Özelleştirme İhalelerinde Yaratılan Belirsizliğin Maliyeti – Uğur Emek


Bu yazıda özelleştirme2 ihalelerinde sıkça başvurulan ve ihale sonuçlarını olumsuz etkileyebilecek bir uygulamayı ele almak istiyorum. Özelleştirme ihalelerinde genelde “ilk turda elemesiz kapalı yazılı teklif alınmasının ardından ikinci turda açık artırmaya” geçilmektedir. Açık artırma sürecinde istekliler belirli fiyat aralıklarıyla tekliflerini artırmaktadır. Açık artırma aşamasında en yüksek teklifi veren istekli ihaleyi kazanmaktadır. Bunun yansıra ihale ilanlarında “idarenin ihaleyi yapıp yapmamakta, dilediğine yapmakta ve teklif verme süresini uzatmakta serbest” olduğu hususu önceden belirtilmektedir3 . Buraya kadar sanki her şey güzel görünüyor. Ancak, ihale yazını ve uygulamaları üzerinde kafa yoran bir araştırmacı olarak bu uygulamanın felsefesini bir türlü anlayamadım. Bir bilen varsa lütfen bana da söylesin. Anladığım kadarıyla ihale yetkilileri sorumluktan kaçınmak (yolsuzluk iddiaları, devlete ilave gelir kazandırma cevvalliği vb.) amacıyla kapalı tekliflerden sonra pazarlığa ve/veya açık artırmaya geçerek kazanan teklifin tutarını yükseltmek istiyorlar. Kamuoyuna da bak gördünüz mü devlete nasıl daha fazla para kazandırdım mesajı vermeye çalışıyorlar. Oysa bu uygulamayla bizatihi kendileri kamu kaynaklarına en büyük zararı veriyorlar.

Sayı: İktisat ve Toplum Dergisi 37
Sayfa Aralığı: 69 - 75

Bu makalenin tamamını okumak için satın almalısınız.

Akademik olarak uygulamalı mikroiktisat çalışıyorum. Alt başlık olarak, rekabet politikası, düzenleyici reformlar/kurumlar, kamu-özel işbirlikleri, yolsuzluk ve finansal iktisat alanlarında çalışmaktayım. Bu günlük dahil, çalışmalarımın temel önceliği, Türkiye ekonomisindeki gelişmeleri anlamak ve anlamlandırmaktır.

Bir cevap yazın