Bir TCMB Başkanının Para Politikası Analizi – Durmuş Yılmaz


İktisat ve Toplum Dergisi, Merkez Bankalarının Değişen Rolü Özel Sayısı’nda, son TCMB kökenli Merkez Bankası Başkanı olan Sayın Durmuş Yılmaz’ı ağırladı. Yılmaz, 2006-2011 yılları arasında TCMB başkanlığı yaptı. Şu an İYİ Parti Milletvekili olarak siyasette yer alıyor. Röportajı Editörümüz Ömer Faruk Çolak gerçekleştirdi.

Ömer Faruk Çolak: Bu sayıdaki röportajımızda birkaç sıfatı birden taşıyan bir konuğumuz var. Hem iktisatçı, hem Merkez Bankası’nın eski başkanı hem de politikacı; İyi Parti’nin milletvekili Sayın Durmuş Yılmaz’la birlikteyiz. Öncelikle Sayın Yılmaz’a bizi kabul ettiği için çok teşekkür ediyoruz. Keyifli bir sohbet olacağını düşünüyorum. Durmuş Bey, İsveç’teki ilk bankayı düşünürsek, merkez bankacılığının 400 yıllık bir geçmişi var. Ama özellikle 2. Dünya Savaşı’ndan sonra, ardından da küreselleşmeyle beraber merkez bankacılığı daha da önemli bir konuma ulaştı. 2008’den sonra dünyada merkez bankaları hükümet yetkililerinden daha da çok konuşulur hale geldi. Merkez bankalarının işlevleri de farklılaşıyor. Şuradan başlayalım; siz Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın son merkez bankası kökenli başkanısınız. 1990’dan beri Türkiye dâhil birçok ülkede fiyat istikrarı temel amaçtı. Merkez bankaları bu temel amaç doğrultusunda devam mı etmeli, yoksa yeni amaçlar mı edinmelidir? Çünkü dünyada salgınla birlikte pekişen bir istihdam sorunu var; iklim değişimi sorunu var. Şimdilerde merkez bankaları iklim değişimi konusunda da öne çıksın, istihdam konusunda da öne çıksın deniliyor. Sizce merkez bankaları fiyat istikrarı konusunu öncelik olarak almaya devam etmeli mi?

-Hocam şahsınıza, İktisat ve Toplum Dergisi’ne bu mülakata beni davet ettiğiniz için teşekkür ediyorum. Umarım iyi bir mülakat olur, iyi bir sohbet olur ve inşallah olacaktır.

Özellikle 2008 Krizi’nden sonra merkez bankalarının görev alanları ve yetkileri konusu sorgulandı. Sorgulanan husus fiyat istikrarı değil; merkez bankaları fiyat istikrarından sorumlu olmalıdır. Burada hiç tereddüt yok. Bu kabul edilmiş ve faydalı olan bir görev alanı. Sorgulanan husus, merkez bankalarının kendilerine verilen bu görevi yerine getirmek için kullandığı veya kullanacağı enflasyon hedeflemesi aracı uygunluğudur. Enflasyon hedeflemesiyle fiyat istikrarı hedefine ulaşabilirler mi? Bu sorgulandı, sorgulanmaya da devam ediyor. Fakat gelinen noktada şunu görüyorum ki enflasyon hedeflemesi her ne kadar sorgulansa da, başka alternatifler aranmaya çalışılsa da henüz o aracın yerine konulmuş yeni bir araç yok. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde de merkez bankasının görev alanının fiyat istikrarı olacağı ve fiyat istikrarına ulaşabilmek için de enflasyon hedeflemesi rejiminin uygulanmaya devam edileceği ama alternatif arayışların da devam edeceğini düşünüyorum. Ekonomiler sıkıntıya girdiğinde yöneticiler, siyasetçiler kendi üzerlerine düşen görevi yapmakta zorlandıkları anda, merkez bankasının yapabileceğinden daha fazla beklenti içerisine giriyorlar, bu geçmişte de böyle oldu. Merkez bankasının neyi yapabileceği, neyi yapamayacağı gayet açık ve net. Merkezi hükümetin maliye politikasını kullanarak ekonominin genelinde yapabileceklerini merkez bankası yapamaz. Merkez bankası sadece ilgili konuda merkezi yönetime zaman kazandırarak katkı sağlar. İçinde bulunduğumuz koşullarda merkez bankasından çok fazla beklenti var ve bu beklentileri de merkez bankasının yerine getirmesi mümkün değil. Dolayısıyla herkes işine yapabileceği perspektiften odaklanmalı ve yapabilecekleri ve yapamayacakları arasındaki farkları ortaya koyarak toplumu bilgilendirmeli, beklentiler de buna göre oluşmalı. Merkez bankası para politikasından sorumlu; tabiri caizse üretimi artırmak, istihdamı artırmak için tarlayı sürer, nadas eder, ekime hazırlar. Merkez bankasının asıl görevi budur. Merkez bankası tarlayı temizleyip, nadas edip ekime hazırladıktan sonra ekmek, sürmek ve hasat etmek artık merkezi hükümetin ve maliye politikasının görevidir. Kısacası yapısal reformları merkez bankaları yapamaz Bu böyle bilindikten sonra merkez bankaları da rahat eder, hükümetler de rahat eder. Ama günümüzde dünyada karşılaşılan iktisadi sorunlarda maliye politikasının çok fazla etkin olamadığı alanlarda merkez bankasından çok büyük bir beklenti var. Bu da bence doğru değil.

Sayı: İktisat ve Toplum Dergisi 127
Sayfa Aralığı: 39-50

Bu makalenin tamamını okumak için satın almalısınız.

Bir cevap yazın