1980’lerde sosyalist planlamanın çöküşü ve Sovyetler Birliği’nin dağılması, Batı’nın siyasi ve entelektüel hayatında şok dalgaları yarattı. Pek çok kişi için bu olaylar, devlet sosyalizminin başarısızlığından daha fazlasını ifade ediyordu. Bunlar, tarihin sonunun geldiğini işaret ediyordu. Kapitalizm, verimliliği nedeniyle övülerek kazandığı ifade ediliyordu. Liberal demokrasi, doğal siyasi muadili olarak, sorgusuz sualsiz duruyordu. Bu, sadece bir sonuç olarak değil, ideolojik evrimin son bölümü olarak görüldü.






Bir cevap yazın