destek veren tüm yazarlarımıza teşekkür ediyorum.

Türkiye salgın sürecinde sadece ekonomi de değil, hemen hemen tüm alanlarda hareketli günler yaşıyor. Üniversitelere yeni rektörler atandı. Boğaziçi Üniversitesi’ne yapılan atama öğrenciler ve akademisyenlerce kabul edilmedi. Tartışma hala devam ediyor. Ancak unutulmaması gereken olgu, sorunun bir üniversiteye indirgenemeyeceğidir. Sorun, sistemle ilgili. YÖK sistemi değişmeden üniversitelerin sorunları bitmeyecek. Ne yazık ki ufukta umut yok. Galiba tüm toplum, eğitimde son kırk yıldır, özellikle son yirmi yıldır yapılan yanlışların bedelini ödedikten sonra yeni bir sistem talebini politikacılara dayatacak.

Sağlıkla, sevgiyle ve okuyarak kalın.

Bir cevap yazın