Türkiye Ekonomisi Nasıl Sanayisizleşti – Osman Aydoğuş (İTD 50)


Türkiye ekonomisinin uzunca bir süredir, özellikle 2001 krizinden sonra, belirgin bir sanayisizleşme (de-industrialization) sürecinden geçtiği konusunda sanıyorum geniş bir mutabakat oluştu. Hükümetin son açıkladığı yapısal dönüşüm ve reform programı da sanayide, özellikle de imalat sanayiinde yaşanan gerilemeyi önemle tesbit etmiş durumda. Yerinde bir tesbit, katılmamak mümkün değil, ama nedenlerini doğru teşhis etmek gerekiyor. Bu yazımızda sektörel göreli fiyat hareketlerinin sanayisizleşme sürecindeki rolünü  irdelemeye çalışacağız. Bununla birlikte, gayri safi yurtiçi hasılanın hesaplanmasında 2008 yılında kapsamlı bir değişiklik yapılmış ve yeni GSYH serilerinin sadece 1998 yılına kadar geriye götürülmüş olması nedeniyle analizimizi 1998 yılı sonrasıyla sınırlı tutacağız.

Göreli fiyatların 1998 sonrasında seyrine geçmeden önce sanayisizleşmenin göstergelerine bakalım.  Tablo 1’de cari fiyatlarla ve 1998 sabit fiyatlarıyla reel GSYH içinde üç ana sektör ile İmalat sanayinin  göreli paylarının gelişimi verilmiştir.[1]

Tablo bize ne söylüyor?

İlk olarak, cari fiyatlarla bakıldığında tarım, sanayi ve özellikle imalat sanayinin GSYH içindeki paylarının 1998’den 2013’e kesintisiz bir gerileme içinde olduğu net olarak görülmektedir.  1998’den 2013’e tarımın payı % 12,5’ten % 7,4’e, snayinin payı % 32,5’den % 23,6’ya ve imalat sanayinin payı da % 23,6’dan % 15,3’e inmştir. Buna karşılık, hizmetlerin göreli payı, dönem boyunca dalgalanmakla birlikte, genelde hafif bir artış eğilimi içindedir. Cari fiyatlarla sektörel payların gelişiminde gözlenen belirgin bir özellik de kriz yıllarında hizmetlerin payının sıçrama gösterirken, (2001’de % 55,6’dan % 58,5, 2009’da da % 57,9’dan % 59,6’a), tarım, sanayi ve imalat sanayinin paylarının gerilemiş olmasıdır.

İkinci olarak, sektörlerin reel (1998 sabit fiyatlarıyla) GSYH içindeki paylarının gelişimi cari fiyatlarla GSYH içindeki paylarının gelişiminden çok büyük farklılık arz etmektedir. Tablo 1’den hemen görülebileceği gibi, 1998 sabit fiyatlarıyla reel GSYH içinde tarımın payı, 2008 ve 2009 yıllarındaki

küçük artışlar bir yana bırakılırsa, sürekli gerilemiş ve % 12,5’den % 9,2’ye inmiştir. Sanayinin ve imalat sanayinin paylarında 1998-2003 arasında hafif bir gerileme ve sonrasında hafif bir yükselme olmakla birlikte, esas itibariyle dönem başındaki değerlerini korumuşlardır. Daha açık bir ifadeyle, reel olarak bakıldığında sanayinin ve imalat sanayiinin paylarında gerileme değil küçük de olsa bir artış vardır. Buna karşılık hizmetler sektörünün payı sürekli bir artışla % % 51,9’dan % 58,4’e yükselmiştir.Kaynak: TÜİK verilerinden kendi hesaplamalarımız.(http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1045)

Öyleyse, ilk tesbitimizi yapalım: Cari ve reel payların gelişimindeki bu farklılaşma gösteriyor ki, tarım, sanayi ve imalat sanayinin cari fiyatlarla GSYH içindeki paylarının 1998-2013 döneminde kesintisiz olarak gerilemesinin temel nedenlerinden birisi sektörel göreli fiyatların bu sektörler aleyhine gelişmiş olmasıdır. Öyleyse sektörel göreli fiyatların dönem boyunca nasıl seyrettiğine bakılmasında fayda vardır.

Sektörel göreli fiyatların incelenmesinde bir çok fiyat serisi kullanılabilir ama buradaki amacımız açısından en uygun göstergenin zımni fiyat deflatörü serileri olacağı kanaatindeyiz. Zımni fiyat deflatörleri basitçe cari fiyatlarla sektörel hasılanın, belli bir baz yılın sabit fiyatlarıyla hesaplanmış sektörel reel hasılaya oranı olarak tanımlanabilir.[2] Göreli sektörel fiyatlar ise sektörel zımni fiyat deflatörlerinin oranı olarak tanımlanabilir. Esasında, iki sektörün zımni fiyat deflatörlerinin birbirine oranı, o sektörler arasındaki iç ticaret hadddinden başka bir şey değildir. En yaygın kullanılanı da tarım-sanayi  iç ticaret hadleridir (TİTH). Neden önemli olduğunu Korkut Boratav Hoca’dan aktararak görelim:

“TİTH bu türden bir bölüşüm değişimini ortaya koyan istatistikî bir göstergedir ve bir başlangıç yılına göre çiftçinin eline geçen fiyatlardaki değişmeler ile, çiftçinin ödediği fiyat hareketleri arasındaki oranın (tercihan endeks değeri olarak) ifadesidir. En bütüncül düzlemde sözü geçen iki fiyat dizisi olarak tarım ve sanayi sektörlerine ait fiyat hareketlerini temsil eden zımnî sektörel deflatörler kullanılır. Bölüşüm ilişkileri açısından TİTH’nin seyri, piyasaya dönük küçük üreticiliğe (“küçük meta üretimi”ne) dayalı bir tarımsal yapıda, dolaysız üreticinin (köylü/çiftçinin) geriye dönük piyasa bağlantıları aracılığıyla “sıkıştırılma” (daha doğrusu sömürülme) derecesindeki değişmenin doğrultusunu ve büyüklüğünü ortaya koyar. Daha somut olarak, pazarlanan birim ürün içinden çiftçinin/köylünün eline geçen gayri safi üretim değeri ile tarımsal olmayan üretim giderleri (ve “tüketim fonu”) arasındaki marjda meydana gelen değişmeleri TİTH temsil eder.” (Boratav, 2009).

Buradaki amacımız açısından daha uygun olacağını düşündüğümüzden, ilk olarak sektörel göreli fiyat serilerini tarım, sanayi, imalat sanayi ve hizmetler zımni fiyat deflatörlerini, vergi-sübvansiyon ile dolaylı ölçülen mali aracılık hizmetlerini dışarıda bırakarak, sektörler toplamı zımni fiyat deflatörüne bölerek elde ettik. Bu şekilde ölçülen göreli fiyat endeksleri sektörlerin ortalamasına göre iç ticaret hadlerinin gelişimini göstermektedir. Ayrıca, sanayi ve imalat sanayi zımni fiyat deflatörlerini hizmetler zımni fiyat deflatörüne oranlamak suretiyle sanayi-hizmet ve imalat sanayi-hizmet iç ticaret hadleri serilerini de hesapladık. Sırasıyla irdeleyelim.

Şekil 1’de sektörler ortalamasında göre hesapladığımız sektörel göreli fiyat endekslerinin gelişimi verilmiştir. Tesbitlerimiz yapalım.

İlk olarak, 1998-2013 döneminin tamamında, göreli hizmet fiyatlarının, 2003-2005 dönemindeki gerileme bir yana bırakılırsa, sürekli bir artış eğilimi sergilediği görülüyor. Gerçekten de, göreli hizmet fiyatları endeksi 1998-2001 döneminde hızlı bir artışla 110’a çıkmış, 2002’de 108’e gerildikten sonra izleyen  yıllarda yavaş bir tempoyla artarak 112’ye kadar yükselmiştir. Göreli hizmet fiyatları endeksi 1998-2001 döneminde ortalama 106, 2003-2013 döneminde ise 111 olarak gerçekleşmiştir.

 Şekil 1 – Ana Sektörlerde Göreli Fiyatların Gelişimi: 1998-2013 (1998 = 100)

Kaynak: TÜİK verilerinden kendi hesaplamalarımız.

İkinci olarak, 1998-2013 döneminin tamamında hem sanayi, hem de imalat sanayi göreli fiyatları endekslerinde kesintisiz ve büyük gerilemeler yaşanmıştır. Dönemin başı ile sonu arasında, sanayi ve imalat sanayi göreli fiyat endeksleri, 2011 yılındaki küçük artış bir yana bırakılırsa, sürekli gerileyerek sırasıyla 82’ye ve 72’ye inmişlerdir. İmalat sanayi göreli fiyat endeksindeki gerilemenin (% 28) sanayideki gerilemeden (% 18) daha büyük olmasından da görülebileceği gibi, sanayi sektörü göreli fiyatlarındaki gerilemenin esas nedeni imalat sanayiindeki gerilemedir.[3]

Üçüncü olarak, göreli tarım fiyatları dönem boyunca dalgalı bir seyir izlemekle birlikte genelde 1998 baz yılının altında seyretmiştir. Göreli tarım fiyatlarında 1998-2001 arasında deyim yerindeyse tam bir çöküş olmuş ve endeks değeri 3 yıl gibi kısa bir sürede %33 oranında düşmüştür. 2002-2005 dönemindeki toparlanmayı 2006-2009 dönemindeki gerileme dalgası takip etmiştir. 2010 yılındaki sıçramadan sonra göreli tarım fiyatları yine sürekli bir gerileme dönemine girmiştir. Göreli tarım fiyatlarının dönem boyunca dalgalanması tarıma özgü koşullardan kaynaklanabileceği gibi, tarımsal desteklerin nispi olarak azalmasıyla da ilgili olabilir ve ayrı bir incelemeyi haketmektedir. Burada, göreli tarım fiyatlarının 2001 krizinde tam bir çöküş yaşadığını ve izleyen yıllarda yıllarda 1998 düzeyine bir daha geri dönemediğini belirtmekle yetinelim.

Sanayi-Hizmet ve İmalat Sanayi-Hizmet iç ticaret hadlerinin gelişimi ise Şekil 2’de görülmektedir. Sanayi ve imalat sanayi iç ticaret hadlerinde 1988 sonrasında yaşanan büyük ve sürekli gerileme son derece açıktır.

Şekil 2 – Sanayi-Hizmet ve İmalat Sanayi-Hizmet İç Ticaret Hadlerinin Gelişimi: 1998-2013

Kaynak: TÜİK verilerinden kendi hesaplamalarımız.

Sonuç yerine yazalım.

1998 sonrasında yaşanan sanayisizleşme sürecinin esas belirleyicisi imalat sanayiinin nispi olarak gerilemesi olmuştur; imalat sanayiinin gerilemesinin ardında yatan temel nedenlerden birisi ise iç ticaret haddinin imalat sanayi aleyhine, hizmetler lehine gelişmiş olmasıdır.

1998 yılında IMF ile imzalanan yakın takip anlaşmasıyla başlayan ve 2001 krizi sonrasında hızlanan dışa açılmanın olgunlaşma dönemi, öyle anlaşılıyor ki, özellikle imalat sanayiinde göreli fiyatlar ve kar marjları üzerinde ciddi bir baskı oluşturmuştur. Ticarete konu omayan hizmet sektörleri ile ticaret konu mamuller üreten imalat sanayiinin serbestleşme, sektörel teşvik sisteminden bölgesel teşvik sistemine geçilmesi ve serbest kur rejiminden farklı etkilenmeleri çok da beklenmeyen bir sonuç değildir. Zaten, sanayinin ve de özellikle imalat sanayinin kendi kaderine terkedilmesi, sermaye birikimini ve sanayileşme sürecini tamamlamamış bir ekonomide başka bir sonuç üretemezdi.

Peki hükümetin açıkladığı yapısal değişim ve reform programı sanayisizleşme sürecini tersine çevirebilir mi?  Program henüz tümüyle açıklanmamış olmakla birlikte, belirlenen pek çok hedefe hangi araçlar kullanılarak ulaşılacağı sorusunun net bir cevabı yoktur. Bu haliyle programı alt alta yazılmış bir dizi iyi niyet ve amaçlar metni niteliğindedir.

Düzeltme: Ekim sayısındaki yazımızda 2008-2014 (ilk 6 ay) dönemi ortalama büyüme hızı yazım hatası sonucu % 4,8 olarak belirtilmiştir; doğrusu % 3,8 olacaktır).

KAYNAKLAR

Boratav, K. (2009), “Tarımsal Fiyatlar, İstihdam ve Köylülüğün Kaderi,” Mülkiye, 33 (262), 9-24 (http://www.scribd.com/doc/82817291/Tar%C4%B1m-ve-Koyluluk-Uzerine-Makaleler-Mulkiye; erişim: 19.11.2014).

TÜİK, Cari ve Sabit Fiyatlarla GSYH (NACE Rev. 2), (http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1045; erişim: 19-25.11.2014)

Ek Tablo. Sektörel Zımni Fiyat Deflatörlerinin Gelişimi: 1998-2013 (1998=1)

Kaynak: TÜİK verilerinden kendi hesaplamalarımız.

[1] Tabloda sektörlerin paylarının toplamı GSYH’dan daha küçüktür. Sektörler toplamına “vergi-sübvansiyon” eklenip, sektörlerin hasılasında zaten içerilmiş olan “dolaylı ölçülen mali aracılık hizmetleri” düşülürse GSYH’ya ulaşılmaktadır.

[2] TÜİK verilerinden cari fiyatlarla sektörel hasıla değerlerini 1998 alıcı fiyatlarıyla hasıla değerlerine bölerek hesapladığımız alt sektörlere ilişkin zımni fiyat deflatörlerini meraklısı için yazının sonunda Ek Tablo’da ayrıntılı olarak veriyoruz.

[3] 1998-2013 döneminde imalat sanayi dışındaki sanayi sektörleri göreli fiyat endekslerindeki değişim şöyledir: % Madencilik ve Taşocakçılığı  % 242 artış; Elektrik, gaz, buhar ve sıcak su üretimi ve dağıtımı % 28 artış, inşaat % 15 azalış.

1954 yılında Afyonkarahisar, Çakırköy’de doğdu. Burdur Lisesinde parasız yatılı öğrenci olarak okudu. Lise eğitimi boyunca TÜBİTAK bilim adamı yetiştirme bursunu aldı. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Ekonomi Bölümünden lisans (1979) ve yüksek lisans (1983), Gazi Üniversitesi İktisat Bölümü’nden doktora (1988) derecelerini aldı. 1980 yılında A.İ.T.İ.A. Ekonomi fakültesinde Kantitatif İktisat Kürsüsü’nde asistan olarak akademik kariyerine başladı. 2000-2001 döneminde Fulbright bursu ile Maryland Üniversitesi Tarım ve Doğal Kaynak Ekonomisi Bölümü’nde ziyaretçi araştırmacı olarak bulundu. 2001 yılında geçtiği Ege Üniversitesi’nde İktisat Bölüm Başkanı ve senatör olarak görev yaptı. Makro iktisat, büyüme-kalkınma, girdi-çıktı analizi, tarım ekonomisi ve uygulamalı iktisat alanlarında çok sayıda makale, araştırma, kitap ve çevirileri vardır. Radyo Ege Kampus’te ve Ege Üniversitesi Televizyonu’nda uzun yıllar Egenomi adlı haftalık ekonomi programını yaptı. İktisat ve Toplum Dergisi’nde Hal ve Gidiş köşesinde yazmaya devam etmektedir. Evli ve bir kız babasıdır.

Bir cevap yazın