“…insanları onurlandıran ünvanlar değil, ünvanları onurlandıran insanlardır…”
Niccolò Machiavelli [1]
Uzun bir süredir CHP’nin başının üstünde Demokles’in kılıcı gibi sallandırılan “Mutlak Butlan” kararı sonunda 21 Mayıs günü istinaf mahkemesi tarafından açıklandı.[2] Bu yasal kararla, CHP’nin 38. Kurultayında seçilmiş, Özgür Özel başkanlığındaki CHP yönetimi ile mahkeme kararıyla atanmış Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığındaki CHP yönetimi karşı karşıya geldi ve ikiye bölünmüş bir parti yapısı ve yönetimi ortaya çıktı.
Şu aşamada, arkalarında kamuoyu desteği olmayan atanmış Kılıçdaroğlu ve ekibinin partiyi hızla kurultaya götürerek bu bölünmeyi sona erdirmek gibi bir niyetlerinin olmadığı izlenimi mevcut. Kılıçdaroğlu ve ekibinin bu davranışı bana, Abraham Lincoln’ün bir sözünü hatırlattı: “…Yasal olarak doğru olan bazı şeylerin etik olarak doğru olmayabileceğini unutmamalısınız…”[3]
“Mutlak Butlan” kararı yurt içinde ve dışında geniş bir yankı buldu ve kararın geçerliliği hukuki ve siyasi açıdan tartışmaya açıldı. Siyaset amaçlı olarak kabul edilen mahkeme kararının, görsel ve yazılı basında anayasa ve mevcut yasalarımıza uygunluğu, ortaya çıkabilecek muhtemel gelişmeler ve bunların getirebileceği sonuçları üzerinde yoğunlaşılıyor. Bu yaşananlar arasında en üzücü olay da Atatürk’ün kurduğu partinin genel merkezinin, güvenlik güçlerince tahrip edilmesidir.
Cumhuriyet Halk Partisi, tarihinde bu tür girişimleri ilk defa yaşamadı. 14 Mayıs 1950 tarihinde yapılan ilk demokratik seçimlerde, Demokrak Parti (DP) 400 kişilik mecliste çoğunluğa sahipti ve bu çoğunluğa dayanarak, 14 Aralık 1953 günü TBMM’de “CHP mallarına el koyma” amaçlı yasayı kabul edip yürürlüğe soktu: DP meclis grubu, İsmet Paşa’yı rüşvet ve haksız kazanç sağlamakla suçladı. Bugünkü “Mutlak Butlan” davası ile 1950 yılında açılan kapatma davaları arasındaki en büyük benzerlik, her iki davanın da CHP üyeleri tarafından açılıp kararların yine kendileri tarafından yürürlüğe konmasıdır.
CHP’ye ikinci darbe 1959 sonları ile 1960’ın başlarında vuruldu: CHP’yi kapatıp kurtulmak için bu partinin gizli bir örgütlenmeyle hükümeti devirmeye çalıştığı bizzat iktidarın yöneticileri tarafından ileri sürüldü ve bu konuları “soruşturmak” için yargılayıp hüküm verme yetkisine sahip bir “Tahkikat Komisyonu” kuruldu. Aynı şekilde, 12 Eylül ihtilalinden sonra, askeri yönetim, CHP’nin kapatılmasına karar vermişti.
Kemal Kılıçdaroğlu Geçmişten Bugüne Nasıl Bir Siyasi Profil Çizdi?
CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanı seçildiği 10 Mayıs 2010 yılından Kasım 2023 kurultayına kadar görevde kaldı. Üst düzey bir bürokratın ve partiyle uzun bir geçmişi olmayan bir politikacının, CHP gibi kurumsallaşmış bir partide nasıl yönetimin başına geldiği ve 13 yıl içersinde yapılan 14 seçimin hiçbirini kazanamamış olmasına ve uyguladığı yanlış politikalara rağmen CHP’nin genel başkanı olarak nasıl kalabilmiş olduğu yeniden tartışmaya açıldı.[4]
Tüm bu olumsuz gelişmelere rağmen, Kılıçdaroğlu kaybettiği hiçbir seçimin arkasından istifa etmeyi düşünmemiştir. 2023 kurultayında genel başkanlığı kaybetmeyi içine sindirememiş ve “Mutlak Butlan” yasasıyla seçilmeksizin partinin başına dönmekte bir sakınca görmemiştir. Türkiye son 10 yıldır içeride ve dışarıda olağanüstü koşulları yaşıyor. Kılıçdaroğlu yaşadığımız bu koşulların gerçek anlamda bir sosyal demokrat lideri olamadı.
Meselenin ilginç ve ahlaki yönü ise, Kılıçdaroğlu’nun, seçimleri kaybeden Avrupalı liderler gibi, sonuçların ilan edildiği seçim akşamı veya kısa bir süre sonra istifasını vermesi beklenirdi. Daha sonra da, anılarını yazabilir, yurt içinde ve dışında konferanslar vererek kendi halkıyla yerel ve uluslararası sorunlarla ilgili görüşlerini ve tecrübelerini paylaşabilirdi.
Kılıçdaroğlu ise, tam aksine, kaybettiği seçim sonrasında iktidarın kendisine sunduğu yasa kararıyla tekrar CHP başkanı olmayı kabul edebiliyor ve kendisinden beklenen CHP’yi bölme ve etkisizleştirme görevine hazır olduğunu, 20 Mayıs’taki yaptığı video sunumuyla açıklıyordu. Abraham Lincoln’ün deyişiyle, “Neredeyse her insan zorluklara dayanabilir, ama bir insanın kişiliğini sınamak istiyorsan, ona güç verin.”[5]
Singapur’un efsanevi devlet insanı Lee Kuan Yew’nin ilgimi çeken yorumlarından birisi de politikacı ile devlet insanı arasındaki farkın tanımıdır. Lee’ye göre, “…bir politikacı sadece kendini tanıtmak ve bir makamı fethetmek ister. Sonra onu doldurmanın gururunu yaşar. Bir liderin bir misyonu vardır. Bazı şeyleri yapmak için iktidara gelmek istiyordur… Bir devlet insanı, sadece belirli şeyleri yapmak amacıyla iktidar için çabalayan değil, aynı zamanda iktidarı iyi bir halefine devredebilen kişidir. Benim anlayışım bu…” [6]
CHP’deki politik başarısı tartışmaya açık ve son kurultayda seçimi kaybetmiş bir politikacının, “CHP’yi kuruluşundaki kodlara yeniden kavuşturacağız. Ahlaki değerleri düzeltmemiz ve arınmamız lazım.” sözleri ne kadar inandırıcı olabilir. Çünkü, eski bir parti başkanı olarak Kılıçdaroğlu’nun, tutuklu bulunan CHP’li belediye başkanlarının haklarını savunması, onların ailelerini desteklemesi, mevcut hükümetin politikalarını eleştirmesi beklenirdi. Buna karşın, ekibiyle birlikte mücadelesini, seçilmiş mevcut CHP’ye karşı veriyor ve bazı milletvekilerinin ve partililerin parti üyeliklerinin düşürüleceği konusunu gündemde tutuyor.
Bu arada, AKP’nin “Mutlak Butlan” kararına yaklaşımı ve açıklaması ise daha ilginçtir. Onlara göre, CHP’yle ilgili gelişmeler kendilerinin tamamen dışındadır; bu çatışma, doğrudan CHP’nin kendi iç meselesidir ve davaları CHP’li üyeler açmış ve yasal karar, bağımsız mahkemelerce alınmıştır. Bu sav, bana 4000 yıllık yazılı Çin tarihinde ülkeyi yöneten imparatorların ilginç savunma stratejilerini hatırlatıyor.
Zorlu Süreç Şimdi Başlıyor
31 Mart 2024 yerel seçimleri, CHP’nin büyük başarısı veya iktidar partisi AKP’nin hezimetiyle sonuçlandı. CHP, İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere Türkiye’nin batı kıyılarından başlayan ve Anadolu’nun içlerine doğru genişleyen 36 kentte belediye başkanlıklarını kazandı. Bu başarı, 22 yıldır ülkenin yönetiminde olan ve devlet partisine dönüşen yapısıyla AKP için gerçekten bir tsunami etkisi yaratmıştır. CHP, yıllar sonra birinci parti konumuna geçmiştir.
Öte yandan, uzun bir süredir, sadece muhalefet partisi görevini üstlenen ve iktidar partisi olma umudunu kaybetmiş CHP’ye tarihi bir olanak sunmuştur. Yerel seçim sonuçları ve CHP’nin başarısının ana nedeni, başta içinde bulunduğumuz çözülemeyen ekonomik sorunlar, buna bağlı iktidarın politikalarına karşı gösterilen güçlü bir muhalefet tepkisidir. Bir başka ifadeyle, mücadelenin itici gücü, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik sorunlar, artan fakirlik ve halkın geçim sıkıntısıdır.
Türkiye tarihinin siyasi ve ekonomik açıdan en sorunlu olduğu ve belki de en kritik dönemini yaşıyoruz. Yeni bir kurultay ne zaman olacak bilmiyoruz. Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi kısa dönemde yönetimi devretmek gibi bir niyetilerinin olmadığı izlenimini veriyor. Bunun anlamı da, seçilmiş CHP grubunun, yol ayrımına geldiğini gösteriyor. Dışlanan seçilmiş CHP’nin yaşadığımız bu olağanüstü şartlarda varlığını sürdürebilmesi ve önümüzdeki seçimlerde başarılı olabilmesi için ayrı bir bağımsız parti kurması zorunlu hale gelebilir.
Seçilmiş CHP Yönetimi Nasıl Bir Strateji İzlemeli?
Birincisi, siyasi mücadelenin güçlü, donanımlı ve inandırıcı kadrolarla topluma güven vermesi ve parti içinde ve dışında siyasi mücadeleye demokratik sistem ve kurallar içersinde devam edilmesidir. Siyasi ve seçim mücadelesinin ,“dayanışma”, “kendi içinde bütünleşme” ve “halkla birlikte mücadele” temel prensiplerinin üzerine kurulmalıdır.
Kısacası CHP, farklı isimdeki bir partiyle içinde bulunduğumuz küreselleşme süreci, onun getirdiği koşullar ve Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini birleştirerek geniş seçmen kitlelerini kazanabilir. 30 Mayıs Ankara mitingi bize seçilmiş CHP’nin güçlü halk desteğinin arkasında olduğunu gösterdi.
İkincisi, “Mutlak Butlan” kararının en önemli ve olumlu etkisi muhalefet partilerinin seçilmiş CHP’ye açık destek vermeleri ve dayanışma içinde olmalarıdır.
Birleşik muhalefet desteği bana, Alman Protestan Pastör Martin Niemöller’in (1892-1984) ünlü söyleminini hatırlattı: “…Önce sosyalistlerin peşine düştüler, ama ben sesimi çıkarmadım — çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacılara geldiler, ama ben sesimi çıkarmadım — çünkü ben sendikacı değildim. Sonra Yahudilere geldiler, ama ben sesimi çıkarmadım — çünkü ben Yahudi değildim. Sonra bana geldiler — ve benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı...”[7] Bunun anlamı, sadece günü kurtarmak için yapılan dayanışma söylemleri yerine, birleşik muhalefet partileri dayanışmalı ve iş birliğini her yerde ve koşulda şartsız devam ettirmelidirler.
Üçüncüsü, seçilmiş CHP şu anda, yurt içi ve yurt dışında lehine olan desteği, çağın gereği olan kapsamlı bir iletişim ağıyla genişletebilmeli ve iç-dış yazılı ve görsel basınla düzenli ve etkili iş birliği ve uzman kurumların da yardımıyla hedeflerini ve programlarını paylaşabilirler. Sosyalist Enternasyonal’in ve Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD)’nin dayanışma açıklamaları önemlidir.
CHP, Cumhuriyeti ve devleti kuran devrimci bir partidir. Cumhuriyet değerlerini sahiplenmesi ve savunması en temel görevidir. Bugün parti tabanın temelini Atatürk devrimlerine inanan seçmen kitlesi oluşturmaktadır. Sosyal demokrat içerikli ve ağırlıklı politikaların da yardımıyla kamuoyunda yepyeni bir algı ve imaj yaratarak iktidara yürüyebilirler. Eğer, ayrışmadan ve bölünmeden seçime gidebilirlerse, büyük bir iş başarmış olurlar ve Atatürk’ün en büyük mirasım dediği Cumhuriyeti ve kurucu partisini gelecek kuşaklara emanet edebilirler.
[1] Niccolò Machiavelli, Jamie Wilson. “Niccolò Machiavelli”, https://scripturesavvy.com/machiavelli-quotes/
[2] Mutlak Butlan kararı ile ilgili hukuki yorumu için. Bkz. Rıza Türmen, “Demokrasi olanağı var mı?”, t24, 30.05.2026
[3] AZ Quotes, Abraham Lincoln, https://www.azquotes.com/quote/730407
[4] Yanlış Politikalar için. Bkz. Tolga Şirin, 15 yıllık bilanço: Kemal Kılıçdaroğlu neden istifa etmelidir? T24. 29.05.2026.
[5] AZ Quotes, Abraham Lincoln, https://www.azquotes.com/quote/730407
[6] Helmut Schmidt, Ein Letzter Besuch, Siedler, 2013, p.70.
[7] Martin Niemöller, Britannica, https://www.britannica.com/biography/Martin-Niemoller.






Bir cevap yazın