İktisat, bilimsel statüsünü inşa ederken özellikle klasik mekanik fiziğin yasa, denge ve öngörü merkezli bilim idealini kendisine model almıştır. Bu tercih, kapalı sistemler, determinizm ve denge varsayımlarına dayanan Newtoncu epistemolojiye dayanır. Evrim düşüncesi iktisada, rekabet ve uyumu merkeze alan liberal–Spencercı bir yorum aracılığıyla taşınmıştır.
İktisat, bilim olma arzusuyla neden ve nasıl mekanik bir dünya görüşüne yaslanmıştır? Bu mekanikleşme yalnızca teorik bir tercih olarak mı kalmıştır, yoksa zaman içinde iktisadın hâkim düşünce biçimine, politika yapımının temel diline ve küresel güç siyasetinin aracına mı dönüşmüştür?






Bir cevap yazın