Giriş: Bir Başkan Seçilip Diğeri Vefat Ederken Yaşanan İroni
Başkan Donald Trump’ın ikinci kez Başkan seçildiğinin tescil edildiği günlerde Amerika’nın 39. Başkanı James Earl Carter vefat etti. Bu, Amerikan siyasetinin yakın tarihinde görülen en büyük ironilerden birisi oldu. Siyasal hayatında hiç yalan söylememiş bir Başkan (1) olan Jimmy Carter’ın cenazesinin Washington D.C.’de ziyarete açılması ilginç bir zamana rastladı. 2017 – 2021 arasında başkanlık yapmış olan ve bu dönemde gerçek-dışı/ötesi açıklamalarla hakikati çarpıtmayı veya değiştirmeyi hedef ve adet haline getirmiş bulunan Başkan Donald Trump’ın (2) ikinci kez Başkan seçilişi aynı günlerde tescil edildi. Acaba bu rastlantı ilahi adaletin bir tecellisi miydi?
1970’lerin ortası Amerikan siyasal hayatının son derecede zorlu yıllarıydı. Vietnam’da kazanılması olanaksız olduğu 1960’ların ortalarında anlaşılmış olan bir savaşta buna rağmen gençlerini askere alıp yıllarca savaştıran, ölümlerine, sakat kalmalarına veya savaş esiri olarak hapis yatmalarına neden olan hükümetler eliyle yönetim, hem bu yönetimlerin siyasal meşruluklarının sorgulanmasına hem de gençlerin anlamsız bir savaşa katılmamak için direnmesine yol açmıştı. Amerikan üniversitelerinin kampüsleri öğrenci hareketleriyle çalkalandığı gibi, zaman zaman polis ve ulusal muhafızlarla (national guard) hiç de barışçıl olmayan çatışmalara sahne oluyordu. Ohio’daki Kent State Üniveritesi’ndeki 1970 Mayıs başındaki öğrenci protestolarında ölen öğrenciler olmuştu. Bu çatışma ortamı içinde Başkan Richard Nixon’ın tekrar girdiği seçimleri kazanması için Washington D.C.’deki Demokrat Parti’nin (Democratic National Committee) ofisinde hırsızlık yaparken yakalanan beş kişi [ki bunların dördünün CIA ajanı olduğu anlaşılmıştı; diğeri ise Başkanı yeniden seçtirme komitesinin (CREEP) güvenlik şefi olan James W. McCord Jr.’dı.] hakkında bir haber ertesi günkü Washington Post gazetesinde Alfred E. Lewis ile o zamana kadar adı sanı pek duyulmamış olan Carl Bernstein ve Robert Woodward tarafından bir makalede yayımlandı. Kısa sürede FBI tarafından yapılan soruşturma bu hırsızların Başkan Nixon’a çok yakın olan başka isimlerle olan ilişkilerini de ortaya çıkardı. Beyaz Saray bu konuyu kapatmak için büyük gayret göstermesine karşın başarılı olamadıysa da, Başkan Nixon 1972 seçimlerini kazandı. Ancak seçimler sonrasında Nixon yönetimi Kongre tarafından bir soruşturma komitesi kurulmasıyla başlayan ve azille (impeachment) sonuçlanmaya doğru giden süreci de durduramadı. Ağustos 1974’te istifa eden Başkan Richard Nixon yerine, ABD anayasası gereği olarak, Başkan Yardımcısı Gerald Ford geldi ve bir ay sonra da Başkan Nixon’u affetti. 1976 seçimlerinde Demokrat Parti (DP) adayı olan Jimmy Carter, işte bu sürecin hemen sonrasında Cumhuriyetçi Parti (RP) adayı olan Başkan Ford’a karşı seçimlerde yarıştı ve kazandı. (3)
Cumhuriyetçi Parti’de sadece Başkan Nixon sorunu yoktu. Nixon’un Gerald Ford’dan önceki Başkan Yardımcısı olan Spiro Agnew da yolsuzluk suçlamasıyla görevden ayrılmış, yerine Senatör Gerald Ford Aralık 1973’te Başkan yardımcısı olarak atanmıştı. Başka üst düzey yetkililer, Henry Kissinger dahil olmak üzere, çeşitli usulsüzlükler ve kendi çalışanlarının telefonlarının dinlenmesi (wire-tapping) gibi suçlamalara konu olmaktaydı. Üstelik 1973 yılında Orta Doğu’da patlak veren Yom Kippur savaşı sonrasında güçlü bir dayanışma gösteren OPEC’in aldığı ambargo kararıyla büyük bir enerji (petrol) krizi patlak verdi. ABD ekonomisi yüksek enflasyon ve yavaşlamayla karşı karşıyaydı. Bu ortamda yapılan 1976 seçimlerini DP adayı Jimmy Carter az bir farkla da olsa kazanmıştı.
Jimmy Carter birçok bakımdan farklı bir siyasal kişilik sergilemekteydi. ABD’nin güney eyaletlerinden olan Georgia’nın bataklık ve ağaçlık bir bölgesindeki Plains kasabasında aile çiftliğini işleten bir çiftçiydi. 1920’lerde doğduğu çiftlik evi babası tarafından inşa edilmişti, elektriği yoktu; eve elektrik 1930’larda küçük Jimmy onlu yaşlarındayken bağlanabilmişti. Yaşadığı kasabadaki okula gittiğinde sınıfındaki ender beyaz öğrencilerden birisiydi. O zaman müthiş bir ırk ayrımcılığı ortamında olan Amerikan toplumunda Afrika kökenli arkadaşlıklar geliştirmek beyazlar için hiç de sıradan ve kolay bir süreç değildi. Ancak Jimmy Carter bu dönemde, Afrika kökenli yaşıtlarıyla hayatı boyunca sürecek olan arkadaşlıklar kurmayı başardı. Bu ona hem güneydeki siyasal yaşamında hem de ulusal siyasal hayatında önemli bir özellik kazandırdı. ABD’nin ırk ayrımcılığı sorununun azaltılmasında Başkan Carter’ın rol oynayabilmesi, ırk ayrımcılığına inanmaması ve bu soruna yanlı yaklaşmaması dolayısıyla mümkün oldu. Güney’in aksanıyla İngilizce konuşuyordu. Eğitiminde başarı göstermiş, bahriyeye girmiş ve mühendislik eğitimi alarak, nükleer denizaltıda mühendis subay olarak çalışmaya başlamıştı. Ancak, babasının ani ölümü sonrası, eşine de danışmadan ve hatta onun da direncine karşın Plains, Georgia’ya dönüp çiftçiliğe başlamıştı. Kısa süre sonra Georgia siyasetine ilgi duymaya ve orada çeşitli görevlere gelmek için seçimlere girmeye başladı. 1970’lerin başında Georgia’nın valisi (governor) olarak seçilmişti. 1976 seçimlerine girdiğinde Georgia valisi de olan, yerfıstığı üreten bir çiftçi olarak tanınmaktaydı.
Dindarlık ve Laik Demokratik Yaşam Örneği
Başkan Jimmy Carter’ın çok farklı bir özelliği daha vardı. İnanmış bir Güneyli (Southern) Baptist (Protestan) olarak yaşayan birisiydi. Kilisesinde vaaz veren, Pazar günleri kilisede yapılan dini toplantılarda dersler verecek kadar bilgili ve inançlı birisiydi. Elinin altında hep İncil bulunduran ve onu hayatta rehber olarak kullanan bir dindardı. Bu özelliği doğal olarak seküler Amerikalılar ve siyaset erbabı için sorun veya zorluk olarak görüldü. Başkan Carter’ın bu karakteri ABD Anayasası’nın kiliselere ayrıcalık tanımayı yasaklayan sekülerlik (laiklik) ilkesiyle nasıl bağdaştırılabilecekti? Bu sorunun yanıtı kısa zamanda anlaşıldı: “Bay Carter başkan olarak misyonerlik yapmadı, inandığı gibi davrandı: otobiyografisine ‘İnancını Korumak’ adı verildi. Ayrıca doktriner de değildi, Güneyli Baptist Konvansiyonu’yla bağlarını kopardı çünkü [Konvansiyon] kadınlara eşitlik vermekten imtina ediyordu. Oval Ofis’teki son eylemi halkının özgürlüğü için dua etmekti; oradaki son ziyaretçisi ona yönetimi sırasında hiçbir vatandaşın savaşta öldürülmediğini hatırlattı. Bu, onun için yeterli bir teselli oldu.” (4) Başkan Carter bir siyasal köktendinci olmadığı gibi dinci bile değildi, sadece dinin ahlak ve etik konusundaki mesajını kalbine ve beynine yerleştirmeyi başarmış inançlı bir kişiydi. Alçakgönüllü, sokaktaki insanla duygudaşlık (empati) kurabilen, mütevazı bir kişi olarak hayatı ahlaklı ve etik kararlar alarak yaşamayı dindarlığının merkezine koymuş bir insandı. Siyasetçi olarak da halkına hep doğruları söyledi. Florida’daki yazlık Beyaz Saray gibi pek kullanılmayan kamu binalarını elden çıkartarak, tasarrufa özen gösteren, israftan kaçınan bir kamu harcamaları siyaseti yürüttü. Beyaz Saray’da çalışanların en üst düzeydekiler dâhil olmak üzere ceplerinden ücretini ödeyerek kamu vasıtaları veya taksi kullanarak işe gelip gitmelerini sağladı. Kamu harcamalarını olabildiğince kısarak ve kendisi için de tutumlu şekilde harcamalar yaparak Başkanlık yaptı. Başkan Carter ve ekibinin hiçbir yolsuzluk haberi olmadı. Barışa inanan bir Başkan olarak Amerika’yı hiçbir savaşa sokmadı; özellikle gençlerin hayatlarını anlamsız savaşlarda, muharebe alanlarında söndürmedi. Vietnam Savaşı’nın sonrasındaki zehirli siyasal ortamın sona ermesinde önemli bir rolü oldu. 1977’de Panama’yla bir antlaşma imzalayarak 1914’te inşaatı ABD tarafından tamamlanarak trafiğe açılan ve o zamandan beri ABD tarafından işletilen Panama Kanalı bölgesini Panama devletine verdi. Bu adım özellikle ABD ve Latin Amerika arasındaki ilişkilerde bir yakınlaşma sağladı ve Latin Amerika’da demokratikleşme dalgasının güçlenmesinde rol oynadı. Barış, insan hakları ve özgürlüklere dayalı dış politika geliştirmek için önemli girişimlerde bulundu. Özellikle komşularla iyi geçinme olarak anladığı dinin mesajını dış politikada da sürdüren bir barışçıl dış politika izledi; Amerikan iç siyasetinde de ırklar arası ilişkilerde barışçıl bir dönemin yaşanmasında liderliği önemli oldu.
Başkan Jimmy Carter’ın çizdiği siyasetçi profili dinin öğretisinin kamu yaşantısında ahlaklı, etik kurallara ve ilkelere sadık kalınarak alınan kararlarla kamu malını son derecede tasarruflu kullanmak, kamu harcamalarında israf ve yolsuzluğa yol açmadan, başta ırk ve cinsiyet olmak üzere her türlü ayrımcılığı ortadan kaldırmaya yönelik davranmak olarak uygulanmasını sağladı. Kişisel hayatında dindar, kamusal hayatında dürüst, ahlaklı ve etik karar alıp uygulama olarak özetlenecek bir siyasal kariyere sahip olan Başkan Carter; The Economist’in yukarıdaki satırlarda zikredilen makalesinin başlığında belirtildiği gibi, muhtemelen Amerika’nın en erdemli başkanı oldu.
Erdem ve Siyaset
Başkan Carter’ın uyguladığı ahlakçı ve etik yönetim Amerikan iç siyasetinde özellikle ırk ve cinsiyet ayrımcılığı konusunda kalıcı etkilerde bulundu. Kendisinden evvel başkanlık yapmış olan başkanlardan daha fazla sayıda kadını federal hükümet ve yargıda önemli siyasal mevkilere atamasıyla tarihe geçti. (5) Eğitimde özellikle fırsat eşitliğini ve dolayısıyla yoksul ailelerin çocuklarını, ki bunların arasında çok sayıda Afrika kökenli Amerikalı vardı, destekleyen eğitim programları ve politikalarını hayata geçirdi. (6) İç politikada özgürlükleri ve eşitliği ilerletirken, dış politikada da insan hakları esaslı politik kararları hayata sistematik olarak geçirmeye başlayan ilk başkan oldu.
Bu girişimlerini çevre ve enerji konularında attığı adımlar izledi. Büyük bir enerji krizi ve onun tetiklediği enflasyonla uğraşmak zorunda olan Carter yönetimi, çevreye zarar vermeyen enerji yatırımlarına, özellikle güneş enerjisi kullanımına öncelik vererek enerjide Amerikan’ın dışa bağımlılığını azalttı. Geniş toprakları, başta Alaska Eyaleti’nde olmak üzere, ulusal park olarak kullanıma tahsis ederek korumaya almış oldu.
Tüm bu gelişmelere karşın Soğuk Savaş’ta olan dünyada başkanlık döneminin ortasına rastlayan 1979 yılı önemli bir kavşak veya kırılma yılı oldu. Sovyetler Birliği, Afganistan’ı işgal etti. İran’da Şah Rıza Pehlevi yönetimi ve Monarşi siyasal dinciler ve komünistlerin ortaklaşa başlattığı bir ayaklanmayla devrilerek yerine İslam Cumhuriyeti kuruldu. Her iki gelişme de ABD’nin, Asya’da Vietnam Savaşı sonrasında Sovyetler Birliği karşısında güç kaybetmekte olduğu izlenimini pekiştirdi. Üstelik İran’da ABD Büyükelçiliği ayaklanmacılar tarafından basılarak çalışanlar rehin alındı. Bu rehineleri kurtarmak için girişilen askeri harekât tam bir başarısızlıkla sonuçlanırken, harekât sırasında Amerika ordusunun yaptığı uçak kazaları ve zayiat Carter’ın ciddi ölçüde eleştirilmesiyle sonuçlandı. Ahlak anlayışı nedeniyle olanları üstlenen başkan Carter, bu konuda da seçmenlerine doğruyu söylemeye devam etti ve tüm sorumluluğu üstlendi. Rehineler, görev döneminin sonuna kadar Carter’ın eleştirilmesinde etkili bir unsur olmaya devam etti. Ancak kendisinden sonra Başkan olan Ronald Reagan yönetimi sırasında rehine krizi çözülebildiyse de, rehinelerin Carter dönemi üzerindeki gölgesi hiç unutulmadı. Nitekim bugün de Başkan Carter’ın 1980 seçimlerini İran rehine krizi ve ekonomideki olumsuzluklar yüzünden kaybettiği iddia ediliyor.
ABD ekonomisi 1973 enerji krizi sonrasında, Başkan Carter’ın uyguladığı kamu harcamalarını denetim altına alan ve azaltan uygulamaların da etkisiyle küçülürken (recession) çift haneli yüksek enflasyon yaşamaya devam etti. Teknik olarak İngilizce tabiriyle stagflation (eşanlı duraklama ve enflasyon) yaşayan ABD ekonomisinin performansının bir türlü iyileşememesi de Carter yönetiminin aldığı seçmen desteğini azalttı. 1980 seçimlerini Cumhuriyetçi aday Ronald Reagan kazanarak, Jimmy Carter’ın bir dönemlik başkanlık dönemini sona erdirdi.
İnancını İnsanlığın İyiliği (Ahlak) için Seferber eden Siyasetçi: Jimmy Carter
Jimmy Carter’ın bugün hatırlanan hayatının en önemli kısmı, 1980 sonrasında hayatının son 44 yılındaki başarıları oldu. Carter, Georgia’da bir merkez kurdu (Carter Center). Bu merkezde düşük gelirli ailelere ev yapılması gibi sosyal yardım projelerini sadece Georgia’da değil, tüm ABD ve dünyada uyguladı. Barış, insan hakları ve özgürlük üzerindeki çalışmalarını da aynı şekilde tüm dünyada sürdürdü. 2002 yılında Barış Nobeli aldığında, ki bu ödül Camp David’de Mısır ile İsrail arasında barış tesis etmesi nedeniyle kendisine verilmişti, bu ödülü en fazla hak eden siyasetçilerden birisi olarak kabul gördü. Nitekim İsrail ve Mısır arasındaki Camp David Anlaşmaları’nın (1978) mimarı da oydu. Camp David Anlaşmaları daha sonra Ürdün ile İsrail (1994) ve 2020’deki İsrail ile Körfez ülkeleri, Sudan ve Fas arasındaki İbrahim Antlaşmalarına giden yolu açan girişim oldu.
Carter Center barışın yanı sıra insanlığın acı çekmesini sonlandırmak için hastalık ve yoksullukla mücadele, çatışma çözümü ve demokrasi ile insan haklarını geliştirmek veya yerleştirmek için 80 ülkede çalışmaktadır. (7) Bu merkezde Başkan Carter ve 77 yıl evli kaldığı eşi Eleanor Rosalynn Carter’ın da fiilen katıldığı birçok proje söz konusu oldu. Başkanlık sonrasında bu kadar uzun bir süre insanlığa hizmet eden, bu kadar proje yürütmesi onun bir kez daha alçakgönüllü ve ahlaklı bir kişilik olarak kabul edilmesine yol açtı. Siyasette dindar bir kişi olarak yolsuzluk, israf ve hak ihlallerine fırsat vermeyen bir ahlak ve etik davranış örüntüsü üretebileceğini gösteren bir siyasetçi olarak Başkan Jimmy Carter, sadece ABD için değil, dünya için de yeri pek de kolay doldurulamayacak bir rol modeli olarak anılmaya devam edecektir.
Son Notlar
- Washington Post (5 Ocak, 2025): “Jimmy Carter would not tell a lie: Did his Honesty Doom his Presidency?” https://www.washingtonpost.com/nation/2025/01/05/jimmy-carter-honesty/
- Ersin Kalaycıoğlu (17 Ocak 2018) “Gerçek-ötesi Siyaset” Sarkaç (https://sarkac.org/2018/01/gercek-otesi-siyaset/) ve Ersin Kalaycıoğlu (22 Ocak 2018) “Gerçek-ötesi Siyasetin İktidardaki İlk Yılı,” Sarkaç (https://sarkac.org/2018/01/gercek-otesi-siyasetin-iktidardaki-ilk-yili/).
- Başkan Nixon ve Watergate için bakınız Encyclopedia Britannica (https://www.britannica.com/event/ Watergate-Scandal/Watergate-trial-and-aftermath).
- The Economist (29 Aralık 2024) “Jimmy Carter was perhaps the most virtuous of all America’s presidents” (https://www.economist.com/obituary/2024/12/29/jimmy-carter-was-perhaps-the-most-virtuous-of-all-americas-presidents). Çeviri yazar tarafından yapılmıştır.
- “1979’un sonuna kadar, Jimmy Carter tarafından yapılan 2.110 atamanın %22’si kadınlara gitmişti. Bunlar arasında, müsteşar yardımcısı olarak görev yapmış 5 kadından 3’ü ve yardımcı sekreter olarak görev yapmış tüm kadınların %63’ü vardı. Federal mahkemeye kadın atama sicili de yeni bir çığır açmıştı. Ocak 1982 itibarıyla federal mahkemedeki 670 yargıcın 46’sı kadındı; bunların 42’si Başkan Carter tarafından atanmıştı.” (Susan J. Carroll ve Barbara Geiger-Parker, Women Appointed to the Carter Administration: A Comparison with Men, (Center for the American Woman and Politics, Eagleton Institute of Politics, Rutgers -The State University of New Jersey, 1983): Introduction ix).
- Başkan Carter aynı zamanda Federal Eğitim Departmanı’nı bağımsız bir birim olarak kuran başkan oldu. Beverly Lindsay, (8 Ocak 2025) “Jimmy Carter’s Underlying Belief in the Value of Education,” University World News (https://www.universityworldnews.com/post.php?story=202501080755 38647#:~: text=Under%20Carter%2C %20the%20federal%20Department, within%20the%20Department%20of%20Education.)
- Bakınız https://www.cartercenter.org/about/mission.html






Bir cevap yazın