İstiklal Savaşı’nın Finansmanı – Vural Fuat Savaş (İTD 77)


Giriş

İstiklal Savaşı bu ülkenin, Cumhuriyet’in temel direğidir. Bu savaş kazanılmamış olsaydı ne bu ülke bizim olurdu, ne de Cumhuriyet olurdu. İstiklal Savaşı’nın sebepleri ve sonuçları siyasal, ekonomik ve sosyal yönlerden incelenmişse de, yeteri kadar incelenmemiş bir yönü vardır: finansmanı! Gerçekten de her yanı İngiliz, Fransız ve İtalyan güçleri tarafından işgal edilmiş ve 1919’ da bu güçlerin teşvikiyle İzmir’i işgal etmiş Yunan güçleri bu ülkeden nasıl sökülüp atılmıştır? Sadece bu düşmanlarla değil, İstanbul’daki Osmanlı Hükümeti ile ve yurdun dört bucağında artarda patlak veren iç isyanlarla mücadele eden Kuvayı Milliye nasıl muzaffer olmuştur? Derin bir yoksulluk içinde bulunan ve “asli gücünü” Balkanlarda, Kuzey Afrika kıyılarında, Orta Doğu’da ve Kafkaslar ’da yaptığı savaşlarda tüketen Anadolu halkı bu savaş için kaynakları nereden ve nasıl bulmuştur? Kısacası İstiklal Savaşı nasıl finanse edilmiştir? İncelenmesi gereken temel konulardan biri de budur.

Mustafa Kemal’in İki Gücü

Ulusal her sorunun çözümünde olduğu gibi, finansman sorununun çözümünde de ana kaynak Mustafa Kemal’dir. Mustafa Kemal ne yapacağını bilen insanların kararlılığı ile, Samsun’a 9. Ordu Müfettişliğine gönderileceği zaman, hem askeri ve hem de mülki yetki istenmiştir.

Dolayısı ile müfettişlik görevini yaparken sadece komutanlara değil, vali, mutasarrıf ve kaymakam gibi idari görevlilere de emir verebilecekti. Mustafa Kemal Paşa bu yetkilerini önce 9. Ordu Müfettişi sıfatıyla, daha sonra Heyeti Temsiliye Reisi ve daha sonra da Büyük Millet Meclisi Başkanı olarak kullandı. Önce görev bölgesinde, daha sonra da bütün Anadolu’da tüm devlet görevlileri Mustafa Kemal’in emrine tabi olmuştu.

Osmanlı’nın Finans Durumu

Bilindiği gibi bir ülkenin başlıca finansman kaynakları şunlardır:

– Vergiler (vasıtalı – vasıtasız)
– Para Arzı ( emisyon )
– Borçlanma
– Yabancı Sermaye

Her devlet “kamusal hizmetlerini” bu kaynakları kullanarak finanse eder. Osmanlı devlet gelirleri: aşar, arazi vergisi, bina vergisi, özel ormanlar vergisi (ağnam) gelir vergisi, madenler su ve kara avcılığı vergisi, gümrük vergisi, damga vergisi, gemi, tapu, yargı, pasaport ve konsolosluk harçları ile tuz, tütün av malzemelerinden oluşmaktaydı. Ancak bu devlet gelirlerinin önemli bir bölümünün yönetim ve tahsili yabancı dış borç alacakları adına Düyunu Umumiye ve Reji İdaresi’ne bırakılmış durumdadır.

19 Mayıs 1919 günü yürürlükte olan bu vergi, harç ve tekel gelirlerine ilişkin kanunlar, Kurtuluş savaşı finanse edecek devlet gelirlerinin temelini oluşturacaktır. Kuşkusuz gerektiği zaman bu vergi ve harçların oranları arttırılacak ve yeni vergiler konulacaktır.

İstiklal Savaşı’nın finansmanında, bence en önemli karar İstanbul’un 16 Mart 1920’de İngilizler tarafından işgal edildiği gün alınmıştır. Mustafa Kemal’in imzasıyla bütün askeri ve mülki erkana gönderilen bu Heyeti Temsiliye bildirisi ile “ düşman işgali altında bulunan İstanbul’a her türlü vergi ve harç gelirlerinin gönderilmesi” yasaklanmıştır. Böylece toplanan vergi ve harç gelirleri, bundan böyle Ankara’ya gönderilecekti. Bu bildiri ile artık Ankara’da da bir ikinci hükümetin oluştuğu dünyaya ilan edilmiş oluyordu.

Osmanlı İmparatorluğu’nda yıllık bütçe hazırlanmasına 1909 yılından itibaren başlanmıştır. Trablusgarp ve Balkan Savaşları nedeniyle uygulanan bütçe sonuçları birbirinden farklı olmuştur. Bütçe açıkları 1909-1910 yıllarından itibaren hızlı ve devamlı bir artış göstermiştir.

Söz konusu dönemde uluslararası para sistemi “altın para sistemi” idi. Bir devlet sahip olduğu altından fazla basmak isterse bunu ancak “borç senetleri” çıkararak yapabilirdi. 1914-1918 yıları arasında Osmanlı İmparatorluğu Düyunu Umumiye garantisi altında tekrar kağıt para çıkarmaya başlamıştır.

Osmanlı İmparatorluğu’ndan 255 milyon nominal sermayeye sahip 87 özel yabancı şirket devralınmıştır. Dolayısı ile Osmanlı yönetim yabancı sermayeden bir “ finans sermayesi” olarak yasaklanmamıştır.

Ulusal Kongrelerin Finansmanı

Hatırlanacağı üzere Mustafa Kemal, İstiklal Savaşını “halk egemenliği” ilkesine dayandırmış ve bunun için de her kararı vatandaşlardan oluşan “Halk Kongresi’nde almayı tercih etmiştir. Birinci Erzurum Kongresi, ikincisi Sivas Kongresi’dir. Kendisi İstanbul’dan çıkarken aldığı yolluğu ve maaşı Samsun, Havza ve Erzurum yolculuğunda tüketmişti. Bu nedenle Erzurum’dan Sivas’a bir emekli askerin bağışladığı 900 lira ile gelmişler, Sivas’tan Ankara’ya Mazhar Müfit Kansu’nun Osmanlı Bankası’ndan aldığı bin liralık kredi ile sağlarlar. Bu seyahatlerde katlanmadıkları sıkıntılar cidden çok ağırdır.

Büyük Millet Meclisi ve İlk Bütçeler

Büyük Millet Meclisi açıldığı gün, 23 Nisan 1920, vatanın çeşitli bölgeleri düşman işgali altında olduğu için ne yönetilecek vatanın sınırları ne de vatandaşın sayısı belliydi ve Meclis, yönetim yetkisini ilk defa “ geçici bütçeler” ile kullanmaya başlamıştır. Geçici bütçe, kısa dönemler için Maliye Bakanlığına verilen “ön ödeme” (avans) ve “ek ödeme yetkisi’nden” oluşuyordu. İstiklal Savaşı Bütçeleri 1920, 1921 ve 1922 yıllarına ait bütçelerdir.

1920 Yılı Bütçesi

Meclis açıldıktan sonra Maliye Bakanlığı bütçe hazırlama çalışmalarına başlamıştı. Fakat Düşman işgalinden arta kalan toprakların normal zamanda nasıl bir bütçe ile yönetileceği bilinmediği gibi, içinde bulunan olağanüstü durumun böyle bir bütçeyi nasıl etkileyeceği de kestirilemiyordu. Ayni şekilde gelirlerin de nasıl bir seyir göstereceği bilinmiyordu. Bu nedenle 1 Mayıs- 31 Ekim 1920 dönemini kapsayan ilk altı ay için “geçici bütçe” yapılmasına karar verildi.

Bunun üzerine 6 Mayıs 1920 günü bütün vilayetlere, Mart ve Nisan aylıklarının geçen yıla oranla tahakkuk edecek şekilde, diğer harcamaların ise geçen yıl verilen ödenek miktarını aşmaması dikkate alınarak ödemeler yapılması tebliğ edildi. Mayıs ve Haziran aylarında tahakkuk edecek aylık ve diğer harcamalarında bu şekilde ödenmesi gerektiği bildirildi. Ekim 1920 yılına gelindiğinde bu bütçe aynen 20 Ekim 1920 günü tekrar ilan edilmiştir.

Bütçede Kasım ve Aralık ayları için 11.923.400 liranın avans olarak harcanmasına Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır. Eylül Ayı sonunda yeni gelir kaynaklarına ihtiyaç duyulunca altı gelir vergisi kanunu çıkarılmış, tüketim malları üzerinden alınan vergiler 2-5 defa arttırılmıştır. Ayrıca yıl içinde birçok yeni vergiler çıkarıldığı gibi bazı vergilerin oranları yükseltilmiştir.

Büyük Millet Meclisi’nin ilk yıllık bütçe kanun tasarısı, Hükümet tarafından 30 Eylül 1920 günü Meclis’e sunulmuştur. Önce “Muvazenei Milliye” Komisyonu’nda incelenen “Bütçe Tasarısı” Meclis tarafından,1920 Mali Yılı’nın son günü olan 28 Şubat 1921’de kabul edilmiştir.

22 maddeden oluşan 1920 yılı Genel Bütçe Kanunu, sadece devletin gelir ve gider miktarını belirlemekle kalmamış, bundan sonraki genel bütçelerde uyulması zorunlu bazı genel ilkeleri de getirmiştir. Bir kere ülkede vergi koyma ve mevcut vergileri değiştirmek veya kaldırmak sadece Meclis’in çıkaracağı kanunlarla yapılabilecektir. Mali egemenliğin tek sahibi Meclis’tir. Bunun bir sonucu olarak, o güne kadar bir cins mali özerkliğe sahip olan askeri birlikler de merkezi bütçeye tabi olacak ve “sandık” adı verilen mali kuruluşlarını kapatacak ve saymanları Maliye Bakanları tarafından atanacaktı. Yabancı devletlere dönüşmüş eski imparatorluk ülkelerinin payları dış borçlarımızdan düşülecekti.

1920 yılı genel bütçesi, bu genel, ilkeler yanında bütçeyi oluşturan “Gider Bütçesi” ve “Gelir Bütçesi” cetvellerini belirlemiştir.

1921 Yılı Bütçesi

1921 yılı için bütçe hazırlanamamış ve 1920 yılı Genel Bütçe tasarısının kabul edildiği gün olan 28 Şubat 1921’ de çıkarılan bir avans kanunu ile Maliye Bakanlığı’na 1921 yılı için tüm devlet giderlerine  harcanmak üzere iki milyon liralık harcama yetkisi verilmişti. Sakarya Savaşı’na kadar çıkarılan avans kanunlarının verdiği harcama yetkilerinin toplamı yirmi milyon lirayı bulmuştu. Ancak bu yetki Milli Savunma Bakanlığı dışındaki dairelerin giderlerini kapsamaktaydı. Askeri harcamaların avans kanunları ile sınırlandırılması, savunma hizmetlerinin aksamasına neden olabileceği için, Milli Savunma Bakanlığı dışta tutulmuş, askeri harcamalar için Maliye Bakanlığı’na sınırsız yetki tanınmıştı.

1920 yılında yapılan harcamalara göre hazırlanan 1921 yılı Bütçe tasarısı ancak 14 Şubat 1921’de, yani uygulanacağı yılın başlamasına iki hafta kala Meclis’e sunulmuştu. Ancak Çerkez Ethem İsyanı, Birinci İnönü Savaşı gibi nedenlerle meclis gündemi çok yuğun olduğu için sadece 1920 yılı bütçesi görüşülebilmiştir. Bu durumda da 1921 yılına, çıkarılan bir avans yasası ile girilebilmiştir.

26 Şubat 1922 günü kabul edilen 1921 yılı bütçe Kanunu gelir ve gider tahminleri gösteren cetveller ve dairelerin ödeneklerini gösteren bütçeleri olmaksızın, yalnızca 13 Maddeden ibaret bir metin şeklindedir. Meclis ayrıca 1921 yılında çıkardığı yasalar ve Hükümetin çıkardığı kararnamelerle çeşitli gelir arttırıcı önlemler de almıştır.

Tekalifi Milliye Emirleri

1922 yılı bütçesini ele almadan önce 1921 yılında çıkarılan “Tekalifi Milliye” emirlerini kısaca incelemek gereklidir. Meclis 5Ağustos 1921’de Mustafa Kemal’e “Başkomutanlık” ile “Meclis yetkilerini kullanma” yetkisi vermişti. Mustafa Kemal’de 7-8 Ağustos günleri “ulusal Yükümlülük” Emirleri adı verilen ve uyulması zorunlu 10 emir yayınlamıştır. Bu 10 emir, ordunun gireceği Büyük Taaruz’da ihtiyacı olacak her türlü malzemenin ve taşıt hizmetlerinin, bedeli sonradan ödenmek üzere devlete teslimini öngörmüştür. Ayrıntıya girmeden şunu belirtmek gerekir, bu devlet zoruyla toplanan malzemeler, ordularımızın İzmir’e kadar ulaşmasını sağlamıştır.

1922 Yılı Bütçesi

1920 ve 1921 yılı bütçelerinin zamanında ve tam bir bütçe özelliklerini taşır biçimde hazırlanmasına neden olan etkenler, ayni şekilde 1922 yılı bütçesinin hazırlanamamasına neden olmuştu. Kurtuluş Savaşı yıllarının önceki bütçelerinde (1920 ve 1921 bütçeleri) olduğu gibi 1922 mali yılı yaklaştığı zaman elde tüm bütçe özelliklerine sahip hazırlanmış bir bütçe yoktu. Aynen önceki iki yılda olduğu gibi,1922 mali yılının başlamasına bir gün kala Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan bir “avans kanunu tasarısı” Meclis’e sunulmuş ve uzun tartışmalardan sonra kabul edilerek yürürlüğü girmişti. Böylece bu avans kanunu ile Maliye Bakanlığına verilen harcama yetkisine dayanılarak 1922 bütçe harcamaları ve gelir tahlili yapılabilecek, veriler harcama yetkisi yeterli gelmeyince kesin zafere kadar altı avans kanunu daha çıkartılacaktı.

Bu avans kurumların zamanlamasını ve içeriğini şu şekilde özetleyebiliriz: Yaklaşan Büyük Taarruz, ordunun para isteklerini arttırmış ve bu nedenle orduya peş peşe avans kanunları eliyle para yetiştirmek gerekti. Dönemin Maliye Bakanı Hasan Fehmi Aytaç Bey, ellerinde hiç para kalmadığı zaman Osmanlı Bankası Ankara Şubesi’nden,  “bankaya el koyarım” tehdidiyle bir buçuk milyon lira borç aldığını anlatmıştır.

Bu yıl gelir arttırıcı kanunların çıkarılmasına da hız verilmiştir. Bir taraftan mevcut vergilerin oranları arttırılırken, diğer taraftan Yeni vergi kanunları çıkarılmıştır.15 Nisan-18 Nisan 1922 günleri arasında 12 adet vergi kanunu çıkarılmış olup, bunlardan 8 tanesi ile mevcut vergilere zam yapılmış 4 tanesi ile de yeni vergiler getirmiştir.

Dış Yardımlar

İstiklal Savaşı’nın Finansmanında dış kaynakların hemen hiçbir rolü olmamıştır. Bunun bir nedeni dış kaynak elde edilmesi mümkün ülkelerle ( İngiltere, Fransa ve İtalya) savaş halinde bulunmamızdı. Almanya, Avusturya- Macaristan İmparatorluğu ise savaş müttefikimizdi ve mağlup olmuştu. Amerika Birleşik Devletleri ise bir “izolasyon” politikası uyguluyor ve Avrupa’nın sorunları ile ilgilenmiyordu. İkinci ve asıl neden, Mustafa Kemal’in “tam bağımsızlık” ilkesine olan tutkusuydu.

İstiklal Savaşı’nda sadece Sovyet Rusya’dan askeri ve mali yardım sağlanabilmiş ve ayrıca Hindistan Müslümanları küçük bir mali yardımda bulunmuştu.

Sonuç

Kısaca anlattıklarımız İstiklal Savaşı’nın Finansmanı konusunun ne kadar önemli bir konu olduğunu göstermektedir. Bu konunun yeni çalışmalarla, daha ayrıntılı biçimde incelenmesi gerekir.

Kaynakça

Müderrisoğlu, Alp Tekin,1990, Kurtuluş Savaşı’nın Mali Kaynakları, Ankara.
Savaş, Vural Fuat, 2017, Kurtuluş Savaşı’nın Finansmanı, Efil Yayınevi, Basılıyor.

Prof. Dr. Vural Fuat Savaş, 1960 Yılında Eskişehir İktisadi ve İdari Bilimler Akademisi'nde asistan olarak başlayan akademik kariyerine 52 sene sonra, kendi isteğiyle aldığı emeklilik kararıyla noktalamıştır (2012). Çok sayıda telif ve çeviri kitabı yayımlanmış bulunan Prof.Dr. Savaş, halen İktisat ve Toplum dergisi yazı kurulu üyesi olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

Bir cevap yazın