Gelişmekte Olan Ülkelerde Sosyal Yatırımın Teşvik Edilmesi – Dilek Çetindamar (İTD 49)


1. Giriş

İnovasyon finansmanı ve yeni teknoloji odaklı girişimlerin gelişimi konuları ile ilgili önemli sayıda çalışma ve yazın ortaya konmuştur (Bygrave ve Timmons, 1992). Ancak, yapılan ilk çalışmaların büyük bir kısmı, ABD şartları ve belli bir ölçüde Avrupa bağlamında değerlendirilmiştir. Bu durum, gelişmekte olan ülke koşullarıyla karşılaştırıldığında oldukça büyük farklılıklar göstermektedir. Benzer bir eğilim, sosyal inovasyon finansmanı ve etki yatırımının ABD’de yükselişiyle de kendini göstermektedir (Saltuk ve ark., 2011; Freireich ve Fulton, 2009).

Hayırsever kapitalizm (The Economist, 2006), doğal kapitalizm, sosyal sermaye, sosyal girişim sermayesi, girişimci hayırseverlik (The Economist, 2004) melez/harmanlanmış (hybrid) değer getirileri (Emerson ve Spitzer, 2006) sosyal girişim ve daha pek çok isimle son yıllarda yeni sosyal finans türleri ortaya çıkmaktadır. Öyle ki ”sosyal yatırım / etki yatırımı” denen bu kavram, toplumsal ve çevre projeleri ile etkinliklerine yönelik kaynak stratejilerinde birbirinden ayrı fakat birbiriyle alakalı bir takım gelişmeleri de içine alan şemsiye terimdir.

Etki yatırımı, yeni pazarların harekete geçirilmesi ve toplumun yararına olacak şekilde girişimciliğin ve inovasyonun özendirilmesi bakımından küresel bağlamda uygulanmaktadır. Sosyal yatırımcıları, sadece finansal getiri değil aynı zamanda olumlu bir etki de yaratan girişimlerin mümkün olabildiğini göstermektedir. Bağış yaparak ya da sermaye piyasalarıyla tek başına gerçekleştiremeyecek yöntemler sayesinde, topluma fayda sağlayan çalışma anlayışları geliştirmektedirler. Sanat faaliyetlerinden yaşlıların bakımına, toplumsal kalkınma, eğitim, istihdam, sağlık, çevre yönetimi, sürdürülebilir tarım, yenilenebilir enerji ve sosyal barınmaya kadar pek çok alanda bunun örnekleri görülmektedir.

ABD etki yatırımı, sosyal girişimlerin hızlı büyümelerini finanse edebilmek amacıyla fon oluşturulmasına yönelik olarak ortaya çıkarmıştır (Freireich ve Fulton, 2009). ABD hükümeti, yatırım şirketleri tarafından oluşturulan sosyal fonların yanı sıra, sosyal girişimlere yönelik başlangıç finansmanının ilk aşamalarına hem doğrudan hem de ferdi kurumlar ile düzenlemeleri de kapsayan farklı kurumsal destek mekanizmaları aracılığıyla destek vermektedir. Pek çok Avrupa ülkesi, ABD finansman sisteminin yakaladığı başarıdan dersler çıkarmaya ya da bu başarıyı örnek almaya çalışmaktadır. 2000’li yılların başında Avrupa etki yatırımı artmaya başladı. Her ikisi de 2004 yılında kurulan Avrupa Sürdürülebilir Yatırım Forumu ve Avrupa Girişimci Hayırseverlik Derneği gibi etki yatırım konularıyla uğraşan profesyonel dernekler bulunmaktadır.

Gelişmekte olan ülkelerde sermaye olmaması, sadece yenilikçi sosyal girişimler için değil aynı zamanda kâr amacı güden şirketler için de hâlihazırda sorun teşkil etmektedir. Bu makalede uluslararası gelişmeleri özetlemek ve gelişmekte olan ülkelerde politikaya yön verenler için faydalı olabilecek yeni kurumsal modellere değinilecektir. Gelişmiş ülkelerdeki son gelişmeleri analiz ederek konunun üç önemli boyutuna ışık tutulacaktır:

(1) Aktörleri

(2) Sosyal inovasyona yönelik yenilikçi finans mekanizmaları

(3) Gelişmekte olan ülkelere yönelik politikalar.

2. Sosyal İnovasyonun Finanse Edilmesi

 2.1. Aktörler

Sosyal inovasyonun finanse edilmesi için hem arz hem de talep yönlü aktörler gereklidir. Ayrıca, arz ve talep yönlü aktörler arasında köprü kurmaya çalışan finansal aracılar da bulunmaktadır. Finansal aracılar daha ziyade potansiyel yatırımcılara yönelik olmak üzere müşteriye özel hizmetler sunan sosyal yatırım aracı kurumları kendilerini göstermektedir. Sosyal yatırım fırsatları ile ilgili genel ve kişiye özel bilgiler, tavsiye ve yatırım yönetimi de bu hizmetler arasında yer almaktadır. Bu kurumlar çatı kuruluşlardan muhasebecilere, avukatlardan fon toplama danışmanlarına kadar çeşitlilik göstermektedir. Bu makalede ağırlıklı olarak arz ve talep yönlü aktörlere yer verilmiştir.

Arzı sağlayan aktörler, tek başına finansal başarıdan daha fazlasına yönelik olarak aktiflere ve sermayeye yön vermeyi amaçlayan devlet ve bireyler, vakıfların mütevelli heyetleri ve emeklilik fonları da dâhil olmak üzere her türlü yatırımcıdan oluşmaktadır (WEF, 2013).Etki yatırımı, meselenin ”fayda sağlamak” ile ”kazanç sağlamak” arasında bir seçim olduğu görüşünü reddeder ve finansal getiri sağlamanın ve toplum için olumlu sonuçlar elde etmenin mümkün olduğu alanlara yönelir.

İnovasyonu destekleyen finansal aktörler, sadece sermaye değil aynı zamanda ürün, piyasa ve ticarileşmeye yönelik yetkinliklere de sahip olması gereken bir hizmet endüstrisini temsil etmektedir. Sermaye piyasasının bu özelliği, bankalar gibi diğer aktörlerden ayıran da ”yetkin sermayedir” (Çetindamar ve Jacobsson, 2000). Etki yatırımcıları, ekonomideki birikimlerin sosyal girişimlerdeki yatırımlara yönlendirilmesine yardımcı olur. Bu birikimler, farklı şekillerde örneğin özel emeklilik fonları ya da kamu tarafından yönetilen emeklilik programları içerisinde toplanmış olabilir. Yatırımların değerinde görülen büyüme, sadece yatırım yapılacak firmaların seçiminde değil aynı zamanda firmaların gelişimine yardımcı olma konusunda da finans kuruluşlarının yetkinliğinden etkilenmektedir. Söz konusu beceriler, sadece genel yönetim becerileri değil, aynı zamanda firmayı daha büyük bir aktörler ağıyla buluşturma yetisi de dâhil olmak üzere endüstri ve teknoloji odaklı yetkinliklerdir. Yetkinliğe erişim olmadan teknik ve endüstriyel yetkinliği olan bir sermaye oluşturulamaz.

Talep eden aktörler/kurumlar ise kendi gelirini kendi elde eden girişimlerden tamamen bağış ya da gönüllü kaynaklara dayalı iş yapanlara kadar geniş bir yelpazede yer alan sosyal amaçlı örgütsel yapılardan oluşmaktadır. Sosyal girişimciler, sosyal ve ekonomik değer oluşturmanın, doğası gereği birbiriyle ilişkili olan ”hibrid değer” (Emerson ve Spitzer, 2006) terimini benimsemiş durumdadır.

2.2. Yenilikçi Finansal Mekanizma: Etki (Sosyal) Yatırım

Finansal araçlar, bir tarafta finansal amaçlar diğer tarafta ise sosyal ve çevresel etki olarak her bir yatırımın amacı doğrultusunda aşağıdaki şekilde genel bir tasnife tabi tutulabilir.

Şekil 1. Sosyal Etki Yatırım Türleri

Not: ÇTY çevresel, toplumsal ve yönetişim anlamına gelmektedir.

Kaynak: Bridges Ventures (2012) Bridges Ventures & Impact Investing: An Overview sayfa 3

Sosyal Sorumluluk Yatırımı (SSY) toplumsal, çevresel ve ahlaki unsurları yatırımla bütünleştiren bir yatırım sürecidir (Renneboog ve ark., 2008). Geleneksel yatırımlardan iki şekilde farklılık gösterir. Birincisi, sosyal sorumluluğu olan yatırımcılar, finansal kriterlerin yanı sıra finansal olmayan kriterlere dayalı aktiflerin seçilmesi ya da seçilmemesi konusunda bir takım yatırım şablonları uygulamaktadır. İkinci olarak bu yatırımcılar sahip oldukları firmalarda sosyal sorumluluk stratejilerini geliştirme adına yatırımda bulunurlar. Son on yıl içerisinde SSY pazarı büyümeye devam ederek 2010 yılında ABD’de yönetilen aktiflerin % 12.2’sine yani 3.070 milyar dolara, Avrupa’da ise 3.800 milyar Euro’ya ulaşmıştır (Eurosif, 2012). SSY pazarı Kanada, Avustralya ve Asya’da da giderek büyümektedir.

Çevresel, toplumsal ve yönetişim (ÇTY) konuları ile fon yönetimini bir araya getiren yatırım yaklaşımları, SSY yatırım türlerini şekillendirir. Şekil 1’de gösterilen dört temel SSY türleri şunlardır (Eurosif, 2012):

1) Sürdürülebilir yatırımcılık: Uzun vadeli ÇTY kriterleri ile yatırım ve mülkiyet kararlarını, riske göre ayarlanmış daha büyük finansal getiri sağlama amacıyla bir araya getiren yatırım şeklidir. Bu ek finansal kriterler, nakit akışı ve fiyat-kazanç oranları gibi geleneksel finansal kriterlerle birlikte kullanılır.

2) Sorumlu yatırımcılık: ÇTY konuları ile yatırıma karar verme ve mülkiyet uygulamalarını bir araya getiren ve böylece yararlanıcılara sağlanan uzun vadeli getirileri artıran bir yatırım şeklidir.

3) Tematik yatırımcılık: Manevi değerler, ahlaki ilkeler veya dini inançların yön verdiği bir yatırım felsefesidir. Yatırım kararlarına, ekonomi ile ilgili olmayan kriterler de dâhildir.

4) Etki yatırımcılığı: Kabul edilebilir riske göre ayarlanmış finansal getiriye karşı önceden hareket ederek olumlu bir toplumsal ve çevresel etki oluşturma amacı güden yatırım şeklidir. Bu da toplumsal ve çevresel performansların (finansal risk ve getirilere ek olarak) yönetilmesini gerektirmektedir.

Etki yatırımları veya sosyal yatırımlar, finansal getirinin yanı sıra sosyal ve çevresel etki yaratma amacıyla şirket, kuruluş ve fonlara yapılan yatırımlardır. Etki yatırımları, hem gelişmekte olan hem de gelişmiş pazarlarda yapılabilir ve duruma bağlı olarak pazardan pazara oranın altında çeşitli getiriler hedefleyebilir. Yatırımlar genelde proje odaklı olup hayırseverlikten farklıdır. Yatırımcılar, elinde aktif bulundurur ve olumlu bir finansal getiri beklentisi içindedir. Mikrofinans, topluluk yatırımcılığı (yerel kalkınma bankaları, kredi birlikleri, ikraz fonları) ve sosyal ticaret/girişimcilik fonları, etki yatırım türlerine verilebilecek tipik örneklerdir (Eurosif, 2012). Etki yatırımı pazarında faaliyet gösteren aktörler, bir eko-sistem olarak düşünüldüğünde şu öğelerden oluşur (O’Donohoe ve ark., 2010: WEF, 2013; Freireich ve Fulton, 2009):

1) Kalkınma finans kuruluşları (Avrupa Yeniden Yapılandırma ve Kalkınma Bankası gibi)

2) Özel kuruluşlar (ABD’deki Omidyar Network gibi)

3) Büyük ölçekli finans kuruluşları (JP Morgan, Prudential gibi)

4) Özel varlık yöneticileri (Capricorn Investment Group gibi)

5) Ticari bankalar (Avrupa’daki Tridos Bankası gibi)

6) Emeklilik fonları ve sigorta şirketleri (Hollanda’daki PGGM gibi)

7) Butik yatırım fonlar (İsviçre’deki responsAbility gibi)

8) Büyük şirketler (Danone’nin Bangladeş’te Grameen Bankası ile işbirliği gibi)

9) Toplumsal kalkınma amaçlı finans kuruluşları (kırsal odaklı Southern Bancorp gibi)

10) Yüksek gelirli bireyler.

Eurosif (2012) tarafından yapılan bir araştırmaya göre bağış, kredi ve öz sermaye olarak yapılan etki yatırımının toplam hacmi, 8.750 milyar Euro’dur. Bu da toplam SSY’nin küçük bir kısmına tekabül etmektedir. GIIN ve J.P. Morgan tarafından ortaklaşa yapılan bir başka araştırmada toplamda etki yatırımı bakımından 4 milyar ABD dolarına tekabül eden özel sektöre ait 2.200’ün üzerinde ticari işlem ile ilgili veriler elde edilmiştir. Açıkça görüldüğü üzere etki yatırım pazarının büyüklüğü ile ilgili bir mutabakat yoktur. Ancak, büyüklüğü tam olarak ne olursa olsun pek çok ülkede sosyal inovasyonlar açısından ciddi fark yaratacak büyüklükte olduğu açıktır.

2.3. Yatırım Türleri

Etki yatırımı finans sektöründe bir alt-sektör haline dönüşmektedir. Birkaç yıl öncesine kadar Monitor Institute ve Bridges Ventures gibi kurumlar tarafından hazırlanan etki yatırımları konusunda birkaç rapor bulunurken artık endüstri ile ilgili pek çok rapor vardır (Eurosif, 2012; WEF, 2013). Ancak daha da önemlisi, hâlihazırda 200 civarında küresel çapta kayıtlı etki yatırım firması bulunmaktadır (JP Morgan, 2013). Bunların yanı sıra, ortaya çıkan çeşitli küresel girişimler, bu geçişin sürdürülebilir yatırıma doğru kaymasına yardımcı olmaktadır. BM Sorumlu Yatırım Prensipleri (PRI), Küresel Raporlama Girişimi (GRI), Galler Prensi Sürdürülebilirlik için Muhasebe Projesi ve Karbon Saydamlık Projesi küresel girişimler içinde en çok bilinenlerdir. Özellikle PRI, büyük kurumsal yatırımcılar arasında dünya çapında farkındalık yaratmıştır. 2012 yılının sonunda 1.071 kadar yatırımcı, yönetilen aktifler bakımından yaklaşık 32 trilyon ABD dolarına tekabül eden prensiplere imza atmıştır.

Etki yatırım türleri, yedi gruba ayrılır (O’Donohoe ve ark., 2010; Nicholls ve Pharoah, 2008; WEF, 2013): Bağışlar, girişimci hayırseverlik, borçlanma, kredi birlikleri, sosyal yatırım fonları, borsalar ve mikrofinans.

1) Bağışlar

ASHOKA, Bridgespan, FB Heron Vakfı, Sosyal Yatırım Görev Gücü ve EVCA gibi bazı dernekler, sosyal amaçlar doğrultusunda sosyal girişimcilere bağış yapmaktadır. ABD’de, Göreve Yönelik Yatırım veya Program Odaklı Yatırımlar yapanların ortak iş yapmalarına fayda sağlayan derneklerin kurulmasına yönelik özel yasalar bulunmaktadır. Kabul edilebilir veya pazardaki faiz oranları süzeyinde getiri sağlayabilen ve yaptıkları iş, misyon ya da programları açısından yatırım çeken sosyal girişimler veya gelir yatırımı yapan ortaklıklar bu bağışlardan faydalanır.

2) Girişimci Hayırseverlik

Venture Philanthropy Partners, Impetus, New Philanthropy Capital, Geneva Global ve Ark gibi yeni tür hayırsever kuruluşlar, hayırseverliğe özellikle de girişim sermayesi modellerinden yola çıkarak yeni bir yatırım kültürü oluşturur ve girişimcilere farklı araçlar sunar. Para kaynakları dışında verilen destekler şu şekilde sıralanabilir:

  • Fonlama ve iş destekleri verilmesi
  • Bazen geri ödemesi mümkün, esnek uzun vadeli yatırım
  • Sosyal ya da ekonomik olarak büyüme beklentisi olan yatırım yapılacak kişi ve kurumların aktif bir şekilde aranıp bulunması
  • Başarının çıktı göstergeleriyle değerlendirilmesi
  • Hedeflerin düzenli olarak izlenmesi
  • Finansal sürdürülebilirlik ve fonlarla değerlendirme yapılması.

3) Borçlanma

Toplumsal olarak dışlanan, azınlık halinde olan topluluklarda birey ve kurumlara yönelik verilen küçük ölçekli düşük maliyetli kredilerden oluşan borç piyasası kurumsallaşmıştır.

4) Kredi birlikleri 

Kredi birlikleri yeni bir olgu olmasa da sosyal yatırım ortamındaki rolleri, son on yıl içerisinde büyüme göstermiştir. Örneğin, İngiltere’de 900 milyon £ değerinde aktifleri bulunan yaklaşık 800 kredi birliği bulunmaktadır. Bunların pek çoğu, düşük gelirli topluluklara odaklanmaktadır.

5) Sosyal yatırım fonları ve öz sermaye

Avrupa Girişimci Hayırseverlik Derneği (EVPA) (2011), AB içerisinde girişimci hayırseverlik kurumları tarafından yapılan toplam yatırımın, son 10 yıllık dönemde finansal ve finansal olmayan desteklerle 1 milyar Euro’ya ulaştığını hesaplamıştır. Bu yatırımların büyük miktarını (%64) sekiz adet girişimci hayırsever derneği yapmaktadır.

6) Borsalar

Bazı sosyal girişimler, küçük ve orta büyüklükte girişimlere yönelik AIM gibi alternatif borsalarda yer almaktadır. Bazı girişimler ise belirli bir komisyoncu aracılığıyla yönetilen ve bireysel yatırımcıları bulunan borsa dışı halka arzların olduğu Triodos tarafından kurulmuş olan kuruluş aşaması hisse senedi piyasası Ethex gibi borsalarda işlem görmektedir. SSY standartlarını karşılayan şirketlerin performansını ölçen FTSE4GOOD da diğer alternatif borsalar arasında yer almaktadır.

7) Mikrofinans

İlk mikrofinans kurumları, 1970’li yıllarda kurulmuş ve 2000’li yılların ortasında yaygın hale gelmiştir. Başarısını ise, daha geniş bir yelpazede yer alan aktörlerin ve sermayenin ilgisini çekmek amacıyla altyapı ile ilgili önemli çalışmalar yapan girişimlere borçludur. Son dönemde ise internet sayesinde, dünya çapında bireylerin küçük miktarlarda finansmanı dünyanın farklı bölgelerindeki girişimcilerine sağladığı bir hızlı büyüme sürecine girmiştir. Kitlesel fonlama (crowdfunding) ismi verilen bu fonlar son yıllarda hızlı gelişimini sürdürmektedir. 2006 ile 2009 yılları arasında toplam 179 milyon ABD dolarlık fon sağlanmıştır.

3.Politika Önerileri

Sosyal inovasyona yönelik finansmanlardaki gelişmeler uluslararası karşılaştırmaları da beraberinde getirmektedir. Rockefeller tarafından yayınlanan raporda (Thornley ve ark., 2011), 13 gelişmiş ülkenin tecrübelerine dayanarak bu alanda politika oluşturmak isteyen hükümetlere bazı önemli öneriler sıralanmıştır.

Sağlıklı işleyen bir etki yatırımı endüstrisinin oluşabilmesi için talep yönü ile ilgili olarak şu gereksinimlere ihtiyaç duyulur:

  • Yatırım fırsatlarının pay edilmesi
  • Pek çok sosyal ve ekonomik hedefin yanı sıra inovasyon, katılım, büyüme potansiyeli ve sürdürülebilir sosyal değişim gibi özelliklerle uyumlu yeni finansal araçların geliştirilmesi
  • Performans şeffaflığı ve bilginin artırılması
  • Üçüncü taraflardan taahhüt sağlanması
  • Borsa teşvikleri verilmesi.

Arz yönlü gereksinimler ise şunlardır:

  • Finansal okur-yazarlığın artırılması
  • Kurumsal döngünün her aşamasında finansal seçenekler
  • Hedeften kaymalara ve yönetimin el değiştirmesine karşı yasal sözleşmeye bağlı mekanizmalar
  • Fonlama ve gelir tabanını çeşitlendirecek teşvikler.

Uluslararası çalışmalar aynı zamanda hükümetlerin, sosyal yatırım pazarının gelişmesinde üstlendiği hayati rolün de altını çizmektedir. Hükümetin rolü, üç kategoride özetlenebilir (Nicholls ve Pharoah, 2008; WEF 2013; Northern Trust, 2013):

1) Arz geliştirme politikaları, etki sermayesinin miktarını artırır. Yatırıma ait düzenlemeler ve hükümetle risk paylaşımı yoluyla ortak yatırım imkânı sağlayan politikaların geliştirilmesi yatırımcıların ilgisini çekerek etki yatırım sermayesi ile ilgili arzı artırır.

2) Sermayeyi yönlendiren politikalar, sermaye piyasalarına yapılan mevcut yatırımların şeklini değiştirir. Örneğin, pazar fiyatlarını ayarlayıp ticaret işlemlerinin etkililiğini ve pazar bilgisini artırarak etki yatırımları ile ilgili öngörülen riski ve getiri özelliklerini değiştirmek mümkündür. Bunlar arasında sosyal yatırımlara yönelik vergi teşvikleri ve özel yatırım fonları yer almaktadır.

3) Arz geliştirme politikaları, etki sermayesine yönelik talebi artırır. Talep yaratan politikalar arasında kurumsal kapasite geliştiren, kolaylaştırıcı yapılar oluşturan ve etki yatırımı ile ilgili projelere ve sermaye alanların geliştirilmesine katkıda bulunan politikalar yer alır. Örneğin, hükümet destekli eğitim ve altyapı çalışmaları, bölgesel ve yerel makamlara yayılarak yerelleştirilmiş çok sayıda sosyal girişimin büyüme stratejileri ve fon oluşturmasını sağlamıştır.

Gelişmekte olan ülkeler konusunda yukarıda sözü geçen politika önerilerinin benimsenmesini ümit edebiliriz ve hükümetler de etki/sosyal yatırım pazarının kurulmasında çok önemli bir rol oynayabilirler. Bunun yanı sıra kurumsal yapıların yeteri kadar gelişmiş olmaması nedeniyle gelişmekte olan ülkelere yönelik olarak şu tür politika sorunlarıyla karşılaşılabilir:

  • Niceliksel bilgi de dâhil olmak üzere standartların ve düzenlemelerin getirilmesi
  • Risk ve getiri senaryosu hazırlanmış, büyüme aşamaları ile yapılandırılmış yatırım yapılabilir projelerin geliştirilmesi
  • Şeffaflık ve hesap verebilirlik sorunlarının çözülmesi
  • İkincil pazarlar, ticari platformlar ve yeni aracılar gibi ticari işlem mekanizmalarının oluşturulması
  • Başarı örneklerinin oluşturulması.

Gelişmekte olan ülkeler, inovatif sosyal inovasyonları finanse edebilmek için yeni ve yenilikçi finansal yöntemlere ihtiyaç duymaktadır (Rouse ve Jayawarna, 2006). Hükümet ve hayırseverlik kurumu gibi geleneksel fon sağlayıcılar, kendi başlarına bir yere kadar yol alabilirler. Sermayeye erişimin olmaması, kâr amacı olmayan sektörlerde kronik bir problemdir ancak alternatif sermaye kaynakları, kâr amacı gütmeyen grupların yeteri kadar net fırsatlar yaratamaması nedeniyle büyük oranda kullanılmamaktadır. Bu nedenle etki yatırımcılığı kavramı, bu soruna çözüm olarak olabilir.

4. Sonuç

Bu makalede gelişmiş ülkelerdeki yenilikçi sosyal girişimlerin finanse edilmesi ile ilgili son gelişmeler özetlenmiştir. Finansal kısıtlamalar, sosyal bir girişimin faaliyetlerini geliştirmesini ve büyütmesini çoğu zaman engeller.  Etki yatırımının, finans sektöründe yeni bir yatırım aracı olarak hızla büyüme göstermesi, sosyal girişimlere yönelik yeni fırsatları da beraberinde getirmektedir. Bu yeni finans aracı gelişmekte olan ülkelere de fırsatlar sunabilir. Karşılaşılan sorunların yatırım uygulamalarına, düzenleyici bir çerçeveye ve farklı coğrafyaların kültürlerine göre değişiklik gösterse de, gelişmekte olan ülkelerdeki devlet kurumlarının, ülkelerinde etki yatırımı yapmak ve bu yatırımı geliştirmek için etki yatırımı ile ilgili bilgilendirilmeleri gerekmektedir.

Bir finans sistemi, sosyal getiri hedefi olan sosyal girişimlerin ve yatırımcıların işletmeye geçiş ve büyüme süreçlerini desteklemelidir. Yenilikçi sosyal girişimlerin dışarıdan finanse edilebilmesi için dört kilit aktör vardır:

  • Hükümet
  • Hayırseverler ve vakıflar
  • Yetkin finans kuruluşları ve
  • Yetkin sosyal girişimciler.

Gelişmiş ülkelerdeki etki yatırımı sektöründe yaşanan gelişmeler, hükümet desteği ile kamu finansmanının bu konuda oynadığı önemli role ışık tutmaktadır. Hükümet, sermaye arzının yanı sıra 3. Bölüm’de bahsedildiği üzere inovasyonun finanse edilmesinin ötesinde ayrıca diğer finans kuruluşlarının sağlıklı bir şekilde gelişimine de katkıda bulunabilir.

Hayırseverler ve vakıflar, etki yatırımcılığının yan sektör olmaktan çıkıp ana akım hale gelmesini sağlamada benzersiz ve hayati bir rol oynamaktadır. Bu kişi ve kurumlar, ölçeklendirilecek iş modeline yönelik erken dönem risk sermayesi sağlayarak bu boşluğu doldurmaktadır. Böylece hayırseverler ve vakıflar, etki girişimleri arasında kapasite oluşturulmasına yardımcı olurlar. Ayrıca, küçük ölçekli yatırımları, yatırım kararlarına yönelik bir engel olarak gören yatırımcılara faydası dokunabilecek sosyal girişimler ile ilgili bilgi ve deneyim sahibi olduklarından, yatırımcılara yönelik firma değerlendirme masraflarının azaltılmasına da katkıda bulunurlar.

Etki yatırımı ekosisteminin ikinci aktörü ise, muhtelif yetkin finans kuruluşlarıdır. Etki Yatırımı Fonları, kurumsal yatırımcıların etki yatırımlarına daha fazla sermaye tahsis etmelerini kolaylaştırma konusunda önemli bir rol oynar. Bağış ya da öz sermaye gibi farklı türde arzlar, piyasaya çeşitlilik getirerek sosyal girişimlerin farklı ihtiyaçlarını karşılar. Finans kuruluşları ticarileşmenin artırılması, firmaların hızla büyümesinin desteklenmesi, firmalar ile çeşitli müşteri ve tedarikçi ağlarının birbirine bağlanması ve idari destek verilmesi de dâhil olmak üzere pek çok yöntemle sosyal girişimlere katma değer sağlayabilir. Bu nedenle ABD’deki girişimcilik ve ileri teknolojiye dayalı ekonomik büyüme, Girişimcilik Sermaye endüstrisinin iyi işlemesiyle açıklanabilir (Bygrave ve Timmons, 1992). Aynı durum, sosyal kalkınmaya yönelik etki yatırımının yükselişi için de söylenebilir (WEF, 2013).

Etki yatırımı pazarında üçüncü aktör ise yetkin sosyal girişimlerdir. Bu konudaki yazına bakıldığında dış yatırımcılara yönelik sosyal girişimlerin mevcudiyetine vurgu yapılmaktadır. Teşvik ve finansal kaynaklar, bol miktarda olsa da sosyal girişimler bundan faydalanarak finansal kaynakları kullanacaktır demek mümkün değildir. Sosyal inovasyon yanlılarının, yerel ve uluslararası pazarlarda mevcut arzlarını ellerinde tutmaya yetecek yetkinliğe/ehliyete sahip olmaları gerekmektedir. Sosyal girişimlerin hesap verilebilir olması, yatırımcılara bir mesaj vererek sosyal değerlerinin potansiyelini gözler önüne serebilir. Bu nedenle sosyal girişimler faaliyetlerini etkin bir şekilde düzenleyip yatırımcıların etki yatırım stratejilerini anladıklarında kurumlarını şekillendirebilir ve yatırımcılarla kolaylıkla işbirliği yapabilir. Bu, WEF raporunda (2013) da yer alan bir tavsiye kararıdır: Etki girişimleri, etki yatırımcılığının ana akım hale getirilmesinde merkezi bir unsurdur. Bu kurumlar zamanla büyüyüp sektörlerini genişletirken ticari sermaye bakımından çok daha iyi konumlarda olacaktır.

Makaleyi, etki/sosyal yatırımının her derde deva olmadığına ve tüm ülkeler için ille de gerekli olmadığına dikkat çekerek noktalamak isteriz. Ancak, gelişmiş ekonomilerde yaşanan hızlı yükseliş, bunun yeni bir finans aracı olduğunu ve kendi vatandaşları adına en iyisini isteyen tüm ülke politikacılar için dikkate değer olduğunu göstermektedir.

Referanslar

Achleitner, A. K., Spiess-Knafl, W., Heinecke, A., Schöning, M. ve Noble, A. (2011) Sosyal Yatırım El Kitabı,, Münih Teknik Üniversitesi & Schwab Sosyal Girişimcilik Vakfı.

Bridges Ventures (2012), Etki Yatırımcılığı: Genel Bakış.

Bygrave W.D. ve Timmons J.A. (1992) Girişimci Sermaye Yol Ayrımında, Mass., ABD: Harvard İşletme Okulu.

Calvert Vakfı (2012) Etkiye Açılan Yollar.

Çetindamar, D. ve Jacobsson, S. (2000) “ İsveç’te Girişimci Sermaye Endüstrisi – Bebek mi, Ergen mi, Yetişkin mi?”, Girişimci Sermaye, 2 (1), 61-88.

The Economist (2004) Hayırseverlik: Kazanç ve Fayda Sağlamak, 29 Temmuz.

The Economist (2006) Hayırsever Kapitalizmin Doğuşu. 25 Şubat.

Emerson, J. (2003) “Karışık Değer Savı”, California Management Review Dergisi, 45 (4): 35-51.

Emerson, J. ve Spitzer, J. (2006) Karışık Değer Yatırımcılığı Dünya Ekonomik Forumu, 2006.

Eurosif (2012) Avrupa SSY Araştırması 2012, Brüksel

EVPA (2011) Avrupa Girişimci Hayırseverlik Rehberi, EVPA, Brüksel

Freireich, J. ve Fulton, K. (2009) Sosyal ve Çevresel Etkiye Yatırım, Monitor Institute.

Hawken, P., Lovins, A. ve Lovins, L. H. (2000) Doğal Kapitalizm, Back Bay.

Nicholls, A. ve Pharoah, C. (2008) Fırsat ve Sorunlara Yönelik Bütüncül bir Topoloji, Skoll Sosyal Girişimcilik Merkezi, Ön Makale.

Northern Trust (2013) Görüş hattı: Etki Yatırımcılığı, Northern Trust.

O’Donohoe, N., Leijonhufvud, C., Saltuk, Y., Bugg-Levine, A. ve Brandenburg, M. (2010) Etki Yatırımları: Yükselen Bir Varlık Sınıfı, J.P. Morgan, New York.

Renneboog, Luc; Ter Horst, Jenke; Zhang, Chendi (2008) “Sosyal sorumluluk yatırımları”, Journal of Banking & Finance Dergisi, 32 (9): 1723-1742.

Rouse, J. ve Jayawarna, D. (2006) “Dezavantajlı girişimcilerin finanse edilmesi: İşletme programları, finansman boşluğunu dolduruyor mu?”, International Journal of Entrepreneurial Behaviour & Research Dergisi, 12 (6): 388-400.

Saltuk, Y., Bouri, A. ve Leung, G. (2011) Etki Yatırım Pazarının İç Yüzü, JP Morgan, Küresel Etki Yatırımcılık Ağı.

Saltuk, Y., Bouri, A., Mudaliar, A., ve Pease, M. (2013) İlerleme Üzerindeki Bakış Açıları: Etki Yatırımcı Araştırması, J.P. Morgan ve Küresel Etki Yatırımcılık Ağı.

Thornley, B., Wood, D., Grace, K. ve Sullivant, S. (2011), Etki Yatırımcılığı: Politika Tasarımı ve Analizine Yönelik Bir Çerçeve, Rockefeller Vakfı, ABD

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) (2013) Yan Sektörden Ana Akıma Doğru, İsviçre.

Zider B., (1998), “Girişimci Sermaye İşleyiş Şekli”, Harvard Business Review Dergisi, Kasım-Aralık, sy.121-139.