J.S. Mill 1870’lerde, L. Walras ise 1910’da vefat ettiğinde dünya ekonomik, siyasal ve toplumsal dönüşümlerin eşiğindeydi. Düşünceleri önemli olan her iki düşünür özgürlüğü, bireyciliği ve demokrasiyi savunuyordu. Her ikisi özgürlüğü yalnızca bireysel düzlemde bir amaç olarak görmüyor, toplumun bir bütün olarak ilerlemesi, gelişmesiyle yakından ilişkili olduğunu kabul ediyorlardı. Ayrıca her iki düşünür için özgürlük olmadan diğer ilerlemeler kalıcı olamazdı. Yine her iki düşünür için ortak noktalardan bir diğeri özgürlüğün entelektüel gelişmedeki önemiydi. Özgürlük olmazsa bireysel ve bilimsel gelişmenin sıradanlaşması tehlikesiyle karşı karşıya kalınabilir. Popülizmin hakim olduğu dünyada bölüşüm, ekonomi ve adalet üzerine Mill ve Walras gibi liberal ve statükocu olmayan iki düşünür üzerinden ekonomi ve demokrasiyi tartışmak ve Türkiye’yi değerlendirmek faydalı olacaktır






Bir cevap yazın